GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, bugün hepimiz, herkes bir vicdan muhasebesi yapmak mecburiyetindeyiz. Günlerdir yüreğimiz yanıyor. Sayın milletvekilleri, bazen bir ülkenin en büyük gerçeği sadece veremediği cevaplarda değil, sormaya cesaret edemediği sorularda gizlidir. Evet, maalesef, Siverek'te meslek lisesinden uzaklaştırılmış bir öğrenci babasının pompalı tüfeğiyle meslek lisesine girip 1'i öğretmen, diğerleri öğrenci 16 kişiyi yaralıyor. Kahramanmaraş'ta bu menfur saldırı, 14 yaşındaki bir çocuk, elinde 5 tabanca, 7 şarjör; öğretmenini, arkadaşlarını hedef alıyor ve 1 öğretmen, 8 öğrenciyi hayattan koparıyor, çok sayıda yaralı öğrenciler var. Bu bir rakam değil, istatistik değil, bu bir ülkenin geleceğinin vurulmasıdır sayın milletvekilleri. Ölenlere rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor, ailelere sabırlar diliyorum.

Şimdi, kendimize dürüst bir soru soralım: Biz bu olayı nasıl açıklayacağız? "Bu çocuk sorunluydu." deyip geçecek miyiz? "Psikolojisi bozuktu." diyerek kendimizi rahatlatacak mıyız? "İstisnai bir vakaydı." diyerek dosyayı kapatacak mıyız veya dijital platformların esiri olmuş bir öğrenci olarak mı bir çocuk olarak mı değerlendireceğiz? Eğer bunu yaparsak sadece gerçeği örtmüş oluruz çünkü bu olay tek bir çocuğun karanlık dünyasıyla açıklanmayacak kadar büyüktür. O silahlar bu çocuklara ait değildi; babaya aitti, evdeydi, erişilebilirdi, kullanılabilir durumdaydı. Nitekim, olay sonrası babanın tutuklanması, bu meselenin yalnızca bir çocuk suçu olmadığını, bir ihmal ve sistem sorunu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Medya kaynaklarına yansıyan bilgiler Kahramanmaraş failinin silahlarla daha önce tanışık olduğunu, hatta atış ortamlarına götürüldüğünü göstermektedir. Bu ne demektir biliyor musunuz? Bu, bir anlık cinnet değildir; bu, imkânı hazırlanmış, zemini oluşmuş bir şiddettir ve burada en kritik eşik şudur: Bir çocuk nasıl olur da bir okula bu kadar silahla girebilir? Bu sorunun cevabı tek başına o çocukta değildir sayın milletvekilleri, bu sorunun cevabı denetim zincirinin kırıldığı yerdedir. Daha da vahimi şudur: Bu çocuk okula girerken hiç kimse "Dur!" dememiştir; ne bir güvenlik filtresi ne bir risk algısı ne bir erken uyarı mekanizması devreye girmiştir. Bu da bize şunu göstermektedir: Okullarımız böyle tehditlere hiç hazırlık yapmamış o kadar okul güvenliğinden bahsedip önerilerde bulunmamıza rağmen. Hâlbuki, akran zorbalığının aşırı çoğaldığı, çocuk çetelerinin fütursuzca cinayet işleyip herkesi tehdit ettiği, okul çevresinde bağımlılık yapan madde satıcılarının cirit attığı bir ortam varken sayın milletvekilleri, bu katliamdan, o silahların bulunduğu evin, o silahların denetlenmediği sistemin, o riski görmeyen mekanizmaların da sorumluluğu yok mudur? Bu olay, bireysel bir fail üzerinden patlayan yapısal bir krizdir. Silah evdedir, bu bir yapısal sorun. Denetim yoktur, bu bir yapısal sorun. Dijital şiddet yaygındır, bu bir yapısal sorun. Rehberlik çok yetersizdir, bu bir yapısal sorun. Okul güvenliği yoktur, güvenlik görevlileri yoktur; bu bir yapısal sorun. Aile, okul, toplum bağları zayıftır, bu da yapısal bir sorun. Fail tetiği çekmiştir ama o tetiğe giden yolu sistem döşemiştir yani bu olay, bireysel bir patlama değil, yapısal bir kırılmadır. Bakınız, yıllarca "Bizde olmaz." diyerek ihmal ettiğimiz bir gerçek artık kapımızı çalmıştır. Tehdit artık sadece okulun dışından gelmemektedir, tehdit aynı zamanda artık okulun içindedir.

Değerli milletvekilleri, bu çocuklar gerçekten bir anda mı bu hâle geldi? Hiç mi sinyal vermedi? Hiç mi öfke biriktirmedi? Hiç mi davranışlarında değişim olmadı? Bir çocuk şiddeti hayal ederken, şiddeti planlarken, şiddeti bir çözüm olarak görmeye başlarken ailesi neredeydi, okulu neredeydi, rehberlik sistemi neredeydi, devlet neredeydi? Bu çocuk şiddeti nereden öğrendi? Sadece evden mi, sadece çevresinden mi, yoksa elinin altındaki telefon, bilgisayar, tablet mi, yoksa mafyayı kutsayan dizilerden mi? Değerli arkadaşlar, bugün çocuklarımız sadece bizim yetiştirdiğimiz bir dünyada büyümüyor artık. Onlar aynı zamanda algoritmaların yönlendirdiği, şiddetin normalleştirildiği, katillerin ikon hâline getirildiği, nefretin, öfkenin, aşağılamanın alkış aldığı bir dijital dünyanın içinde büyüyor. Şimdi size soruyorum: Biz bu dijital dünyayı ne kadar denetleyebiliyoruz? Denetleme imkânı yok muydu bugüne kadar, olayın olması mı beklendi? Bir çocuk, bir katili neden rol model olarak görür? Bir çocuk, neden bir saldırıyı sadece bir suç olarak değil, görünür olmanın yolu olarak algılar? Ve daha da acısı bir çocuk neden öldürerek hatırlanmak ister? Bir çocuğun önüne çıkan içerikleri kim denetliyor? Dijital platformlar sadece özgürlük alanı mı, yoksa aynı zamanda bir risk alanı mı? Bunları zaten soruyoruz ama cevabını uygulayamıyoruz. Evet, okullarda güvenlik nerede, risk analizi nerede, önleyici sistem nerede? Yoksa biz hâlâ "bizde olmaz" rehaveti içinde miyiz?

Şimdi, sormamız gereken çok daha kritik bir soru var. Bu olay gerçekten önlenemez miydi, yoksa göz göre göre gelen bir risk miydi? Kahramanmaraş'ta idik, bizlerle görüşen çok sayıda veli ve aile birliği üyesinin bize aktardıkları bilgilerden anlıyoruz ki -basına da yansıdı zaten bu konular- olayın yaşandığı okulda kısa süre, yaklaşık bir ay önce veliler ve öğrenciler tarafından sevilen müdür, müdür yardımcıları ve bazı öğretmenler görevden alınmış, başka okullara yollanmışlar, sudan sebeplerden, yerlerine yeni bir kadro görevlendirilmiş ve yine, ifade ediliyor ki görevden alınan idareciler okuldaki sorunlu öğrencileri, riskli profilleri ve davranış kalıplarını yakından tanıyan kişilermiş. Eğer bir okulun yönetimi değişiyor ama o okulun çocuklarına dair kritik bilgiler yeni yönetime aktarılmıyorsa bu sadece bir eksiklik değil, açık bir kurumsal zaaf değil midir sayın milletvekilleri? Yoksa bir okul sadece idari bir kadro değişimiyle hafızasını da mı kaybetti? Millî Eğitim Bakanlığına açıkça sormak gerekir: Okullarda yönetici değişikliklerinde riski öğrenci takibi için zorunlu bir devir mekanizması var mıdır? Varsa bu olayda neden işlememiştir? Yoksa neden hâlâ kurulmamıştır?

Sayın milletvekilleri, ebeveynler olarak biz çocuklarımızı gerçekten tanıyor muyuz? Onların korkularını biliyor muyuz, onların yalnızlığını görüyor muyuz, onların öfkesini hissedebiliyor muyuz? Yoksa sadece notlarını, sınavlarını, başarılarını mı takip ediyoruz? Bir çocuk içten içe kırılırken, içinde bir öfke büyürken, şiddeti bir çıkış yolu olarak görmeye başlarken biz gerçekten onu duyuyor muyuz? Evet, eğer bugün doğru soruları sormazsak yarın daha ağır sonuçlarla karşılaşacağız ve eğer bu ihmaller zinciri araştırılmazsa biliniz ki bu sadece bir okulun değil, bir sistemin sorumluluğu olarak tarihe geçecektir. Sadece, bu araştırma komisyonu kurulduğunda meselelerin üstünün örtülmemesini hepinizden rica ediyorum. Bu yüzden diyoruz ki bu mesele derinlemesine incelenmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ŞENOL SUNAT (Devamla) - Bu araştırma önergesi kapsamında, ev içi silah güvenliği ve denetim mekanizmaları incelenmelidir, okullarda güvenlik altyapısı ve risk analizleri yeniden ele alınmalıdır, rehberlik hizmetleri sadece akademik değil, psikososyal riskleri kapsayacak şekilde güçlendirilmelidir, dijital şiddet kültürü ve çocuklar üzerindeki etkileri araştırılmalıdır, erken uyarı sistemleri kurulmalı ve aile-okul iş birliği zorunlu hâle getirilmelidir.

Sayın milletvekilleri, eğer bir toplum çocuklarını koruyamıyorsa o toplum gerçekten güvende midir diye sorarak konuşmamı bitiriyor, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)