| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazında yirmi beş yılda koşullu salıverme şartlarının değerlendirilmesini öngören kanun teklifi üzerine söz aldım.
2024'te, 2025'te, farklı tarihlerde aynı teklifi sunmuştum ama hâlâ komisyonda bekletiliyor. "İnsanlık dışı infaz rejimi" olarak tariflediğimiz bu rejimle ilgili geçmiş partilerimiz tarafından şu an komisyonlarda bekletilen 100'den fazla benzer teklif var, yıllar geçti ancak tek bir adım atılmadı, tek bir değişiklik yapılmadı. Oysa AİHM'in 18 Mart 2014 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan için vermiş olduğu kararda bu rejimin insanlık dışı rejim olduğu tespit edilip değiştirilmesi ve kanuni düzenleme yapılması süresi verilmişti. Ardından, Kaytan, Gurban, Boltan kararlarıyla bu hukuksuzluk defalarca tescillendi. Sözleşme açık, Anayasa 90 açık, bu kararların hepsi bağlayıcı ama gereği yerine getirilmedi, mevzuat değiştirilmedi, işkence rejimi sürdürüldü, mahpuslar hapishanelerde ölüme ve yok oluşa sürüklendi.
Değerli vekiller, günlerdir televizyonda konuşuyor, burada ifade ediyoruz: İnsan insana saldırarak öldürebilir, kaza insanı öldürebilir, ihmal, deprem, sel, afet insanı ihmalle öldürebilir, bir de insanları öldüren yasalar vardır. İşte, bu ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının yöntemi bir katil yasadır çünkü bu yasa idam kaldırıldı diye getirildi ancak idamın yerine ölümü zamana yayan ağırlaştırılmış müebbet rejimi konuldu. Üstelik, bu düzenleme 99'dan 2004'te kadar siyasal arka planı olan, kişiye özel getirilen, istisna rejimi olarak getirilen şekilde inşa edildi, sonra ise o istisna büyüdü, yıllar içinde bir kişiyi aşarak binlerce insanı kapsayan yapısal bir kolektif zulüm sistemine dönüştü. Bugün bu öldüren katil yasadan etkilenen 4 binden fazla insan var. 4 binden fazla insanın hapishanelerde nefes almasına izin verilip bir gün özgürlüğüne kavuşma umudu vermeden tek kişilik hücrelerde, ağır tecrit koşullarında tutma modern çağın sessiz infaz etme biçimidir. Bu işkence rejimi devlet eliyle kurgulanmış örgütlü bir umutsuzluktur.
Değerli vekiller, bunu teorik, sosyal, felsefi olarak mahkeme kararlarından soyut anlatmıyorum, her biri bir can, her biri bir hayat. Bakın, Abdülkadir Kuday ağır ALS hastasıydı, 40 kiloya düşmüştü, burada ve Komisyonda -o zamanki Alt Komisyon Başkanımız hatırlar- defalarca kez söyledik ama kanunda "İnfaza ara verilmez." hükmü olduğu için maalesef 2 Ekim 2024'te hapishaneden cansız bedeni çıkarıldı. Yine, Mehmet Çeviren, ağırlaştırılmış müebbet cezası verildi. Böyle diyoruz ama aslında buna "ağırlaştırılmış ölüm cezası" dememiz gerekir. Bu infaz rejiminden sonra kesinleşmeyle beraber iki buçuk yıl tek başına bir odada tutuldu, insanlarla temas talebi reddedildi; sosyal temas, kurs, etkinlik, tüm talepleri zaten kanunda dakikalarla sınırlı olmasına rağmen bunlar bile verilmedi ve sekiz gün önce ölüm haberi geldi.
Bugün ölümün kıyısında, hapishanede olan yüzlerce mahpustan biri de Abdurrahim Demir; yüzde 90 engelli, Tekirdağ F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutuluyor, ileri derecede kronik hastalıkları var ama çoklu, ilerlemiş ATK raporlarına rağmen, yaşam mücadelesi vermiş olmasına rağmen bu yasadaki "İnfaza ara verilmez, ölünceye kadar infaz edilir." mantığı ve düzenlemesi nedeniyle, infaz rejimiyle işkencede tutulmaya devam ediyor.
Şimdi soruyoruz: Bir kişiyi sesten, temastan, ortak yaşamdan, yarından koparıp ondan sonra ortaya çıkan, bireysel bir sonuçmuş gibi anlatabilir misiniz? Hayır. Burada, inkâr edilemez kurumsal, siyasal bir sorumluluk vardır; arkasında duranların da bu katle ortak olduğu, öldüren bir katil yasa vardır. O yüzden, bu kanun teklifini teknik bir teklif olarak değil, öldüren ölüm yasalarına karşı bir yaşam teklifi olarak düşünmenizi istiyoruz. İşkence rejimine karşı hukuka dönüş teklifi, yok oluş siyasetine karşı umut hakkı teklifi olarak görmenizi bekliyoruz.
Hukuk, intikam aracı olmaz, olmamalıdır diye yıllardır söylüyoruz. Ceza, bir insanı yok etmeye dönüşemez. İnfaz cezanın sınırı, insan onuru ve insan yaşamının kendisidir. Bu nedenle, yirmi beş yıl, yirmi yıl, on beş yıl verilebilecek bir süre değerlendirmesiyle, koşullu salıverme imkânı verecek şekilde yeniden düzenlenmesi gerekir diyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - Kanundaki "İnfaza ara verilemez." hükmü kaldırılmalı, cezaevlerini mahpuslar için bir mezarı bekleme odası hâline getirmekten çıkaralım diyorum. İşte bu teklifte bir kez daha düşünme hakkı, bir tercih hakkı veriyoruz. Ya bu öldüren ölüm siyaseti ve yasalarının etrafında durmaya, bu katle ortak olmaya devam edeceksiniz ya da yaşamın, umudun, insan onurunun yanında yer alacaksınız.
Gelin, herkesin Meclisten haber beklediği, milyonların gözünün burada olduğu bugünlerde topluma bir ölüm siyasetinden vazgeçildiğini; yaşamdan, hayattan, insan onurundan, adaletten yana olduğunu gösteren bu yasa teklifine "evet" deyin diyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)