| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, evet, biz, bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik Haftası'na girmiş bulunuyoruz. 1920'de kurulmuş bu Meclis ve 106'ncı yıl dönümümüzü kutlayacağız. Birinci Meclis açıldığında Türkiye'nin dört bir tarafı emperyalist işgal altındaydı. Birinci Meclis eliyle, Meclis Hükûmeti eliyle bu memleketten emperyalizm kovuldu ve 29 Ekim 1923'te Cumhuriyet kuruldu, Türkiye Cumhuriyeti devleti kuruldu. Bu nedenle, arkalarımıza hem mahkemelerde hem Meclislerde "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." yazısını yazıyoruz. Ben, bu çerçevede, hem Kurtuluş Savaşını veren hem de cumhuriyeti kuran ve ilan eden Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere bütün cumhuriyet önderlerini saygıyla ve rahmetle selamlıyorum, ruhları şad olsun.
Şimdi, bir demokrasi forumu düzenlendi Antalya'da, bu Demokrasi Forumu güzellenerek anlatılıyor. Yahu, eş zamanlı olarak Cumhuriyet Halk Partisinin belediyelerine sabaha karşı, gece yarısı giriyorsunuz; bu operasyonların hakla, hukukla, adaletle hiçbir alakasının olmadığını hepimiz biliyoruz. Nereden biliyoruz? İletişim Başkanlığından gönderilen "tweet"ler kendisine gazeteci denilen insanlar tarafından hiçbir hicap duyulmadan, noktasına, virgülüne dokunulmadan "tweet" olarak paylaşılıyor. 5 tanesi bölmüşler ekranı, oturmuşlar, konuşuyorlar. WhatsApp'larına mesaj geliyor, açıyorlar onu, hiç hicap duymadan aynı mesajı paylaşıyorlar, yalnızca bu örnek bile nereden ve nasıl yönetildiğini bu operasyonların çok açık gösteriyor. Siz böylesine antidemokratik uygulamalara imza atarken, yargıyı araçsallaştırırken, adaleti hiçlerken Antalya'da Demokrasi Forumu düzenleyeceksiniz, biz de sizi alkışlayacağız; öyle mi?
Başka bir şey daha var. Antalya'da Demokrasi Forumu'nda Amerika'nın Ankara Büyükelçisi konuşuyor, ne diyor biliyor musunuz? Merhametli monarşilerden bahsediyor: "Bölgeye baktığımız zaman bunu söylediğimiz zaman eleştiriliyor olabilirim, antidemokratik görülebilirim ama burada monarşiler başarılı oluyor, insan hakları yolundan gidildiği zaman bu noktada başarılı olunamıyor." diyor. Ey millet, ey Millet Meclisi, ey iktidar partisi, ey iktidar bloku; Amerika'nın Büyükelçisi size ayar çekiyor "Cumhuriyet olmadı, merhametli monarşilere dönün." diyor. "Aslında eleştiriliyorum ama..." diyor, adam bile sizden eleştiri bekliyor ama nafile, gıkınız çıkmıyor. Niye? Korkudan titriyorsunuz. Ey bu memleketin Cumhurbaşkanı, ey bu memleketin Adalet Bakanı, ey bu memleketin Dışişleri Bakanı; Tom Barrack'a söyleyebileceğiniz bir tek, bir gram lafınız yok mu ya? Bir gram yürek sahibi değil misiniz be kardeşim? Yazıktır, ayıptır! (CHP sıralarından alkışlar) Ha, bunu söyleyecek olsanız "Size olmayan tek şeyi vereceğiz, meşruiyeti vereceğiz." dediğiniz zaman da itiraz ederdiniz, oradan beri gıkınız çıkmıyor.
Peki, eş zamanlı olarak memlekette neler oluyor? Birer gün arayla, Şanlıurfa'da 14 Nisanda pompalıyla okula giriyor bir çocuk 16 yaralı, ertesi gün 5 tane 9 milimetre tabanca, 7 şarjörle okula giriyor çocuk, 9 vefat. Bütün bunlar kendiliğinden mi oluyor? Peki, okulda şiddet yeni mi? Yalnızca son iki buçuk yılda 6 öğretmen, 10 öğrenci, 2 okul çalışanı ve 1 veli öldü. Bu son olayları, Maraş'ı ve Urfa'yı da kattığınızda 7 öğretmen, 18 öğrenciye çıktı kayıp sayımız. MESEM'lerde 18 öğrencimizi kaybettik, onları da haklı olarak ilave ettiğimizde iki buçuk yılda kaybettiğimizi öğrenci sayısı okullarda, iş yerlerinde 36'ya çıktı. Umurunuzda mı beyler, 36 öğrenci öldü bu memlekette? Okullara birileri pompalıyla giriyor, okullara birileri 5 tane 9 milimetrelik tabancayla giriyor, 7 kere şarjör değiştiriyor. Peki, bunlar tesadüf mü? Fatmanur Öğretmeni bir başka öğrenci girmiş ve bıçaklayarak öldürmüştü. Çocuğun ifadesini okudum, diyor ki: "Ben zaten hep oralara, okula bıçakla girerdim."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Şu saatte, başka bir okulumuzda bıçakla dolananların, pompalıyla dolananların, 9 milimetrelik tabancalarına şarjör takanların olmadığından emin miyiz? Maalesef emin değiliz.
Bakın, kaç tane önerge vermişiz? Burada önergeler, önergeler! Atasım geliyor bunları, atasım! Ne yapmışız size? Yalnızca Aralıkta, bütçe görüşmelerinde 75 bin hemşire -okul sağlığıyla alakalı- 100 bin temizlik görevlisi, 65 bin güvenlik görevlisi verelim okullara demişiz, hesap etmişiz maliyetini, 224,6 milyar TL. Öğretmenlere bir maaş ikramiye verelim demişiz, 156 milyar lira. Öğrencilere bir kap sıcak öğle yemeği verelim demişiz, 252 milyar lira. 100 bin öğretmen atayalım demişiz, bunların toplamı 633 milyar lira. Ne demişsiniz? "Cık, olmaz." Sebep ne? "Para yok." Öyle mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bunların toplamı 633 milyar TL beyler! Siz 2 trilyon 770 milyar lirayı bu sene faize yatırmıyor musunuz? Bunların tamamı faize yatırdığınız paranın dörtte 1'i bile değil ama siz faize ve rantiyeye çalışırsınız "Okullara temizlik görevlisi, okullara güvenlik görevlisi" deyince kulaklarınız sağır olur.
Şunu söyleyeyim: orada Yusuf Tekin'in durduğu her gün, durduğu her saniye vatan için, millet için kayıp yıllardır, ihanet yıllarıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Ancak mesele Yusuf Tekin meselesi değil, mesele iktidarınızın meselesidir. Nasıl ki burada durdurduğunuz madencileri gözaltına aldıysanız, nasıl ki bugün hak arayan, "demokrasi" diye bağıran herkese biber gazıyla müdahale ediyorsanız ben size söyleyeyim: Erken seçimden kaçıyorsunuz, vatandaşın yüzde 68'i istiyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse vatandaşın yüzde 68'i istiyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum.
Buyurun.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ara seçimden kaçıyorsunuz, ara seçim bir zorunluluk. İşte, söylüyoruz size: Getirin, ara seçim tarihini açıklayın. Getirin, ara seçim için istifa eden milletvekillerinin istifasını kabul edeceğinizi söyleyin, bu gruptan 55 milletvekili istifasını basacak ve halk sizin boyunuzu ölçecek, boyunuzun ölçüsünü verecek; kaçamayacaksınız, sonunda yakalanacaksınız.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)