| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 84 |
| Tarih: | 21.04.2026 |
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, geçen hafta hem Siverek'te hem de Maraş'ta yaşanan olaylardan dolayı duyduğumuz derin üzüntüyü belirterek başlamak istiyorum. Ben de yaşamını yitiren çocuklara ve öğretmenlerimize Allah'tan rahmet; yakınlarına, sevenlerine ve tüm Türkiye halklarına başsağlığı dileklerimizi buradan iletmek istiyorum ve yaralılara da acil şifalar diliyorum. Bunun bir münferit olay olmadığını, sadece güvenlik meselesi üzerinden ele alınamayacağını birçok kişi söyledi; bir kez daha altını çizmekte fayda var. O anlamıyla burada çok katmanlı, çoklu bir sorunla karşı karşıya olduğumuz ve bu soruna da gerçekçi bir zeminde, özellikle de sorunun gerçeğiyle yüzleşerek aslında çözüm üretmemiz gerektiği açık ve net. Yıllarca söyledik bu kürsülerde; okulların güvenlik sorununu söyledik, okuldaki yoksulluğu söyledik, öğrenci yoksulluğunu söyledik, gençlerin, çocukların yalnızlaşması meselesini söyledik, psikososyal destek mekanizmalarının yetersizliğini söyledik, rehber öğretmen atamasındaki sınırlılıkları söyledik; söyledik de söyledik ama ne yazık ki sesimizi duyuramadık. Sadece biz söylemedik, bu alanda gerçekten çalışan, emek veren sendikalar söyledi, kurullar söyledi, birçok dernek söyledi, STK'ler söyledi ama Hükûmet bütün bu seslere kulağını kapattı ve ne yazık ki bu acı olayı yaşayarak biz bugün bambaşka bir zeminde yeniden bunları konuşuyoruz.
Hâlihazırda binlerce defa verdiğimiz, söylediğimiz sözlerden biri de... Bu ülkenin çoklu bir şekilde yaşadığı bu sorunlara çözüm üretmek için bir çocuk bakanlığı kurması gerektiğini söyledik ama bu talebimiz de bu teklifimiz de görmezden gelindi. O nedenle söyleyelim, bu mesele çok katmanlı bir mesele. Meseleyi sadece dijital platformlardaki şiddete indirgeyerek ya da bir araştırma komisyonu kurup "Bu mesele siyasetüstüdür, gelin, siyasetüstü olarak ele alalım." denilerek işin içinden çıkılamaz. Birinci derecede, Hükûmet sorumluluk almalıdır. Yirmi üç yıldır, yirmi dört yıldır bu ülkeyi DEM PARTİ yönetmiyor, AKP iktidarı yönetiyor, onun Millî Eğitim Bakanı şu anda iş başındadır; tabii ki hesap verecektir, tabii ki sorumludur. Her seferinde bir olay yaşandığında "Efendim, bu siyasetüstüdür." diyemeyiz; tam da siyasete ilişkindir. Siyaset ne için yapılır? Toplum için yapılır. Siyaset, olayları engellemek için, faciaları önlemek için, katliamları önlemek için yapılır. Siyaset, sağduyulu muhalefetin çağrılarına kulak vererek "Bizi niye uyarıyorlar, neden uyarıyorlar, ne diyorlar?" denilerek yapılır. Bütün muhalefete sesinizi kapatacaksınız, topluma kulağınızı kapatacaksınız, STK'lere, sendikalara kulağınızı kapatacaksınız, sonra katliamlar yaşandığında da "Bu işi siyasetin malzemesi yapmayalım." Biz, zaten siyasete malzeme yapmıyoruz; biz, siyasetin çözüm üretmesi gerektiğini söylüyoruz. Çözüm üretmenin ilk yolu da sorumluluk makamında oturanların dönüp "Sorumluyuz." demesidir. Ya, bir kişi istifa etmez mi ya! 10 insanımız katledilmiş. Yaşamını yitiren çocuğu da dâhil edelim, o da bu ülkenin evladıydı; bu karanlığa hangi nedenle itildi, bu katliamı yapmasına sebep olan nedenler nedir? Aile ihmali, kurumsal ihmal, okulun ihmali, psikososyal destek yoksunluğu; nedir sorun? Bunları konuşmayacak mıyız? Bunların sorumluluğu kimde? Biz de mi? Biz, burada binlerce defa uyarı yapıyoruz. Daha iki hafta önce, burada, bu Mecliste televizyonlardaki dizilerin ve filmlerin yaydığı şiddet ve bunun olumsuzlukları üzerine önerge verdik. AKP'li hatip, dalga geçer gibi, çıktı, konuşma yaptı, reddedildi o önergemiz; o zaman aynen de bu içeriklerin nasıl şiddeti teşvik ettiğini, bu magandalığı, çeteciliği, mafyacılığı nasıl özendirdiğini, şiddeti nasıl sıradanlaştırdığını içermişti önergemiz. Niye duymadınız sesimizi? Duymadınız, duymadılar. Kartalkaya Komisyonunun sonuçları ortada, İliç Komisyon raporunun sonuçları ortada. Kurduğumuz onlarca komisyon raporu var; hangisi yasaya döndü, hangisi mevzuata döndü? Hangisinde, gelip bu Mecliste "Bizim raporumuzda şu şu noktalarda ortaklaştık, şu kanunu bu rapora dayanarak çıkarıyoruz." diye bu Mecliste tartıştık? "Kriz var, üstünü örtelim, ortak komisyon kuralım." Biz, bu anlayışı kabul etmiyoruz. Evet, sorumluluk alıyoruz, elimizi taşın altına koyuyoruz, her şeyi yapmaya hazırız ama bu, iktidarın kendini aklama süreci değildir, sorumluluktan kaçma süreci değildir. İstifa etmelidir Millî Eğitim Bakanı, açık ve net, istifa etmelidir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) İstifa etmek bir erdemdir. Sizin yönettiğiniz bakanlıkta, bir okulda, iki okulda bu kadar yaralı varsa, 10 insan yaşamını yitirmişse, katledilmişse, bir vicdan azabı duyacaksınız, bir sorumluluk hissedeceksiniz ya; bu kadar da değil!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - O nedenle, kurulan araştırma komisyonunun da gerçekten şeffaf bir şekilde bu olayı dijital mecraya, ona buna, günaha yıkarak değil, bütün yönleriyle araştırılmasını ve sonuçlarını bu Meclise getirip yapısal bir dönüşüme yol açacak şekilde ele alması gerektiğini ifade etmek istiyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şimdi, bakın, neyi konuşalım? Eskişehir'de madenciler yola çıktılar, yürüdüler. Ne istiyorlar? Lüks bir hayat mı istiyorlar, yat mı istiyorlar, kat mı istiyorlar, sizin babanızın evini mi istiyorlar? Hayır, alın terini istiyor ya, alın terini. Yerin 7 kat altında çalışıyor, emeğinin karşılığını alamıyor, sendikaya üye oluyor, işten atılıyor, TMSF her seferinde bir kuruma, bir şirkete devrediyor, peşkeş çekiyor; buna itiraz ediyorlar. Yürüdüler, geldiler, diyorlar ki: "Ankara, Meclis, başkent, sesimizi duyar herhâlde siyaset, iktidar." Ne alakası var? Enerji Bakanlığının önünde 110 açlık grevine girmiş, içinde hastası, yaşlısı olan...
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Toparlıyorum.
...çoğu da siyaset olarak bizim yanımızda olmayan, bize oy vermeyen insanlar, bunlar sizin seçmenleriniz, bunlar bu ülkenin yurttaşları. Niye seslerini duymuyorsunuz? Niye oradaki Bakanlığın önüne gidip ya, derdiniz nedir, bir derman olalım demiyorsunuz? Hayır, onun yerine madenciyi tekmeleyen, madenciyi darp eden, madenciyi gözaltına alan bir iktidar ama o yürüyenler patronlar olsaydı kırmızı halıları serenlerdi, baş köşeye oturturlardı. Patronlar için çünkü burada onlarca maden yasası geçirdi AKP iktidarının kendisi. Demek ki mesele ne? Burada mesele sınıfsal bir tercih. Madencinin patronuna gelince yasalar gırla, madenci hakkını arayınca tekmeler gırla gidiyor. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz arkadaş, açık ve net kabul etmiyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Madencinin yanındayız, işçinin yanındayız ve hakkını alıncaya kadar da onlarla yan yana olmaya da devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakikayı veriyorum Sayın Başkan.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Son olarak şunu söyleyeyim, çok başlık var ama şimdi, günlerdir her gün operasyona uyanıyoruz, her gün, en sonunda da biliyorsunuz cumartesi günü bir operasyon oldu ve Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in, Ataşehir Belediye Başkanının da olduğu yaklaşık 20 kişi gözaltına alındı. Bugün de adliye süreci var, adliyeye sevkleri var. Şimdi, açık ve net söyleyelim: Burada meselenin artık yoksulluk, yolsuzluk molsuzluk hikâyesi olmadığını bütün dünya biliyor, açık ve net yargı eliyle siyaset dizayn edilmeye çalışılıyor. Gözümüze batıra batıra "Sen misin muhalif, sen misin başka partide siyaset yapan, sen misin başka partiye oy veren işte her türlü seni tutuklarım cezaevine alırım, seni o koltuktan uzaklaştırırım." diyen bir anlayış var. Şimdi, bunu eleştirmeyecek miyiz Sayın Başkan, buna hayır demeyecek miyiz? Ataşehir kaç milyonluk bir şehir yani -bilmiyorum tam nüfusunu ama az buz bir yer değil- insanlar seçmiş, oy vermiş, iradesini ortaya koymuş...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Toparlayacağım, selamlayacağım Sayın Başkan. ?Selamlayıp bitireceğim.
BAŞKAN - Ek süre vermeyeceğim.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Selamlayıp bitireceğim. Peki, ben tutanağa geçireyim izin verirseniz.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili kardeşim ek süre istemişti, yüzüne bakmadan vermeyeceğim dedim, size de aynı şeyi söylüyorum.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Tamam, ben tutanağa geçireyim müsaade ederseniz.
BAŞKAN - Vermeyeceğim yani.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Siz açmayın o zaman, sözümü bağlayayım Sayın Başkan.
Bu operasyonların siyasi olduğu, yargı eliyle siyasetin dizayn edildiğini, mızrağın çuvala sığmadığını artık bütün Türkiye görüyor, bundan vazgeçin; adalete dönün, hukuka dönün diyoruz ve buradan da Cumhuriyet Halk Partisine de geçmiş olsun dileklerimizi bir kez daha iletiyorum.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)