GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, televizyonlarda bizi seyreden değerli halkımız; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Tabii, Sevgili Bülent Kaya konuşmasına bu, Bağımsız Maden İşçileri Sendikasına mensup 110 madencinin gözaltına alınması hadisesiyle başladı ve devamında da Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısıyla ilgili yargılamayı ifade etti. Ben bu yargılama sürecinde ve bu yargılama sürecinde yaşadıkları şoklar sebebiyle hem Sayın Bülent Kaya'ya hem de Cumhuriyet Halk Partisi yetkililerine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu, her gün Türkiye'nin her mahkemesinde yaşanan anekdotlardan sadece biri maalesef.

Şimdi, enteresan olan şey, biz gün geçtikçe şaşırma duygumuzu yitiriyoruz. Mesela, 110 maden işçisi... 110 maden işçisi niye gözaltına alınır? Bu adamlar zaten çalışırken yerin altındalar, yerin üstünde yaşamaya çalışıyorlar, ekonomik krizin altındalar, çalışırken yerin altındalar, şimdi de 110 maden işçisi gözaltındalar. Niçin gözaltındalar? Adamlar yürümüş, Bakanla görüşmek istemiş, üstlerini çıkarmışlar. Vay efendim, siz mi üstü çıplak oturuyorsunuz? Başka bir gerekçesi olabilir mi 110 kişinin gözaltına alınmasının? 110 maden işçisi, zaten bunlar yerin altında çalışmışlar, felek vurduğu kadar vurmuş, hâlâ devlet olma vasfı özelliğini yitirerek, bundan kasten uzaklaşarak bu nasıl bir zulüm anlayışıdır, bunu anlamak mümkün değil.

Gelelim Gülistan Doku konusuna, Gülistan Doku konusu günlerdir kamuoyunu meşgul ediyor. Kamuoyunu meşgul edene kadar bir kızımızın, genç bir kızımızın 5 Ocak 2020 tarihinden beri kendisinden haber alınamıyor ve bunun bir cinayet olduğu şüphesi ve iddiaları var. Varsa eğer, umuyor ve diliyoruz ki öyle değildir ama naaşına bile hâlâ ulaşılamamış ve buna ilişkin de dönemin valisi, dönemin başhekimi, dönemin il emniyet müdürüdür, dönemin başsavcısıdır, hepsinin ya duyarsızlığı ya bu sürece ilişkin enfekte eden tavırlarından bahsediliyor. Tabii, bunların hepsi birer iddia henüz ama umuyorum ve diliyorum ki bu iddiaların hepsi sonuna kadar araştırılarak ortaya çıkarılacak. Tabii, bugün bu ülkenin her bir yurttaşının önce canı, güvenliği, mal varlığı dâhil olmak üzere özgürlük hakkı yani anayasal yurttaş olarak her birinin halele uğramış hakkının bertaraf edilmesi Türkiye Cumhuriyeti devletinin asli sorumluluğudur. Buna ilişkin, suçun kimin işlediğine, suçun mağdurunun kim olduğuna bakılmaksızın devlet dediğiniz aygıt suçu ortaya çıkartmak ve bununla ilgili gereğini yapmak mecburiyetindedir. Zira hepimiz biliriz ki her cinayetin faili meçhuldür. Devlet dediğiniz aygıt o faili ifşa etmek ve gereğini yapmakla sorumludur, mesuldür.

Bugün sabahleyin bir misafirim vardı; Doktor Bülent Şık, Milletvekili Sayın Ahmet Şık'ın kardeşi. Bir çalışma yapmış: Kurşuna Karşı Bir Öğün. Çocukları gelişim bozucu toksik maddelerden korumak ve eğitim adaletini güçlendirmek adına dertlenerek bir akademisyen -daha önce bir bürokrat- bir çalışma yapmış, bu çalışmayı da buradan sizlere sunuyorum. Özellikle çocukların 0-14 yaş arasındaki almış oldukları gıdalarda ki bu gıdaları da hepimiz biliyoruz, Türkiye'de çocuklar beslenmiyorlar, çocuklar sadece doyuyorlar. O doyan çocukların karınlarını doyururken aslında birçok toksik maddeyle de yüz yüze, baş başa bırakıldığı ve bununla ilgili gelişimlerinin de son derece tehdit altında olduğuna ilişkin çok çarpıcı bir rapor ortaya koymuş. Ben bu konuyla ilgili hem Bülent Şık'a teşekkür ediyorum hem Bülent Şık'la tanışmama vesile olan Sayın Ahmet Şık'a da teşekkürlerimi iletiyorum. Bu konunun çok önemli olduğu, çocuklarımızın en azından bugün -geçtiğimiz hafta Maraş ve Urfa'da meydana gelen hadiselerden sonra ki bugün önergelerde de bu konuyu gündeme getirip tartışacağız- bu konuya ilişkin bu çocukların beslenmesi hepimizin asli sorumluluğu. En azından hayatta kalan çocukların beslenmesi asli sorumluluğumuz. Tekrar altını çiziyorum, doymaları değil, beslenmeleri. Zira bu Kurtuluş Savaşını yönetmiş karargâh olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bu Parlamentonun asli sorumluluğu. Kanunlara uyan, kurallara uyan, vergisini ödeyen, bu ülke için dertlenen, bu ülkeye karşı kendi sadakat sorumluluğunu yerine getiren vatandaşların dertlerine çözüm bulmakla mesulüz ama -üç yıldır milletvekiliyim- üç yıldır bu Parlamento suçluya infaz indirimi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Üç yıldır milletvekiliyim, üç yıldır bu Parlamentoda çevreyi kirletene avantaj, imar mevzuatına aykırı hareket edene avantaj, suç işleyene infaz indirimi, teröriste af, hep bunları konuşuyoruz. Biraz önce söylediğim gibi, vergisini ödeyen, kanunlara uyan vatandaşa ilişkin bu Parlamentoda üç yıldır benim şahit olduğum bir yasama faaliyeti maalesef ki maalesef yok ve bugün birazdan görüşeceğimiz önergeyle birlikte aynı zamanda yürürlüğe konulmaya çalışılan bir kanun var, 15 yaşından küçük çocukların sosyal ağlardan hizmet alamaması konusu. İki haftadır bu konuya ilişkin -en geç iki hafta önce ben nöbetçiyken, geçen hafta Sayın Turhan Çömez, o da nöbetçiyken- ifade ettik, burada ifade ettik, kamuoyuna açık alanda ifade ettik. Bakın, diyoruz ki -lütfen bu konuyu dikkatle, bütün milletvekillerinin hassasiyetle dinlemesini istiyorum-sosyal medya ve internet gerçekten hiçbirimizin nasıl kullanacağımıza ilişkin elimizde kullanma kılavuzu olmayan bir mecra.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Ebeveynlerin dijital okuryazarlığının olmadığı bir alanda çocuklara devletin yasak koymak suretiyle birtakım tedbirler ve önlemler alabilmesi mümkün değildir. Ben size çok basit bir örnek vereyim: 15 yaşından küçük çocuk sosyal medya ağına giremeyecek ama 15 yaşından küçük çocuğun anası, babası, ebeveyni TikTok'ta dans edecek. Ya, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Devlet dediğiniz şey tedbir alır. Devlet dediğiniz şey başınıza hadise gelince yasaklar üzerinden hareket etmez. Bu konuyla ilgili diyoruz ki: Bu kanunların hepsini, hem sosyal medya hem internet kullanmaya ilişkin yaşı 15'in altı, yaşı 15'in üstü...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum Sayın Poyraz.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bu salondaki hangi milletvekili sosyal medya ve internet kullanmayı kendi biliyor ki bir çocuğa yasaklama ya da bir çocuğun önünü açma gibi bir konuya karar verebiliyor? Bununla ilgili böyle bir konu fikir hürriyetinin, ifade hürriyetinin ve dünyayla entegrasyonun önemli olduğu bir dönemde -evet, internet hayatımızdan birçok şey götürdü, birçok şey kattı- bunun eğitimini verecek olan şey anne-babalar. Çocuğuma "Yabancılarla konuşma." "Özel yerlerini kimseye dokundurma." diye eğitimini ben veriyorum, devlet değil. Dolayısıyla, burada, çocuğunu eğitemeyen ana babayı eğitmekle mecburuz. Bunun ilgili mevzuatı çıkartmakla mecburuz. Ana babayı ayır, çocuğu yasak koy; ana babanın yerine geçmekten başka bir şey değil bu. Önce ana babayı bilinçlendirmek zorundayız.

Genel kurulu saygıyla selamlıyorum.