GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:84
Tarih:21.04.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Teşekkür ederim Başkanım.

Değerli Başkanım, çok kıymetli milletvekilleri; ülkemiz çok ciddi ekonomik sıkıntılar içerisinde uzun yıllardan beri ve bu ekonomik sıkıntılar hem işverenlerimizi hem de işçilerimizi çok ciddi mağduriyetlere uğratmaktadır. Bu kapsamda, Doruk Madencilik firmasının işçileri de ödenmeyen ücret ve tazminatlarını almak için Eskişehir'den Ankara'ya bir yürüyüş yaptılar ve Enerji Bakanlığı önünde de kendi haklarını aramak için, bir farkındalık oluşturmak için oturma eylemi ve açlık grevine başladılar. Ancak maalesef bu işçi kardeşlerimize yönelik orantısız bir güç kullanılmasını, gözaltı işlemi yapılmasını ve kötü muameleye tabi tutulmasını üzülerek biz de takip etmekteyiz. "Devlet" dediğimiz kavram kendi vatandaşına, kendi işçisine çok şefkatli ve kerim bir şekilde davranmalıdır. Dolayısıyla buradan İçişleri Bakanına bir kez daha seslenmek istiyoruz: Orada görev yapan polis memuru arkadaşlarımız da elbette zor şartlarda görev yapıyorlar ama onlara bu tarz sert muameleler yapılmasının talimatını veren her kimse onlarla ilgili gerekli soruşturmaları başlatmalı ve bu işçi kardeşlerimizin belki bizzat İçişleri Bakanının kendisi dinleyerek gönüllerini almalıdır. Çünkü kendi hakkını aramak için ta Eskişehir'den Ankara'ya kadar yollara düşmüş, gecenin sonunda çırılçıplak bir şekilde bir farkındalık oluşturmak için tepkisini ortaya koymuş işçilere devletimizin yapması gereken muamele şefkatle yaklaşmaktır, asla ve asla 100'e yakın işçimizi gözaltına almak olmamalıdır. Bu hususta hem İçişleri Bakanına çağrıda bulunuyoruz hem de konunun takipçisi olacağımızı buradan bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Bir diğer önemli konu Gülistan Doku cinayeti. 5 Ocak 2020 tarihinde Munzur Üniversitesi öğrencisi olan Gürcistan Doku maalesef, Tunceli'de kayboldu. Daha sonra ortaya çıkan ve altı yıldan fazla bir süredir yapılan aramalarda hunharca bir cinayete kurban gittiğine dair çok ciddi veriler var. Maalesef, aradan geçen altı yıllık süre içerisinde çok etkin bir soruşturma yapılamadı, hatta bu soruşturmanın kimi kamu görevlileri tarafından da engellendiğine, örtbas edildiğine dönük bir kısım iddialar gündeme geldi. Ailenin de zaman zaman bu konularda çok ciddi şikayetleri ve feveranları oldu ama maalesef karşılık bulmamıştı. Son bir haftadır bu konunun yeni gözaltılarla ve dosyaya yeni şüpheliler dâhil edilerek tekrar ele alınmış olması elbette sevindiricidir. Dolayısıyla, bir an önce Gülistan Doku'nun katillerinin tespit edilerek gerekli cezaya çarptırılması en azından ailesinin manevi acısını kısmen de olsa hafifletecek, toplumdaki adalet duygusunu da kısmen de olsa onaracaktır. Ama burada üzerinde durmamız gereken, bu ve benzeri hadiselerde tamamen kendi vatandaşının hakkını, hukukunu koruması gereken, elinde bulunan kamu gücünü ben devletin sahibiyim diye değil ben milletin emanetçisiyim şeklinde kullanılması gereken kamu görevlilerinin bu yetkilerini suiistimal ederek kendilerine çıkar sağladıkları veya kendilerine yakın kişileri kanundan kaçırmak için, soruşturmalardan kaçınmak için kullandıklarına dair ciddi şikâyetler var. Bu ilk örnek değil bunun gibi başka örnekler de var. Dolayısıyla burada tekraren üzerinde durulması gereken bir konu da Türkiye'de faili meçhul hiçbir cinayet yoktur, faili meçhul kalınması istenen cinayetler vardır gerçeğiyle bir kez daha karşı karşıya kalıyoruz. O açıdan, Gülistan Doku cinayetinin aydınlatılması, sadece Gülistan Doku'nun faillerinin ortaya çıkmasıyla ilgili değil belki de Türkiye'de bir makas değişikliği, Türkiye'de, yapanın yanına kâr kalmaz, mahkeme kadıya mülk değil diye kamu gücünü elinde bulunduran herkese ders verecek bir mecraya evrilmesini buradan bir kez daha diliyor ve arzu ediyorum.

Bir diğer önemli konu Sayın Başkanım, geçen hafta ben Çorum'da bir duruşmaya katıldım ve gerçekten yargının içerisine düşmüş olduğu hâli bir kez daha üzülerek müşahede ettim. Saadet Partisi Çorum İl Başkan Yardımcımız hakkında TCK 217'yle ilgili halkı galeyana getirmek için yalan bilgiyi alenen yayma suçlamasıyla bir soruşturma açılmış, daha sonra dava açılmıştı. Bu davanın duruşmasına katıldık. Öncelikle, bu duruşmada bizleri yalnız bırakmayan Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Gökhan Günaydın ve Çorum ve Amasya Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerine de çok teşekkür ediyoruz. Orada kendi teşkilatlarıyla beraber bulundular ve bu hukuksuzluğa hep beraber karşı çıkmış olduk. Orada gerçekten çok vahim bir manzaraya hep beraber şahitlik ettik. TCK 217/A, birçok gazetecinin, birçok düşünce insanının maalesef gerekçe gösterilerek...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum.

Birçok kişinin gerekçe gösterilerek gözaltına alındığı, tutuklandığı bir madde. Ne diyor bu madde: Halkı, gerçeğe aykırı bir bilgiyle yayıp kamu barışını bozmaya sevk eden ve bunu da bilerek, isteyerek sırf halkta endişe, korku veya panik yaratma amacıyla hareket eden kişiler için düzenlenen istisnai bir kast, bir saikle istenilmesi gereken bir madde. Ne diyor esnaf arkadaşımız çektiği videoda aynı zamanda siyasi bir kimliği olarak? Esnafın siftah yapamadığından bahsediyor. Ayrıca esnafa vergi denetimleri ve cezaların uygulandığını, hatta geçmiş dönemlerde hafta içi kesilen bu cezaların cumartesileri bile kesilmeye başlandığını söylüyor. Bu acı gerçeği kral çıplak dediği için ve olay da biraz sosyal medyada yayılınca maalesef savcılık tarafından bir soruşturma başlatılıyor. Bu soruşturma neticesi daha sonra maalesef iddianameye dönüştürülerek asliye ceza mahkemesinde Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı hakkında kamu davası açılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, bir de işin vahameti şu: Olay yerine kolluk kuvvetleri gönderiliyor, kolluk kuvvetleri evet diyor bugün bir ceza kesilmedi ama sıklıkla burada vergi denetimleri geliyor, eskiye oranla çok daha fazla vergi denetimleri yapılıyor ve esnafa çok yoğun bir şekilde cezalar kesiliyor. Daha sonra dosyanın içerisine cumartesi günü vergi memurlarının çarşıda gezdiğine dair fotoğraflar konuluyor. Bu dava açıldı, beraat talep etmesini beklediğimiz savcı diyor ki "Dosyadaki mevcut delil durumuyla sanığın bu suçu işlediği sabit olduğu için cezalandırılması." şeklinde esas hakkında bir mütalaa veriyor. İnsan biraz vicdan sahibi olur, biraz Allah korkusu olur, biraz adalete inancı olur, hiçbir şeye inanmıyorsa arkasında "Adalet mülkün temelidir." yazısından utanır da böyle bir mütalaa vermez çünkü dosyadaki hiçbir delil bu suçun işlendiğine dair bir vaka ve bir delili kapsamıyor. Olsa olsa...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun, son dakika.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Şimdi, bu cumhuriyet savcısının yapması gereken... Hasbelkader, savcı böyle bir iddiayla iddianame düzenlenmiş olabilir ama dinlenen savunmalar, ortaya konulan deliller, kurumlardan gelen yazılar şunu net bir şekilde ortaya koyuyor: Burada, bu arkadaşımız esnaf, bu arkadaşımızın ifade ettiği gibi yoğunlukla denetimler yapılıyor ve insanlara ceza kesiyor. Hiçbir şeyden utanmıyorsa insan şuradan utanır: 2026 bütçesinin bütününe, on iki aya koymuş olduğunuz 330 milyarlık cezaların 3 katı yani 1 trilyonluk ceza iki ayda kesilmişse demek ki olağanüstü bir durum var ama buna rağmen hâlâ cezalandırmayı talep etmek insanların yargı bağımsızlığına, insanların hukukun öngörülebilirliğine dair vicdanlarını kanatan bir şey. Allah'tan ki mahkeme başkanı bu tiyatroya çok fazla kulak asmadı ve beraat kararı verdi de hâlâ ülkede adaletin olduğuna dair umutlarımızı yeşertti.

Ben bu vesileyle, TCK 217'ye dair hassasiyetlerimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum Sayın Başkanım.