GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:82
Tarih:15.04.2026

SİNAN ÇİFTYÜREK (Van) - Sayın Başkan, sayın vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Başta Siverekli hemşehrilerime geçmiş olsun diyorum, yaralılara acil şifalar diliyorum. Maraş halkına, yaşamını yitirenlere başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum. Aslında konuşmamın konusu bu değildi. Sadece neye değinecektim onu belirtip esas bu meseleyle ilgili bazı şeyler paylaşacağım sizinle.

Birincisi: Ben Van'dan geliyorum, kahvede bana dendi ki: "Ya, bu çözüm süreci ne düzeyde? Biz çözüm sürecinde çözüm arıyoruz ama mercekle arıyoruz, çözüm diye bir şey bulamıyoruz." Konuşacağım bir konu buydu. İkincisi: Son bir aydır Kürtlere dönük olarak Türkiye'den İran'a "Kürtler sağduyulu davrandı." diye övgüler ve teşekkürler geldi; olumludur bu. Kürt halkı da tersinden beklenti içinde. İran, Türkiye, Irak, Suriye'de kendilerine ve taleplerine ilişkin, ulusal demokratik taleplerine ilişkin sağduyulu bir yaklaşım bekliyorlar, bu bölge barışın anahtarıdır.

Bu 2 dehşet verici olayla ilgili söyleyeceklerim var, epey şey söylendi. Öncelikle bunun salı günü enine boyuna tartışılacak olması önemlidir, dilerim derinlikli olarak ele alınır. Aslında, bu dehşet verici olay davul zurna çala çala "Geliyorum." diyordu, "Ben geliyorum." diyordu ama biz hani görmedik, duymadık, görüp duysak da görmemezlikten geldik, duymamazlıktan geldik. Daha önce de belki dile getirmiştim, buğday her gün büyür ama biz her gün gideriz içine, buğdayın büyüdüğünü görmeyiz. Arada bir benzer bir olay olursa, belki bir ay sonra, iki ay sonra büyüdüğünü görürüz. Biliyorsunuz, 2 dehşet olay vardı zaten bireysel, biri Ahmet Minguzzi'nin diğeri de daha yakında Fatma Nur Çelik'in, nasıl alçakça katledildiklerini biz biliyoruz.

Şimdi, bu meseleyle ilgili bunun arka planı illaki önümüzdeki salı günü irdelenecektir, bazı şeyleri sizinle paylaşacağım. Bir tabir vardır, denir ki "Sevinçler de kokar." Sevinç kokar mı? Kokar, bal gibi de kokar sevinç. Birazdan okuyacağım size, otuz yıl önce yazdığım bir kitap var, orada bir alıntı okuyacağım, esasında bugüne ilişkin bazı verileri içeriyor. Bir taraftan, okula gidecek olan çocuğuna; oğluna, kızına ya da küçük bebeğine küçük bir şey alacak sevinmesi için, onu almanın zorluğunu çeker ama öbür tarafta biliyorsunuz, ismini vermeyeyim iki sevgili ya da karı koca, neyse, eş, kendilerini dolarlarla, eurolarla donatıp -değil mi- üstlerini başlarını süsleyip nasıl sırıttıklarını gördünüz hepiniz, gördük. Dünya kamuoyu, Türkiye kamuoyu gördü bunu. İşte, size sevinç kokusu, sevinçlerin kokması budur. Uzun süredir sevinçler kokuyor ve bu, toplumda çok ciddi sıkıntılara yol açıyor. Çünkü bir tarafta inanılmaz bir tüketim toplumu var, her şey sunuluyor topluma, "Al alabildiğin kadar, al." diyor sana. Geçmişte sadece vitrinlerde biz bunu görüyorduk değil mi? Gidip bakıyordu fakir çocuğu, alım gücü yoktu, alamıyordu. Şimdi vitrine gerek yok, artık cep telefonu var, sadece burada değil, dünyanın her yerinde inanılmaz şeyler sunuluyor. Ne derler? Alınması gerekenden fazla tüketim sunuluyor, tüketim metaları sunuluyor ama alınamıyor. Bu nedenle, iki ayrı uçta, bir taraftan sevinçler kokuyor, bir taraftan öfke birikiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SİNAN ÇİFTYÜREK (Van) - Tamamlayacağım.

Bununla ilgili -zaman dardır- bir alıntı okuyacağım size, zaten konuşmamın esası da bu değildi, ben 1994'te yazmıştım bunu: "Yıllardır düşüncenin buyrukla, zorbalıkla bastırılması sonucunda tedirgin edinmiş inançlar, kapitalizmin her gün, her saat sokağa fırlattığı ve gürültüden, şiddetten âdeta hoşlanır hâle gelen işsizler ordusu, çekilen bunca acıya karşı misillemeye hazır yığınlar, kokuşmuş sevinçler, heyecana kapılmaya hazır öfkeler, bastırılmış içgüdülerin etkisiyle oluşan karşı tepkiler, Yoksulluğa karşı insanca yaşam istekleri, zenginliğe ve savurganlığa karşı oluşan düşmanca duygular, coşmuş ve hiçbir şeyi gözü görmez gençlik yiğitlikleri, ulusal ezilmişliğin yarattığı başkaldırı ruhu, gençlik yiğitlikleri, yoğun bir merak, değişiklik tutkusu, yılların susuzluğunu giderme tutkusu, yeni bir gösteriyi izlerken ya da bir toplantı afişi okurken duyulan zevk, tiyatroda perdenin açılacağını bildiren gonga olan ilgi, belli belirsiz kinler, düşmanlıklar, hayal kırıklıkları, erişilmez duvarlarla çevrili ihtiraslar. Bir yıkılıştan bir kurtuluşu uman herkesin davranışlarına yer verecek olan duygu ve düşüncelerin toplamı ana hatlarıyla bunlardır." Dolayısıyla, eğer bu işin arka planı, bu işin sosyolojisi, derinlikli olarak irdelenmek isteniyorsa, toplumun bütün hücrelerine bu vahşi kapitalizmin derinliklerine ayna tutulmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)