| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 82 |
| Tarih: | 15.04.2026 |
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, gündemimizde siyasetin konusu olan ama asla siyasetin kullanılmaması gereken çok acı bir tabloyla karşı karşıyayız. Allah hiçbir anneyi, babayı böyle bir acıyla imtihan etmesin. Gerçekten, sabah okula gülerek gönderdiğiniz evladınızın bir saat sonra öldü haberini almak ve yine kendi akranı olan öğrenci tarafından silahla öldürüldüğünü duymak dünyanın en acı haberi olmalı.
Komisyon kurulacakmış salı günü. Daha yeni bir Komisyon kuruldu, Suça Sürüklenen Çocuklar Komisyonu; raporu da yazılıyor. Bir faydası oldu mu?
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hayır, antidemokratik çalışıyor.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Bence, öncelikle, bu meseleyle iktidarın yüzleşmesi lazım. Yani bunu geçiştirmek veya toplumun gazını almak, insanların acısını geçmesini beklemek yerine bu meseleyle ciddi anlamda yüzleşmek lazım. Bugün o çocuklar, yarın bizim çocuklarımız...
Gruba mafya dizilerinin oyuncularını çağırıp alkışlamakla bu sorun çözülmez, mümkün değil, çocuklara kötü örnek olur o. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Belki popülaritesinden faydalanmak adına siyaseten size bir şeyler kazandırır ama o çocuklara da bir hedef gösteriyorsunuz, bir yol çiziyorsunuz. Mafya-şiddet kültürünü o umutsuz gençlere bir kariyer alanı gibi gösteren dizilerden de bir an önce vazgeçmeli; o dizileri teşvik etmek değil, o dizilerde oynayanları kahraman gibi karşılamak değil, o dizilerde oynayanları telefonla tebrik etmek değil; aksine, bu dizileri bu televizyonlardan kaldırmaktır esas olan. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Onun için diyorum ki önce bir yüzleşin, bir samimiyet testinden kendinizi geçirin. Komisyon tabii ki kurulur, tabii ki konuşulur, raporlar yazılır ama netice alamadıktan sonra milletin gazını almaktan başka hiçbir işe yaramaz bu. O da bundan sonraki meselenin bir daha karşımıza gelmesi için tetikleme olur.
Ben adalet konusuna değinmek istemiştim bugün. 2025 yılı Adalet Bakanlığı istatistikleri açıklanmış. Rakamlar çığlık atıyor, burada hukukçu arkadaşlar var, onlar daha yakından takip ediyorlar. 38 milyon dosya sonuçlanmayı bekliyor adalette. Bakın, tekrar ediyorum, 38 milyon. Savcılıklarda 6 milyon dosya devrediyor, ceza muhakemelerinde 3,8 milyon dosya var; bunlar Türkiye'de adaletin geciktiğine değil, adaletin biriktiğine, tıkandığına ve nefes alamaz hâle geldiğine dair en önemli rakamlardır. Bakın, bu dosyaların içinde 14 milyon şüpheli var, 24 milyon suç kaydı var. Bu tablo bize şunu gösteriyor: Bu toplumda huzur kalmamış, suç artmış, devletin çözüm mekanizması yetişemiyor. En çok soruşturulan suç hangisi, biliyor musunuz? 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu. İşte, zurnanın zırt dediği yer burası. Bireysel silahlanmaya bu kadar çok... İl başkanlarınıza, ilçe başkanlarınıza tavassut mektuplarıyla silah dağıtılıyor. Bunu bilmiyor mu zannediyorsunuz Türkiye? Bu silahlar nerede kullanılıyor? Herkesin belinde kovboy gibi birer silah. Ne oluyor ya, ne oluyor? Sağ olsun, RTÜK sayesinde de diziler her akşam atış talimi veriyor âdeta. Çocuklar bunlardan özeniyor ya, bunu bir kariyer planı olarak ellerine alıyor; tüm kanallara sirayet etmiş. Bu bir devlet için alarm değilse nedir?
Bakın, bir çarpık tablo daha var. Ceza mahkemelerinde verilen kararların yarıya yakını mahkûmiyet ama aynı sistemde milyonlarca dosya da bekliyor. Adalet dediğiniz şey sadece karar vermek değil, adalet zamanında verilen karardır; geciken adalet adalet değildir. Bakın, en vahim tablo nerede biliyor musunuz? İcra dairelerinde. 33 milyon icra dosyası var "adalet sarayları" dediğiniz o saraylarda; içinde adalet olmayan, binaların kocaman olduğu saraylarda 33 milyon icra dosyası var. Bu, doğrudan ekonomik yıkımın bir göstergesidir. Vatandaş borcunu ödeyemiyor, şirketler ayakta kalamıyor, ticaret dönmüyor; sonuçta 33 milyon icra dosyası. Geçtiğimiz hafta Komisyon Başkanı arkadaşa "SGK ve vergi affı var mı?" diye sordum, bize yazıyorlar "Yok." dedi. Niye? "Yahu bir yaptık, yüzde 7 faydalanan oldu; bir yaptık, yüzde 8; en sonunda yüzde 15. Bir faydası yok, millet ödemiyor."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) - Yahu millet ödemiyor değil, ödeyemiyor, ödeyemiyor. Niye? Ya, arkadaş, zaten krediye ulaşamıyor orta ölçekli firmalar, aldığı çeki "factoring" denilen o tefecilere içinden yüzde 7 aldırarak -bu sene de yüzde 100 faiz demektir- o parayla evine ancak ekmek götürüyor, ancak işçisini ödüyor, vergi ödemek ne kelime. O yüzde 100 faizle para alıp sana vergisini nasıl ödeyecek? Bu konu gerçek anlamda ekonominin tam anlamıyla çöktüğüne dair bir işaret. Vergi toplayamazsınız bu şekilde ancak vergi veren mükellefin malına çökersiniz, arabasını satarsınız, maaş vermek üzere bankada biriktirdiği parayı alırsınız ama doğru anlamda vergi alamazsınız. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz, adaletin olmadığı yerde bereket olmaz, adaletin olmadığı yerde kalkınma olmaz. Adaletin olduğu yerde bir tek şey olur: Adalet ve Kalkınma Partisi iktidar olur(!)
Teşekkür ediyorum.
Saygılar sunuyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)