| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 81 |
| Tarih: | 14.04.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Değerli milletvekilleri, sözlerime başlamadan önce 14-20 Nisan Şehitler Haftası vesilesiyle vatanımızın bağımsızlığı ve milletimizin huzuru için canlarını feda eden tüm kahraman şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ayrıca bugün Siverek'te bir okulda yaşanan dehşet verici bir olayla ilgili olarak tarifsiz üzüntümü dile getirirken, yetkililere bu olayda sadece gereğini yapmanın yetmeyeceğini, kendi öz eleştirilerini de yapmaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyorum. Çocuklarımızın ikinci evi olarak gördüğümüz okulların bu hâle gelmesi kabul edilemez. Kesinlikle altını çizmek gerekiyor, suç kim tarafından işlenmiş olursa olsun, ne olursa olsun yaptırımı herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Suçu, suçluyu kim, hangi organizasyon, kurum, yapı, dizi, film överse övsün gerekli cezayı almalıdır. Toplumda kimse kendini suç işleme imtiyazına sahip zannetmemelidir. Kısaca, vatandaş ile suç arasında mesafe koyacak ortam devlet tarafından acil olarak sağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz teklifin 12'nci maddesi ilk bakışta teknik bir geçiş hükmü gibi sunulsa da aslında bu kanun teklifinin en kritik noktalarından birini oluşturmaktadır çünkü bu madde, yapılan düzenlemelerin sahada yaratacağı etkileri doğrudan belirlemektedir. Bu maddeyle iktidar şunu kabul etmektedir: Getirdiği yeni düzenlemeler, özellikle koruyucu aileler, sosyal destek alan çocuklar ve gençler açısından ağır sonuçlar doğuracaktır, işte bu nedenle bir geçiş mekanizması kurma ihtiyacı doğmuştur. Bakınız, madde açıkça diyor ki: "Daha önce ödenmiş sigorta primleri alınmayacak, daha önce verilmiş sosyal destekler talep edilmeyecek." Bu kesinlikle doğru bir yaklaşımdır, devlet kendi verdiği destekten dolayı vatandaşlarını borçlandırmalıdır ancak asıl mesele burada değildir; asıl mesele bu kanunla birlikte getirilen şartlardır. Özellikle istihdam hakkına erişim için getirilen en az beş yıl sistemde kalma şartı koruma altındaki çocuklar ve gençler açısından son derece ağır bir düzenlemedir. Düşününüz, devlet koruması altındaki bir çocuk hayatının en kırılgan dönemlerinde zaten ciddi zorluklarla mücadele etmektedir. Şimdi, siz bu çocuğa diyorsunuz ki: "En az beş yıl bu sistem içinde kalırsan sana istihdam hakkı veririm." Bu ne demektir? Bu, dezavantajlı bir çocuğa yeni bir engel daha koymak demektir. İşte, 12'nci madde bu ağır şartın yaratacağı mağduriyeti bir nebze hafifletmek için yaşa göre kademeli bir geçiş öngörmektedir. Ama soruyorum: Eğer bu düzenlemeyi yürürlüğe koymadan önce böyle bir geçiş ihtiyacı doğuyorsa o düzenlemenin kendisi zaten sorunlu değil midir?
Değerli milletvekilleri, bu maddeyle ayrıca daha önce hak sahibi olmuş ancak çeşitli nedenlerle istihdam hakkını kullanamamış gençlere on iki ay içinde başvuru hakkı tanınmaktadır. Bu da önemli bir husustur ancak burada da ciddi bir belirsizlik vardır. Bu gençler eski kurallara göre mi yerleştirilecek, yeni sistemin içinde mi değerlendirilecek? Uygulamada nasıl bir yol izlenecek? Bu soruların cevapları net değildir.
Bir başka önemli nokta ise bazı sürelerin hesaplanmasında geçmiş dönemlerin dikkate alınmamasıdır. Bu da yine uygulamada keyfîliğe yol açacak olan açık bir alan yaratmaktadır. Bu madde bize şunu göstermektedir: Bu teklif, sahayı yeterince analiz etmeden hazırlanmıştır. Önce ağır şartlar getirilmiş, sonra bu şartların doğuracağı mağduriyetleri azaltmak için geçici maddelerle yamama yoluna gidilmiştir. Oysa, sosyal hizmetler alanında yapılacak düzenlemeler deneme yanılma yöntemiyle yapılamaz. Burada söz konusu olan çocuklardır, gençlerdir, korunmaya muhtaç bireylerdir. Bu alan kesinlikle hata kaldırmaz. Bizim beklentimiz şudur: İstihdam hakkına erişimde getirilen beş yıl şartı kesinlikle yeniden gözden geçirilmelidir. Geçiş hükümleriyle sorunu örtmek yerine esas düzenleme adil hâle getirilmelidir. Hak sahipliği kriterleri daha kapsayıcı ve daha insani bir çerçevede ele alınmalıdır çünkü sosyal devlet vatandaşına şart koşan değil, vatandaşının yanında duran devlettir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)