GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:81
Tarih:14.04.2026

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, evet, önümüzde yine bir torba kanun teklifi, yine birbiriyle bağlantısız yasaların bir aradalığı ve yine ciddiyetten uzak, Meclisin varlığını kadük hâline getiren anlayışın bir tezahürü duruyor. Bir ülkede işsizlik yapısal olarak güçlendirilip halka yoksullaşma dayatılıyorsa, sosyal bağlar yerle bir edilip toplumsallaşmanın zemini yok ediliyorsa, elbette ki iktidar tarafından Meclise getirilen yasalar mevcut sorunları kökünden çözmek yerine devletin asli görevi olan hizmetleri yardım kuruluşlarına devrederek sermayeye kâr alanı açan birer kurguya dönüşür. Bir ülkede aile yaşamının güçlendirilmesi adına getirilecek düzenlemeler toplumsal cinsiyet rollerini pekiştiriyor, kadınların özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak yerine belirli yükümlülükleri boyunduruğu altına sokuyor ve eşit ebeveynlik hakkı yerine bakım emeğini kadına zimmetliyorsa o ülkede güçlenen aile değil eril, egemen ve tahakkümcü zihniyet olur. Bir ülkede toplumun en hassas kesimini oluşturan çocukları kurgu nesnesi hâline getirerek yasakçı bir zihniyetle kontrol altına almaya çalışırsanız ve çocuklara yönelik yegâne tehdidin şu an için sadece dijital mecralar olduğunu savunursanız ne şimdiyi kurtarabilirsiniz ne de geleceği özgür ve demokratik bir biçimde kurabilirsiniz. Dile getirdiğim bu hususlar bir toplumun nasıl çürütüldüğünün açık ilanıdır. Bilinmelidir ki aileyi mülkiyet, çocuğu nesne, yoksulluğu ise kâr kapısı olarak gören bu anlayışın kuracağı hiçbir gelecek bizleri özgürlüğe taşımayacaktır.

Değerli milletvekilleri, önemli bir başka konuyu bu kürsüden dile getirmek istiyorum: Türkiye'deki hak ihlallerine baktığımızda hapishanelerde yaşananlar ve özellikle mahpuslara uygulanan politikalar gündemimizin ilk sırasını maalesef teşkil ediyor. Şu an cezaevlerinde uygulanan idari model genel yönetim anlayışından asla bağımsız değil ve onun bir uzantısı gibi işliyor. Anayasa ve uluslararası hukukta tanımlanan güvenceler çoğu zaman esnetilerek ya da fiilen etkisiz hâle getirilerek uygulanıyor. Mahpusların yaşam koşullarını zorlaştıran, onları yalnızlaştıran ve iradelerini baskı altına alan uygulamalar giderek sıradanlaştırılmak isteniyor. Onlara dayatılan ölümle eş değer bir durum, tam bir yok oluştur. Özellikle "kuyu tipi hapishane" olarak adlandırılan S Tipi ve yüksek güvenlikli cezaevleri işkence ve kötü muamele uygulamalarının deney sahası niteliğindedir. Haberleşme, iletişim, sosyalleşme ve sağlık gibi her türlü hakkın kullanımı engelleniyor. Bakınız, Çarşamba S Tipi Hapishanesinde 26 Mart günü koğuşlara gardiyanlar tarafından baskın yapılıyor. Hiçbir somut gerekçe sunulmadan, sadece "İdari karar." denilerek mahpusların yerleri değiştiriliyor. Mahpuslar ters kelepçe ve yerlerde sürüklenme gibi işkence yöntemleriyle derdest edilmiş, enselerinden bastırılarak iki büklüm vaziyette koğuşlarından çıkarılıyor. Kamera kaydı varken daha kontrollü davranan görevliler kayıt bittikten sonra hakarete ve baskıya kaldıkları yerden devam ediyor. İşin trajik yanı, darp edilen ve yaralanan mahpusların uğradığı bu zulmün üzerine bir de "görevli memura mukavemet" ve "slogan atma" iddialarıyla disiplin soruşturmaları açılmış olmasıdır. Bu durum açıkça işkence örtbas etme çabasıdır.

Daha dün Beşiri Yüksek Güvenlikli Cezaevinde tutulan 3 çocuk babası Mehmet Çeviren'in intihar ettiği ileri sürülerek yaşamını yitirdiği bilgisi kamuoyuna yansıdı. Hapishanelerde yaşanan ve açıklığa kavuşturulamayan ölümlere bir yenisi daha maalesef eklendi. Bu olayın da tüm yönleriyle, hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde incelenmesi gerekiyor.

İnsanlık onurunu zedeleyen, en temel haklara dahi erişimi engelleyen, umudun tüketildiği mekânlarda ve...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Devamla) - ...bu infaz rejiminden mesul olan kişi ve kurumlar bu ölümün failidir. Bunun bizim açımızdan tartışılacak hiçbir tarafı da yoktur.

Demokratikleşme ve barış hapishanelerdeki insanlık dışı uygulamaların sonlanmasıyla sağlanabilir ve güçlenebilir. Bu belirttiğimiz, birilerine had çizmek elbette ki değil, olması gerekeni bildirmektir. Meclisin bu konuda da üzerine düşeni yerine getirmesinin önüne de geçilmemelidir.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)