GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Şanlıurfa Siverek’te bu sabah saatlerinde meydana gelen olaya, İslamabad’da İran ve ABD heyetleri arasında gerçekleştirilen temasa, Netanyahu’nun Cumhurbaşkanına saldırmasına, 14-20 Nisan Şehitler Haftası’na ve 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü’ne ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:81
Tarih:14.04.2026

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti, Şanlıurfa Siverek'te bu sabah saatlerinde meydana gelen o menfur olaydan dolayı çok üzüntü duyduğumuzu belirtmek isterim. Yaralananlara acil şifalar diliyoruz Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz olarak.

Bu söz konusu olay hafife alınacak bir olay değildir, tüm bakanlıkları bu konuda gerekli incelemeleri yapmaları ve gerekli tedbirleri almaları noktasında bir kez daha göreve davet etmek istiyoruz. Çocuklarımız tehlike altında ve yine çocuklarımız suça sürükleniyorlar. Biliyorsunuz, Mecliste aslında bu konuda bir komisyon da kuruldu. Bu tür hadiselerin tekrar yaşanmaması için ne yapılması gerekiyorsa mutlaka yapılmalı. Bizler de bu noktada her türlü göreve hazır olduğumuzu bir kez daha belirtmek istiyoruz.

Sayın milletvekilleri, tarihin en kritik eşiklerinden birinde, coğrafyamızın ve insanlığın kaderini tayin edecek olaylara şahitlik ediyoruz maalesef. Geçtiğimiz günlerde İslamabad'da İran ve ABD heyetleri arasında gerçekleştirilen ve yirmi bir saat süren o kritik temasları hepimiz büyük bir dikkatle takip ettik. Ne hazindir ki bu uzun mesainin neticesiz kalması barış umutlarını bir kez daha karanlığa mahkûm etmiştir. Bugün, artık, üçüncü dünya savaşı senaryoları bir kurgu değil yüksek sesle konuşulan bir felaket ihtimali hâline gelmiştir. Oysa insanlığın ihtiyacı olan şey, kan ve gözyaşını besleyen bir savaş değil savaşı kalıcı ve onurlu bir barışa dönüştürecek o büyük iradedir. Dünyanın içinde bulunduğu bu buhranlı şartlar altında bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin o her zamanki öngörüsü ve vakarıyla işaret ettiği hakikat, aslında çıkış yolunun ta kendisidir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de çağrısıyla örtüşen bu büyük vizyon, küresel bir yangını söndürecek yegâne formüldür.

Cani Netanyahu'nun Cumhurbaşkanımıza saldırması elbette tesadüf değil. Türkiye'nin bölgedeki ateş çemberinde dik duruşu, bölgesini muhafaza edişi ve mazlumların yanında oluşu birilerinin hayalini kurmak istediği oyunları bozmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, bu tür kirlenmiş salyalı ağızların lafıyla sarsılacak ya da kanla beslenen bu canilerin propagandalarıyla duruşu değiştirilecek bir devlet değildir. Cumhur İttifakı "önce ülkem ve milletim" düsturuyla "lider ülke Türkiye" vizyonuyla yoluna devam etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a yöneltilen dil, doğrudan milletimizin itibarına ve millî irademize yöneltilmiştir. Cumhurbaşkanımızın yanındayız; ülkemiz üzerine kurulan her türlü oyunun karşısında barajız, duvarız, yıkılmaz bir kaleyiz.

Kıymetli milletvekilleri, vatanı sadece bir toprak parçası değil bir namus ve mukaddes bir emanet bilenlerin, o emanet yere düşmesin diye kendi gövdesini siper edenlerin haftasındayız. 14-20 Nisan Şehitler Haftası, bizler için, sadece takvimdeki bir yaprak değil her bir şehidimizin son nefesiyle mühürlenmiş bir vefa borcudur. Kelimelerin kifayetsiz, cümlelerin boynu bükük kaldığı bir makamdır şehadet. Bu toprakların her bir karışı "benim vatanım" "benim milletim" diyerek serden geçen yiğitlerin, o inanmış yüreklerin kanıyla yoğrulmuştur. Onlar; ölümü öldürenler, dünyevi tüm ikballeri ellerinin tersiyle itip ebedî bir zafere kanat açanlardır. Vatan uğruna can veren her bir kahramanımız; bu milletin göğsüne takılmış şeref madalyası, semalarımızda hiç dinmeyecek olan ezan ve inmeyecek olan al bayraktır.

27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü yaklaşırken de özellikle ömürlerini Türk-İslam ülküsüne adamış, çilenin her türlüsüne "eyvallah" demiş ülkücü şehitlerimizi anarken yüreğimizdeki sırrı daha da derinleşir. Onlar; vatanın en zor günlerinde birer bozkurt gibi ayağa kalkan, tabutluklarda devleşen, darağaçlarında bile "Vatan sağ olsun!" diye haykıran yiğitlerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Yusuf yüzlü, hilal bakışlı o fidanların, Ruhi Kılıçkıran'dan Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na kadar uzanan o kutlu zincirin her bir halkası bizlere devredilen mukaddes mirastır. Onlar, sadece birer isim değil sarsılmaz bir imanın, eğilmeyen bir başın ve lekelenmemiş bir davanın sembolleridir. Gönüllerimiz mahzun, gözlerimiz buğulu olsa da başımız her daim diktir çünkü Hüseyin Nihal Atsız'ın da dediği gibi: "Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından/Koşar adım gitmeli onların arkasından." Bizler, o yiğitlerin arkasından sadece yas tutanlar değil onların yarım bıraktığı sevdayı, ufkumuza çizdikleri Turan hayalini ve davayı omuzlayanlarız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin.

FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Başta Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları olmak üzere dün şehadetinin yıl dönümünde dualarla yâd ettiğimiz ülkücü şehidimiz Alper Tunga Uytun'u, vatanın bekası için canını feda eden tüm Mehmetçiklerimizi, Emniyet mensuplarımızı ve davası uğruna toprağa düşen ülkücü şehitlerimizi rahmetle ve minnetle yâd ediyoruz. Ruhları şad, mekânları cennet, makamları ali olsun diyor, Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.