| Konu: | Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 4'üncü maddesi, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun...
(Uğultular)
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Biraz susabilirler mi acaba, dikkatim dağılıyor.
BAŞKAN - İsterseniz bekleyin...
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Meramımı anlatamıyorum.
BAŞKAN - Şöyle yapalım; bekleyelim, arkadaşların sohbeti bitsin, ondan sonra başlayalım.
BÜŞRA PAKER (İstanbul) - Valla hiç kusura bakmayın Ayyüce Hanım, devam edin siz, kayıtlara giriyor.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Kusura bakmıyorum da konuşamıyorum.
BÜŞRA PAKER (İstanbul) - Kayıtlara giriyor, problem yok.
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Ya, bir de utanmadan laf atıyorsunuz ya!
BÜŞRA PAKER (İstanbul) - Biz çalışacağız, vatandaş kanun bekliyor. Ayyüce Hanım, vatandaş kanun bekliyor.
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Hatibe saygı yok, bir de laf atıyorsunuz ya!
BAŞKAN - Müsaade ederseniz devam edeceğiz.
Süreyi baştan başlatıyorum.
BÜŞRA PAKER (İstanbul) - Ne demek yani? Ben dinlemek zorunda mıyım seni?
BAŞKAN - Sayın Türkeş, buyurun.
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin 4'üncü maddesi 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu'nun "Tanımlar" bölümünde köklü değişiklikler öngörmektedir. İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi sunulsa da aslında çocuk koruma politikalarında ciddi bir zihniyet değişiminin işaretlerini taşımaktadır. Bu nedenle bu maddeyi sıradan bir tanım değişikliği olarak görmemiz mümkün değildir.
Maddeyle yapılan en dikkat çekici değişikliklerden biri, Çocuk Destek Merkezinin kaldırılarak yerine "İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesi" tanımının getirilmesidir. Ancak burada mesele yalnızca bir isim değişikliği değildir; yeni model, güvenlikli yatılı yapılar üzerinden tarif edilmektedir. İşte tam da burada durup düşünmek zorundayız çünkü çocukları koruma anlayışı, güvenlik eksenli değil hak temelli olmak zorundadır. Uluslararası çocuk hakları standartları, özellikle Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi çocukların kurumsal bakımını son çare olarak görür, esas olan çocuğun aile ortamına en yakın koşullarda büyümesidir. Peki, biz ne yapıyoruz? Sevgiye, ilgiye ve güvene muhtaç çocukları güvenlikli yapılar içine alarak onları birer risk unsuru gibi tanımlayan bir anlayışı kanunlaştırıyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu maddeyle getirilen bir diğer kritik düzenleme de Merkezî İzleme Sistemi'dir. Tüm sosyal hizmet kuruluşlarının kamera sistemleriyle izlenmesi ve bu verilerin bir merkezde toplanması öngörülmektedir. Elbette ki çocukların istismardan korunması hepimizin ortak sorumluluğudur. Ancak bu kadar geniş, kesintisiz ve merkezî bir gözetim mekanizmasının sınırları nerede başlayıp, nerede bitecektir? Soruyoruz: Bu görüntülere kim erişecektir? Veriler ne kadar süre saklanacaktır? Çocukların mahremiyeti nasıl korunacaktır? Bu soruların hiçbirine bu kanun teklifinde açık bir cevap verilmemektedir.
Daha da önemlisi, aynı düzenleme içinde, koruyucu aile modeli teşvik edilirken bir yandan da Merkezî İzleme Sistemi'nin kapsamı genişletilmektedir. Oysa bir çocuğun evi kamerayla izlenen bir alan hâline getirilemez. Aile ortamı güven üzerine kurulur, gözetim üzerine değil.
Sayın milletvekilleri, "ihtisaslaşma" kavramı ilk bakışta olumlu görülse de uygulamada ciddi riskler barındırmaktadır. Çocukların yaşına, cinsiyetine ve psikososyal durumuna göre sınıflandırılması eğer açık, şeffaf ve denetlenebilir kriterlere bağlanmazsa keyfî uygulamaların önünü açabilir. Bu konuda kanun teklifinde açık güvenceler maalesef yoktur. Ayrıca veri kullanımına ilişkin düzenlemelerde "anonimleştirme" ifadesine yer verilmesi de yeterli bir güvence değildir. Çocukların verileri söz konusu olduğunda esas olan anonimleştirme değil mümkün olan en yüksek düzeyde korunmasıdır.
Değerli milletvekilleri, sosyal hizmetler kuruluşları devlet ile korunmaya muhtaç çocuk arasındaki en hassas temas noktasıdır. Burada kurulacak sistemin temelinde güven olmalıdır, şefkat olmalıdır ve insan onuru olmalıdır. Çocukları kamerayla değil adaletle koruyabiliriz, çocukları yönetmeliklerle değil güçlü ve açık yasalarla güvence altına alabiliriz. Bu nedenle diyoruz ki bu madde mevcut hâliyle eksiktir, belirsizdir ve çocuk hakları açısından da ciddi riskler barındırmaktadır. Gelin, bu düzenlemeyi çocukların üstün yararını gerçekten esas alan bir anlayışla yeniden ele alalım.
Sözlerime son vermeden önce, içinde bulunduğumuz Polis Haftası münasebetiyle tüm Emniyet mensuplarımıza şükranlarımı sunuyorum. Türkiye'de polisimiz, devletin en görünür gücüdür; terörle mücadeleden asayişe, trafikten siber suçlara kadar her alanda büyük bir fedakârlıkla görev yapmaktadır. Ancak bu fedakârlığın bir de görünmeyen yüzü vardır; uzun mesai saatleri, ağır çalışma koşulları, psikolojik yıpranma ve aile hayatından uzak kalma. Polisimiz, sadece sokakta değil hayatın içinde de çok büyük mücadele vermektedir. Unutmayalım ki güçlü devlet, güçlü güvenlik teşkilatıyla mümkündür ama güçlü bir teşkilat ancak hakkı teslim edilmiş, çalışma koşulları iyileştirilmiş bir personelle olur. Polisimizin yanında olmak, sadece güvenliği değil adaleti ve huzuru da savunmaktır. Polisin görevini yapmasına engel olanlara ve bu büyük teşkilat ile millet arasına mesafe koymaya çalışanlara da haddini bildirmek gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)