| Konu: | Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
SİNAN ÇİFTYÜREK (Van) - Sayın Başkan, sayın vekiller; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tam da torba yasasının mantığı üzerine duracağım.
Öncelikle şunu söyleyeyim: Bu "torba" kavramı birey, toplum, devlet yönetimi adına itici bir kavramdır, hatta çirkin bir kavramdır. Ne torbası ya! Siz bireyi, toplumu, devleti yöneten yasalar çıkarmak istiyorsunuz, birden fazla ilgisiz yasa teklifini aynı torbanın içine koyuyorsunuz, vekile de diyorsunuz ki: "Buyurun, bunların üzerinde yoğunlaşın, bunları -ne yapın- yasalaştırın." Bana şöyle geliyor bu: Hani başkanlık sistemiyle birlikte Hükûmetin sorumluluğu Meclisten alındı ya, dolayısıyla, zaten başkanlık sisteminde ilgili yasa tekliflerini toplumun, sermayenin, devletin ihtiyaçları doğrultusunda hazırlıyorlar, Meclise getiriliyor; bize de deniliyor ki: "Ya, siz fazla üzerine kafa yormayın, biz zaten sizin adınıza esasında her şeyi hazırlamışız 'evet' deyin geçsin." E, biz de zaten burada ya "evet" diyoruz ya "hayır" diyoruz. Öncelikle bu sorundur, onu belirtmek istedim.
İkincisi, e, tamam, yasa teklifleri ne adına geliyor? Doğal olarak, işte, birey, toplum, devlet ve sermaye adına geliyor, onların değişen sosyolojik gelişmelere paralel yeni ihtiyaçlarının Meclise taşınması olarak geliyor fakat bu son yıllarda dikkat çekicidir, daha fazlasıyla Meclise gelen yasa tekliflerinde ki bunda da var sinmiş, bir biçimiyle bu özelleştirmeyle bağlantısı var. Bu 24 Ocak Kararları yok mu, oradan başlandı; 1980, KİT'lerle başlandı. Dolayısıyla her yerde, başta sosyal alan olmak üzere özelleştirme kavramı, piyasa kavramı, piyasanın noteri altına alma zihniyeti devam ediyor. Mesela, öyle bir noktaya gelindi ki KİT'ler, sonra eğitim, sonra sağlık, sonra sosyal hizmetler, sonra millî parklar, ormanlar, enerji, enerji dağıtan santraller ve yetmedi, enerjiyi üreten santrallerin kendisi de şimdi özelleştirme konusu yapılıyor.
Sayın vekiller, özelleştirmenin babasını biliyorsunuz siz, Thatcherizm ve Reaganizmdi, değil mi? Bizde 1980'de 24 Ocak Kararlarıyla başlandı, bizden yirmi yıl önce başladılar; İngiltere bundan geri adım attı, bu vahşi kapitalizmden geri adım attı, atmak zorunda kaldı yani devletin bu alanlarda küçülmesi değil büyümesini esas alan bir yönelime girdi.
Bakın, bir veri var elimde, mesela, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı huzurevi sayısı 168. Peki, özel ne kadar? Özel şirketlere bağlı olan -2024 verisi- 267 huzurevi ve bakımevi var. Hani devlet sosyaldi; değil mi? Dolayısıyla, aynı veri hastanelerde, eğitimde, sağlık kurumlarında var. Devlet sosyal alanda hızla küçülüyor, özel alan hızla büyüyor; bu, ciddi bir problemdir, ciddi bir sorundur.
Şimdi, ne deniliyor? "Devlet mümkün olduğu kadar bu alanlarda küçülsün." Tamam, anladık, kapitalizm, mülkiyet egemen bir toplumdur; mülkiyet alanında daha da küçülsün tamam da sağlık, sosyal hizmetler, eğitim, millî parklar, orman, bunların özelleştirilmesini biz nasıl izah edeceğiz ya? İzah edilemez zaten. Bu, hızla devletin küçülmesi adına bütün zenginlik kaynaklarının sermayeye peşkeş çekilmesidir. Burada, eğer bu devam ederse tuz kokacak; haberiniz olsun, gerçekten tuz kokacak. Bütün alanların, sosyal alanların sermayeye, şirketlere peşkeş çekilmesi derinleşirse hani, amiyane tabirle, tuz kokacak. Dileriz, Cumhur İttifakı bu gerçeği görür; bu "Nakit paraya ihtiyaç var." hırsıyla şirketlerin sokaktan, meydandan, alanlardan var olan ihtiyaçlarını Meclise taşımasıyla bağlantılı olarak özelleştirme sürecine fren konulur.
Burada somut birkaç öneri söylemek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
SİNAN ÇİFTYÜREK (Devamla) - Birincisi, devletin sosyal alanda küçülmesi değil, eğer gerçekten devlet olgusu var olduğu müddetçe devletin kutsal alanı olacaksa, tersine, sözünü ettiğimiz bütün alanlarda, sosyal alanlarda devletin büyümesi lazım.
İkincisi, şimdi, ihtiyaç meselesi gündeme geldiği zaman biz mümkün olduğu kadar halkın, vatandaşın, işçinin, emekçinin, sosyal alana, sosyal desteğe ihtiyacı olanların sayısının azaltılmasından yanayız. Bu sosyal yardıma ihtiyaç duyanların sayısı azaltılmalı ama destek sağlanacaksa bu, Hükûmetin, devletin lütfu olarak değil; bu, hak edilmiş bir şey olarak görülmeli, bir sosyal destek olarak görülmeli.
Son olarak şunu söylüyorum: Bu torba yasa üzerinde hakikaten düşünmek lazım. 10-15 tane maddeyi ayrı ayrı koyuyorsunuz içine "Üzerine düşünün." diyorsunuz; bu mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SİNAN ÇİFTYÜREK (Devamla) - Ben buradaki vekillerimizin çoğunluğunun da birden fazla yasa Meclise geldiği zaman üzerinde düşünebildiği kanaatinde değilim.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)