| Konu: | Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
GAMZE TAŞCIER (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin bu maddesinde getirdiğiniz düzenleme kadınların taleplerinin karşılanması, çocuk gelişiminin desteklenmesi, bakım emeğinin paylaşılması için gerekli ve bizim de desteklediğimiz doğru bir düzenlemedir ancak getirdiğiniz düzenlemenin amacı doğru olsa da yanlış bir yöntemle, veriye dayanmadan, etki analizi yapılmadan, dar bakışla ve kapalı bir hazırlık süreciyle şekillendiğinde, toplumsal çıktıları hesaplanmamışsa ağır sonuçlar doğurabilir. AKP iktidarı bakım politikasını yalnızca doğum izni süresi üzerinden tarif ederek kendi ideolojik kodlarına göre doğru yaptığını düşünebilir, oysa dünya bu tartışmayı çoktan geride bıraktı. Bugün modern ekonomiler bakım meselesini dar bir aile içi sorumluluk alanı olarak görmüyor çünkü toplumun kendini yeniden üretmesini sağlayan bakım emeği ekonominin dışında kalan bir alan değildir. Dolayısıyla, doğru adımı yanlış biçimde attığınız için kadınların çalışma yaşamının içine hapsedildikleri kısır döngüden kurtulmaları da mümkün olmuyor.
Kadınların iş gücüne katılım oranı ortada, OECD'nin en alt sıralarındayız; en önemli sebeplerinden biri bakım ekonomisini göz ardı eden politikalarınız. Bu bir öngörü değil, dünyada defalarca test edilmiş bir gerçek ve bu gerçeği Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının hazırladığı İş Gücü Piyasası ve Kadın İstihdamı Ekseninde Aile Dostu Politikalar Araştırması da ortaya koymaktadır. Türkiye'de doğum yapan kadınların yüzde 40'ı doğumdan sonraki ilk altı ayda işten ayrılıyor, on iki aylık süreçte bu oran yüzde 57'ye yükseliyor. Bu veriler bize gösteriyor ki siz yalnızca izin süresini uzatırsanız kadını iş hayatından daha kısa sürede daha uzun süre koparırsınız; işveren kadın istihdamına daha temkinli yaklaşır, ayrımcılık derinleşir. Dolayısıyla getirdiğiniz düzenleme kadınların iş hayatında kalmasını mı kolaylaştıracak, yoksa onları sistemin dışına mı itecek? Bizim kaygımız budur. İş Kanunu doğumdan sonra iki aydan bir yıla kadar yarım çalışma ödeneğiyle gelir kaybının telafi edileceğini güvence altına alır. Bu ne demek? Çalışanı yalnız bırakmama iddiasıdır, kadın doğum yaptığı için iş hayatından koparmama iddiasıdır, aileyi koruma iddiasıdır ama bu iddianın hayattaki karşılığına bakalım; 2016'dan bugüne başvuru sayısı düşmüş, bu haktan yararlananların sayısı azalmış. O hâlde şu soruya cevap bulmamız lazım: Eğer bu politika gerçekten işliyorsa, bu hak gerçekten erişilebilirse, kadınlar bu sistemi güvenle kullanabiliyorsa neden her yıl daha az kadın bu haktan yararlanıyor? Bugün gelinen noktada bu hak kadınlar için bir güvence olmaktan çıkmış, bir risk alanı hâline dönüşmüştür. Çünkü kadınlar biliyor ki bu hakkı kullandıklarında iş yerindeki konumları zayıflamakta, terfi imkânları daralmakta, hatta işlerini kaybetme ihtimalleri artmakta. Bugün kadınlar arasında atıl iş gücü yüzde 39'u aşamıyorsa yaşanan tam olarak budur.
Değerli milletvekilleri, bu teklifte başka bir mesele de ebeveynlik. Bu teklifte ebeveynlik eşitliği yok. Oysa çağdaş sosyal politika, çocuk bakımının yalnızca kadının değil iki ebeveynin ortak sorumluluğu olduğunu söylemektedir. Eğer siz babayı bu sürecin dışında bırakırsanız eşitliği sağlayamazsınız, devredilemez babalık izinleri oluşturmazsanız bakım yükünü paylaştıramazsınız. İşte getirdiğiniz düzenlemenin ideolojik tuzağı da tam da burada kendini ele vermekte çünkü siz bakım meselesine hak temelli değil roller üzerinden yaklaşıyorsunuz. Kadını evin içinde konumlandıran, erkeği dışarıda tanımlayan bir anlayışla sosyal politika inşa ediyorsunuz.
Bir diğer önemli mesele de finansman. Bu izinlerin maliyeti kim tarafından karşılanacak? İşveren mi, sosyal güvenlik sistemi mi yoksa genel bütçe mi? Eğer maliyeti işverene yüklerseniz kadın istihdamı daha da zorlaşır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GAMZE TAŞCIER (Devamla) - Toparlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
GAMZE TAŞCIER (Devamla) - Dolaylı ayrımcılık artar. İşte bütün bu olumsuzlukların yaşanmaması için sosyal politika tasarımı bütüncül olmak zorundadır. Bakım emeği sosyal güvenlik sistemi içinde tanınmalı, kamusal bakım hizmetleri yaygınlaştırılmalı, kreş zorunlu hâle getirilmeli, ebeveynlik eşitliği sağlanmalı ve izin, gelir güvencesi ve bakım hizmetiyle birlikte tasarlanmalıdır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)