GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; metin belirsiz, ucu açık ifadeler manzumesi olunca böyle oluyor. Anlayabildiğimiz kadarıyla, kanun teklifinin dayanağı sosyal devlet ilkesi. 6 milyondan fazla vatandaşı derin yoksulluk içinde kıvranan bir ülkede bu ilkenin esas alınması bizi ancak mutlu eder. Bu manada, biz, teklifin gerekçelerinden ailenin güçlendirilmesinden yanayız, doğum oranlarının desteklenmesinden yanayız; çocukların, yaşlıların, engellilerin korunmasından, güçlendirilmesinden yanayız; sosyal hizmet altyapısının çağa uygun hâle getirilmesinden yanayız. Ama şunun da farkındayız: Tenceresi kaynamayan evde aile güçlenmez; mama reyonlarına kilit vurulan, çocuk yoksulluğunun yüzde 30'u aştığı, çocukların okula aç gittiği bir ülkede doğum oranı yükselmez. Sosyal hizmetin ağza çalınan bir parmak bal olarak konumlandırılmasına razı olamayız.

Bu teklifin çıkmasında en çok arzulanan maddeleri, ücretli doğum izni süresinin uzatılması. Dünya Sağlık Örgütünün tavsiye ettiği emzirme süresiyle uyum işaret ediliyor burada. Evet ama yetmez. Aynı DSÖ tüm çocuk ölümlerinin yüzde 45'inin yetersiz beslenmeden kaynaklandığını da söylüyor. Aynı DSÖ okul çağı beslenmesiyle ilgili "Çocuklar güne mutlaka kahvaltı yaparak başlamalı." diye de söylüyor. Aynı DSÖ giderek yayılan gelişim geriliğine karşı dengeli beslenmeyi de öğütlüyor. TÜİK'e göre bile ülkemizdeki çocukların yüzde 10'u günde bir tek meyve de sebze de yiyemiyor, 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 20'si haftada en az bir gün hiç yemek yiyemiyor bu ülkede. Hani nerede okullarda bir öğün yemek çocuklarımıza? Bu da sosyal devlet olmanın gereği değil mi? İddiası devletin, kimsesizlerin kimsesi olduğunu göstermek olan bu teklifte okullarda bir öğün yemek mutlaka olmalıydı. Biz önerdiğimizde reddettiniz; siz yapsaydınız, yapmalıydınız, okullarda bir öğün ücretsiz yemeği koymalıydınız bu teklife.

Aynı DSÖ hijyen uyarısında da bulunuyor mesela, "Ellerinizi yıkayın." diyor çocuklara. E, hani okullarımızda sabun? Sosyal devlet olmak muhtaçlığı yönetmek değil muhtaçlaştırmamakla gösterir kendini.

Sosyal devlet olmak Emniyet teşkilatımızın, polis memuru arkadaşlarımızın özlük haklarında iyileştirme öneren teklifi kabul etmeyi gerektirir mesela. Dün sizlerin yaptığı gibi reddetmeyi mazur da makul de görmez. Sosyal devlet olmak insanı yaşatmak üzere inşa edilir.

Bu vesileyle Osmaniye'de yaşanan sel felaketinde can veren vatandaşlarımıza da rahmet diliyorum ve inanıyorum Allah doğayla inatlaşmadan uyum içinde yönetmeye mahir bir iktidar nasip edecek bu ülkeye, çok yakın o gün.

Maddelere gelince, milyonlarca ailenin gözü kulağı bizde şu anda biliyorum. Ücretli doğum izninin yirmi dört hafta çıkarılması toplamda, evet, önemli bir kazanımdır. Keşke önceliği toplum yararı olan bir bütçe oluşturabilmiş olsaydık da daha da uzatılabilseydi ve inşallah kadınlar, anneler lehine yapılan bu düzenleme uzun vadede kadının aleyhine, kadını istihdamdan uzaklaştırmak için kullanılmaz. Bu manada, İYİ Parti olarak bu maddelerin suistimalini önleyecek, kadının aleyhine dönmesini önleyecek teşvik olur, yaptırım olur, kadın lehine garantör düzenlemeleri zaruri görüyoruz; bu, bir.

ASM'lerde görev yapan ve yerlerine vekil bulamadan izin imkânı olmayan doktorlarımız, ebelerimiz, hemşirelerimiz gibi ücret kesintisine uğrayacak ya da diğer sigortalılar gibi bazı kadın çalışanların uygulamada bu değişiklikten yararlanamayacak olmasını da Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı buluyor, Komisyonda bu eşitsizliğin giderilmesine dönük olarak verdiğimiz önergenin reddedilmiş olmasını da hem anlayamıyor hem de kınıyoruz; bu, iki. Bir hak fiilen kullanılamayacaksa onu hukuken tanımış olmak düpedüz kandırmacadır aslında.

Mevzu çocuğun gelişiminde ailenin rolünü etkinleştirmekse de düzenleme bekleyen bir alan daha var, o da okul ve kreş saatleri ile çalışma saatlerinin uyumsuzluğu. Mesainin uzunluğuna değil verimliliğine dayalı bir çalışma hayatı tesisi hem çocuğun üstün yararına hem üretimin nitelik kazanmasına yarar; bu da üç.

Değerli milletvekilleri, Darülaceze, kadim bir geleneğin, eşine az rastlanır bir mirasın adıdır bizim için ama onu yaşatmak demek sadece kaynaklarını artırmak demek değildir, sadece bu teklifte öngörülen vergi istisnalarıyla yapılamaz. Darülacezeyi yaşatmak, onun itibarını da korumayı gerektirir, onu hırsızlardan, yolsuzlardan koruyup kollamayı da gerektirir. Biz hâlâ Deniz Feneri travmasını atlatabilmiş değiliz. Yirmi iki yılda 27 binden fazla yeni dernek ve vakıf kurulmuş hayır hasenat adına ve içlerinde doğrudan ihaleler, kamudan çok kıymetli taşınmaz devirleri, belediye veya bakanlıklara ödetilen düzmece faturalarla anılmayanların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Hayrın kamu kaynaklarını sömürme, kara para aklama aracına dönüştürüldüğü bu çağda sağladığımız bütün imtiyazların denetimini de bekliyoruz.

Teklifin 4'üncü maddesini çok önemsiyorum ben. Suçlulaşan çocuklara bakım tedbiri kapsamında ve rehabilitasyon odaklı yapılandırılan güvenlikli ve yatılı, İhtisaslaştırılmış Çocuk Evleri Sitesinin oluşturulmasını düzenliyor. Bu düzenlemenin tam da bu konuda çalışmakta olan bir komisyon varken, onun raporu beklenmeden yapılması açıkçası samimiyet sorgusuna yol açıyor. Ne aceleniz vardı demek istemiyorum. Hayati ve ivedilikle çözüm bekleyen, beka sorunu suçlulaşan çocuklar meselesi ama bu evler zaten fiilî olarak varlar, zaten hizmete başladılar. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin maalesef en tahrip edici alışkanlıklarından biri bu oldu: Fiilî durumu resmîleştirmek, bu maddeyle yapılan da bu. Dolayısıyla evler zaten faaliyette olduğu yani çocuklar için mağduriyet oluşmayacağı için komisyonun raporu pekâlâ beklenebilirdi, beklenmeliydi. Koruyucu aile modeli, evet, desteklenmeli, bununla ilgili maddeler var teklifte ama bu destekte koruyucu ailenin misyonu sadece bakım, yetiştirme, hizmetiymiş gibi yapılandırılmamalı; öne çıkan, teşvik edilen, güvenli bağlanma ve psikososyal gelişimin de zemini olmalı.

Bütün uluslararası metinler, evet, çocuğun üstün yararını, eğer mümkünse öncelikle aile veya yakınının yanında bakımında görüyor. Dolayısıyla, ailelere sosyal ve ekonomik destek ilkesel olarak doğrudur ama aileleri kendi çocuklarının maaşlı profesyonel bakıcısı hâline de getirmemek gerekir. Biz, teklifin 6'ncı maddesini bu yönüyle suistimale açık görüyoruz; hem haksız yararlanmanın hem çocukların gelir aracına dönüştürülmesinin önüne geçmek lazım; bu, muğlak ifadelerle olmaz. Desteği mutlaka bir zaman dilimiyle sınırlamak ve bu süre içinde de sadaka kültürüne karşı aileleri kendi geçimlerini sağlayacak hâle getirecek önlemler almak lazım; keza, Anayasa da sosyal yardımların kapsamı ve şartlarının öngörülebilir, erişilebilir ve nesnel kriterlere dayanıyor olmasını emreder.

İlgili sosyal hizmet kuruluşlarının kapanması durumunda, buralarda kalan bakıma muhtaç kimselerin altı ay içinde uygun bir kuruluşa yerleştirilmesini düzenleyen 7'nci maddenin de yine suistimale imkân vermeyecek bir dille yeniden yazılmasını öneriyoruz. Mevzu bahis kişiler, ileri yaşta ve ağır engelli veya özel bakım ihtiyacı olan kimseler -birçoğu dertlerini anlatabilme kabiliyetine bile sahip değiller- öngörülen sürede ihtiyaç duydukları bakımı gerçekten alabilecekleri bir yere yerleştirilmezlerse ne olacak mesela bu kimselere? Buna net bir cevap bulamıyoruz teklifte. Bir mağduriyetten kurtaralım derken yenilerine yol açmaya teşne bir belirsizlik var maalesef.

9'uncu maddeyle düzenlenen Merkezî İzleme Sistemi, son dönemde sosyal hizmet kurumlarında yaşanan ihmal, ihlal, istismar olaylarını önlemeye dönük koruyucu bir tedbir görevi de görebilir. Kurumların kendi içlerinde bu trajik hadiselerin, suçların aslında örtbasını engeller, Bakanlığın müdahalesini de hızlandırabilir ama mahremiyet ihlallerine de yol açabilir. "Çocukları istismardan koruyalım." derken yine -Epstein de bir travma artık dünya için- dijital taciz ve istismarın önünü de açabilir. Dolayısıyla kameraların kapsayacağı alanların, bunları izleyecek personelin ve veri güvenliğinin denetim mekanizmasının çok net ifadelerle belirlenmesini, tanımlanmasını, isimlendirilmesini talep ediyoruz bu maddede.

Aynı endişemiz 10'uncu madde için de geçerli.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum.

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - E-devlet verilerinin çalınabildiği bir ülkede, öğrenci anketleriyle velilerin siyasal eğilimlerinin fişlendiği bir ülkede kişisel verilerimizin erişime açıldığı kurum sayısına her gün bir yenisinin eklenmesini de doğru bulmuyoruz.

Bir de engelli, yaşlı, şehit yakınları ve gazilerin toplu taşımada ücretsiz seyahatlerine ilişkin bir düzenleme var, bir görev dağılımı düzenlemesi. Tepeden tırnağa "Gaziysen bana ne, benim için mi oldun?" demeyecek meşrepte bir profilden oluşur yeni kadrolar umarım diyorum, haklarını koruyamıyoruz gazilerimizin, hiç değilse onurlarını koruyabilmiş oluruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)