GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve cezaevlerinde bizleri izleyen tüm siyasi tutsaklar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu kürsüden yakın zamanda yine İBB dosyasıyla ilgili bir önerge üzerine söz almıştım ve o araştırma önergesinde bir kez daha ifade etmiştik ki halktan kaçırılan yargılamalarla, seçilmiş iradeyi göstermelik senaryolarla... Asıl meselenin adil yargılamanın ötesinde bu ülkenin nasıl yönetildiği ya da yönetileceğine ilişkin vurgu olduğunu ifade etmiştik. Mahkeme kararından önce ekranlar boy boy konuşuyorsa, manşetler hüküm dağıtıyorsa, stüdyo kürsüleri mahkeme kürsülerine dönüştürülüyorsa orada hukuk değil, medyanın dâhil olduğu bir siyasi tanzim düzeni olduğunu ifade etmiştik. İBB dosyası bunun günümüzdeki, yakın tarihteki en son örneklerinden bir tanesi. Soruşturma dosyaları parça parça saçılıyor, gazeteler savcılardan hızlı bir şekilde harekete geçiyor, kimi yorumcular hâkim, savcı cübbesi giymişcesine konuşuyor. Tabii, burada özgür basını, şu an cezaevlerinde olan 31 tutsak gazeteciyi, bu konuda iradesini koruyan gazetecileri tenzih ederek söylüyorum ki bu ülkede medya etiği, basın etiği kalmamıştır. Hukuk, lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi, kişisel verilerin kullanımıyla ilgili onlarca yasayı bir kenara bırakıyorum, tam olarak yapılan yöntem, bu ortaya çıkan tablo bir senaryo hâlidir: Yargı-medya-siyaset senaryosu. Aynı hatta bu 3 güç yan yana dizildiğinde ortaya çıkan birbirini denetleyen kuvvetler ayrılığı olması gerekirken tek merkeze hizmet eden bir tekil güç merkezi ortaya çıkıyor. "Basın özgür olmadığı için mi yargı bağımsız değil, yargı bağımsız olmadığı için mi basın özgür değil?" sorusu tüm demokratik olmayan, muhalefete baskı yapan ülkelerin hepsinde sorulan temel sorulardan bir tanesi. Türkiye'de basın özgürlüğü de yargı bağımsızlığı da kâğıt üzerinde kalmış, geçmiş dönemlerde hâlâ hafızamızda taze olan onlarca dosyadan -KCK'den Kobani'ye kadar- taze olan örneklerin hepsinden de siyasi müdahale gölgesi altında bir yargı, siyasi müdahale gölgesi altında bir basınla karşı karşıyayız ve bu gidişat bugünümüz için de geleceğimiz için de büyük bir tehlike, büyük bir tehdit arz etmektedir çünkü toplumun ihtiyacı olan bu üçlü denklemdeki tekil yönetim merkezi değil, toplumun ihtiyacı, bizden beklediği operasyon, gözdağı, tehdit, kişisel veriler, bel altından vurmak, basın üzerinden çarşaf çarşaf sözler kurmak ya da siyasi operasyonlar kurmak değil, toplumun ihtiyacı olan gerçek anlamda adalettir, refahtır, ekonomisini düşünmeden, yarınını düşünmeden yaşayabilmektir ve tabii ki olmazsa olmaz barıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - Demokratik siyasetin önünü kapatacak, seçimleri anlamsızlaştıracak, yok sayacak değil tam tersine demokratik siyasetin alanını genişletecek, barışı ve adaleti güvence altına alacak yasal adımlara ihtiyacımız var. Demokratik siyasetin kurumsallaşması ve bu adımların atılabilmesi için öncelikle bu siyasi yargı pratikleri sonlanmalı, soruşturma dosyalarında medya eliyle infazcılık ve tetikçilik sona ermeli, kayyum rejimini besleyen anlayış tasfiye edilmeli, tutuklama siyasal alanı daraltan bir sopa olarak kullanılmaktan vazgeçilmeli, toplumun önüne sözlerle, medyayla, üçlü denklemlerle değil gerçek anlamda barış, demokratik ve çözüm yasalarıyla gidilmelidir.

Bu nedenle, sunulan bu önergeyi DEM PARTİ olarak önemli ve destekleyici bulacağımızı tekrar ifade ediyorum.

Sizleri selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)