GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün bu kürsüde yalnızca bir hukuki meseleyi değil, Türkiye'de hukuk devleti ilkesinin hangi yöntemlerle aşındırıldığını konuşmak için söz alıyorum. Anayasa'mızın 36'ncı maddesi adil yargılanma hakkını, 38'inci maddesi ise masumiyet karinesini açık ve bağlayıcı biçimde güvence altına almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6'ncı maddesi de bu güvenceleri uluslararası düzeyde pekiştirmektedir. Bu ilkeler yalnızca belirli kişiler için değil, herkes için geçerlidir; hukuk devleti bunu gerektirir. Kamuoyunda İBB davası olarak bilinen süreçte bunun tam tersine tanıklık ettik. Süreci başından itibaren İYİ Partiyi temsilen bizzat takip eden bir hukukçu ve bir milletvekili olarak bu kürsüde bu ihlalleri anlatmak benim boynumun borcudur. Soruşturmanın gizliliği ilkesi açıkça ihlal edilmiş, devam eden dosyalar üzerinden sistematik bir algı yönetimi yürütülmüştür. Henüz ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı yokken çeşitli medya organları aracılığıyla servis edilen bilgi ve belgelerle kişiler toplum nezdinde suçlu ilan edilmiştir. Duruşmalar başladığında ise yapılan bu algı operasyonlarının büyük kısmının tamamen yalan ve gerçek dışı olduğu anlaşılmıştır. Nitekim Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 157'nci maddesi son derece açıktır: "Soruşturma evresindeki usul işlemleri gizlidir." Bu hüküm sadece teknik bir düzenleme değil adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin güvencesidir. Buna rağmen soruşturma dosyalarından bilgi ve belgelerin sistematik biçimde servis edilmesi açık bir kanun ihlalidir. Bu ihlal yalnızca bireylerin itibarını zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda yargı sürecini etkilemekte, delillerin sağlıklı değerlendirilmesini de riske artmaktadır. Hukukun açık hükmüne rağmen yapılan bu ihlaller devletin kendi koyduğu kurallara dahi riayet etmediğini göstermektedir.

Soruyorum: Mahkeme kararı olmadan bir insanın itibarı toplum önünde yok ediliyorsa orada adaletten söz edilebilir mi? Bu bir yargılama değil açık bir yargısız infazdır. Nitekim bu tür uygulamalar gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında gerekse Anayasa Mahkemesi kararlarında açık ihlal olarak değerlendirilmiştir. Yoksa "Yargılama yapma." diyen yoktur.

Değerli milletvekilleri, basın özgürlüğü elbette demokrasinin temelidir ancak bu özgürlük temel hakların ihlaline gerekçe olamaz. Özgürlük ile sorumluluk arasındaki denge kaybolduğunda hukuk devleti de zedelenir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Bir yanda yaptıkları sosyal medya paylaşımları yüzünden tutuklanan gazeteciler, bir yanda soruşturmanın gizliliğini hunharca ihlal eden yandaş basının sınırsız özgürlüğü; bu ikiyüzlü adalet anlayışına artık "Dur!" demek gerekmektedir. Bu Meclisin görevi yalnızca yasa yapmak değil, hukukun fiilen uygulanmasını takip etmektir. Önerge, yaşanan bu ihlalleri tüm yönleriyle ortaya koymak ve tekrarını önleyecek düzenlemeleri hayata geçirmek amacıyla hazırlandığından İYİ Parti olarak da destekliyoruz. Bu mesele hiçbir partinin meselesi değildir, bu mesele hukukun üstünlüğünün meselesidir. Bugün susanlar yarın aynı güvenceden mahrum kalmayı kabul edenlerdir diyor, Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)