| Konu: | Açıklanan mart ayı enflasyon verilerine ve TÜİK’e, ara zam meselesine, seçime; Millî Eğitim Bakanına, Can Atalay’a, yargı düzenine ve seçilmiş belediye başkanlarına yapılanlara ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 79 |
| Tarih: | 08.04.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de mart ayında açıklanan enflasyon verileriyle başlamak istiyorum. Bir TÜİK var, milletin belası. Doğru verileri kamuoyuyla, iktidarla, bizlerle paylaşma zorunluluğu var ama sürekli sahte veriler paylaşıyor. Biz bunu söyledikçe de bize manevi tazminat davası açıyor. Aslında, burada, bir maneviyata inanıyorsa ve düşünüyorsa sahte veri açıklamayacaksın; emeklinin, işçinin, milletin sofrasına hançer saplamayacaksın. Şimdi, mart ayı enflasyonu 1,94'müş; buna sadece gülüyoruz, insanlar da gülüyor. Bakın, kiradan, akaryakıttan, elektrikten, doğal gazdan, sebzeden, meyveden ulaşıma kadar her şeye kat kat zam gelmiş ama 1,94. Neye göre belirliyorlar? Hangi ürünlere göre belirliyorlar? Eğer beslenme, ulaşım ve barınmayı dikkate almıyorsa TÜİK neyi dikkate alıyor? Biz bunu bilmek zorundayız, bunu sorduğumuz zaman hakaret olarak algılıyor ama artık TÜİK'in mevcudiyeti bu millete en büyük hakaret çünkü İTO 2,97; ENAG 4,1 belirlemiş ve üzüntü verici durum, 1,94 enflasyonda bile dünyada 5'inci sıradayız Güney Sudan, İran, Arjantin'den sonra. Bakın, bu sahte veriye rağmen Türkiye Cumhuriyeti bu durumda ve bundan utanmayan, sıkılmayan bir iktidar var.
Şimdi, ara zam meselesi geldiği zaman, talep ettiğimiz zaman Mustafa Elitaş çıkıp "Ara zam, piyasayı olumsuz yönde etkiler." diyor. Vallahi, piyasayı da bu ülkeyi de olumsuz etkileyen en büyük etken AKP iktidarıdır artık. (CHP sıralarından alkışlar) Onlardan daha büyük bir olumsuzluk görmüyoruz.
Şimdi, asgari ücret 28.075 lira oldu, 2.819 lirası iki ayda gitti. Emeklinin, en düşük emekli maaşının 2 bin lirası iki ayda gitti. Yaza doğru giderken bu paranın -bana göre- zammın fazlası gidecek. "E, ara zam yapmayacağız." Millet ne yiyecek? Bahadır Bey, millet ne yiyip içecek? Ya, soruyorum: Ne yiyecek bu millet? Bunu sormak en doğal hakkımız değil mi?
Bakın, son iki yılda yumurta yüzde 170 artmış, zeytin yüzde 395 artmış, dana eti yüzde 255 artmış -hepsini söylemiyorum- yağ yüzde 177 artmış, sivri biber yüzde 1.000 artmış, çay yüzde 300 artmış; enflasyon 1,94. Ya, Allah sizi bildiği gibi yapsın! Sonra "Ara zam, piyasayı olumsuz etkiler..." E, peki, 86 milyon, milyonlarca emekli, işçi, bu insanlar... Ya, bakın, açlık sınırı 32 bin liranın üzerinde; dul ve yetim maaşı, en düşük emekli maaşı, asgari ücret, hepsi onun altında. Bu ülkede 50 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyorsa seçim zorunluluktur. Arası falan yok aslında, hemen sandık gelmeli ama ara seçimden bile korkan, sandığı getirmeyen bir iktidar var.
Neymiş? Seçim istemek ayıpmış. 2002'de o ayıbı niye yaptınız? DSP iktidarının 3'üncü yılıydı, Genel Başkanınız Recep Tayyip Erdoğan "Seçim de seçim, seçim de seçim." dedi, geldi ve seçimi de kazandı. O gün istediklerinizi, o gün talep ettiklerinizi bugünkü muhalefetten niye esirgiyorsunuz? Olacak şey değil gerçekten.
Bakın, verilere bakın ve vicdanen kendinizi sorgulayın. Bir sokağa çıkın, bir pazara çıkın, milletle konuşun. Piyasaları etkileyen, olumsuz etkileyen en büyük unsur sizsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Şimdi, bugünkü Sözcü'nün manşetine -görüyor musunuz- bakın: "O Ölümsüz Dev, Siz Çok Küçüksünüz Çook" Bunu kime söylüyor? Millî Eğitim Bakanına söylüyor; bu ülkeye, bu çocuklara, bu gençlere yakışmayan o Bakana. Neden söylüyor? Bakın, EĞİTİM-İŞ sendikasının yedi yıldır düzenlediği, gençlerin, öğrencilerin Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le ilgili duygu ve düşüncelerini açıkladığı mektup yarışmasını bu sene yasaklamış. Neden? Neden yasaklamış? Çünkü bu ülkenin kurucu değerlerinden rahatsız olan bir Millî Eğitim Bakanı var. Bu ülkenin gençleri, yurttaşları ondan utanç duyuyor çünkü Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le gurur duyduğu için ondan utanç duyuyor. (CHP sıralarından alkışlar) Sen kimsin kardeşim, o mektuptan nasıl rahatsız olabiliyorsun!
Sonra, ne acıdır ki Manisa'nın Turgutlu ilçesinde, İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde görev yapan Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ağza alınmayacak hakaretlerde bulunuyor; mahkeme, söz konusu ifadeler kapalı yerde olduğu, kamusal alanda olmadığı için beraat kararı veriyor.
Ha, geldiğimiz durum şudur: Atatürk'e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e hakaret etmek serbest, onun hakkında mektup yazmak yasak!
Ben buradan Millî Eğitim Bakanına açık bir mektup yazıyorum, tek cümle: Gideceksin Millî Eğitim Bakanı ve günün birinde hesap vereceksin bu ülkeye, bu ülkeye hesap vereceksin sen! (CHP sıralarından alkışlar)
Diğer bir durum, Can Atalay... Bakın, 2'nci kez Anayasa Mahkemesi karar verdi ve açıkladı. Bu ülkede bir yargı düzeni var ki ne acıdır, demokrasiye, millet iradesine, millete baş kaldırıyor; Anayasa Mahkemesini, Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyor, Anayasa'yı bir tarafa itiyor. Hiçbir mahkeme milletten, millet iradesinden ve Anayasa'dan üstün olmadı, olamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Ben bir kez daha söylüyorum bu hâkimlere, bu yargıçlara, bu savcılara: Siz, millet adına karar veriyorsunuz. Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı sorumlusunuz, Anayasa'ya ve yasalara karşı sorumlusunuz. Kapalı kapılar arkasında iktidardan ve bakanlardan aldığınız talimatları yerine getirirseniz bunun bedeli çok ağır olur. 2009, 2010, 2011'de bunları yapanlar -üzülerek söylüyorum ki- bu ülkede "terörist" sıfatıyla yargılandı. Biz 2010, 2011'de de aynı şeyi söylüyorduk: Yargıdan elinizi çekin, yargıya talimat vermeyin, yargı bağımsız kalsın, yargı millet adına karar versin; hukuku örselemeyin, hukukun ahlakını bozmayın, yargının ahlakını bozmayın dedik ama o gün yaşananları gördük, bu Meclis bombalandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Tamamlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bugün daha felaket bir durum var. Bakın, Anayasa'yı bir tarafa iten, Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan, millet iradesini ayaklar altına alan bir durumla karşı karşıyayız. Tayfun Kahraman... Can Atalay -bakın, bir milletvekilinden bahsediyorum- Anayasa'ya ve Anayasa Mahkemesi kararına rağmen cezaevindedir. Bu bir suçtur, bu ağır bir suçtur, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçudur -bakın, bir kez daha söylüyorum- tıpkı seçilmiş belediye başkanlarına yapılanlar gibi. Uydurma delillerle, sahte videolarla, sahte para görüntüleriyle -dün Üsküdar'da olduğu gibi- bu algı yürümez. Bakın, Üsküdar Belediyesinde suçsuz günahsız insanlar gözaltında; para görüntüleriyle ilgili Sabah gazetesi, Yeni Şafak dünden beri algı yapıyor ama tek bir savcı çıkıp yalan bilgiyi yayma suçundan soruşturma açmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Son cümlelerim Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Alican Uludağ, İsmail Arı; suçsuz günahsız bu gazeteciler iftirayla cezaevinde.
O yüzden, hukuku daha fazla ayaklar altına almadan, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında insanlara özgürlük istiyoruz. Bunun bedeli çok ağır olur, bunun bedelini 86 milyon ödüyor, insanlar ödüyor. Türkiye'ye yatırım da gelmiyor, Türkiye'de yatırımı olan insanlar da Türkiye'den kaçıyor çünkü insanların can güvenliği, mal güvenliği, hukuk güvenliği maalesef ki yok.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)