GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Süreç yasalarına, 8 Nisan Dünya Romanlar Günü’ne, Amedspor-Esenler Erokspor maçına, TÜİK’in mart ayı enflasyon verilerine ve açıkladıkları sosyal adalet paketine ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:79
Tarih:08.04.2026

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Mevkidaşım Sayın Akçay'ın barış yasalarıyla ilgili, süreç yasalarıyla ilgili değerlendirmesine katıldığını ifade etmek isterim. Meclis komisyonu 18 Şubat tarihinde kendi raporunu tamamladı ve bitirdi o anlamıyla hâlihazırda 18 Şubat'tan bugüne kadar aslında raporda belirtilen, tavsiye edilen yasaların yapılmasına dair hiçbir adım atılmadığını görüyoruz. Şimdi, kamuoyunda çokça değerlendirmeler oluyor, bu konuda Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çok açık çağrıları var, Sayın Cumhurbaşkanının raporun gereğinin yapılmasına dair değerlendirmeleri var ama hâlihazırda bütün bu çağrıların muhatabı kim olduğu sorusunu da biz buradan sormak istiyoruz. Bu anlamıyla Meclisin üzerine düşeni yapması, özellikle de AKP Grubunun süreç yasalarını hazırlaması ve bu konuda hızlı bir tartışma sürecinin başlaması gerektiği hepimizin hemfikir olduğu bir konu. En nihayetinde barış bekleyen bir şey değil, Orta Doğu yanıyor, yanı başımızda büyük bir savaş var. Orta Doğu'da haritalar değişiyor, hegemonik uluslararası güçler bütün bölgeyi yeniden dizayn etmek istiyor ve bütün bu altüst oluşun içerisinde tabii ki Türkiye'nin de kendi iç barışını sağlaması en önemli korunma yöntemlerinden, en önemli bir altüst oluştan sağlıklı, yara almadan kurtulmasının yolunu açıyor. O anlamıyla bu sürece gerçekten kıymet biçmek, tarihî bir sürecin eşiğinde olduğumuzun farkındalığıyla hiçbir iktidarın oy hesabı gütmeden, gündelik siyasi polemiklerin bir aracı, bir parçası yapmadan sürece hassasiyetle, ciddiyetle ve hızlıca ele alacak şekilde yaklaşması gerektiğini ben de ifade etmek istiyorum. O anlamıyla, evet, "Barış tek kanatlı bir kuş değildir." bu değerlendirmeye katılıyoruz. Bu anlamıyla atılmış adımlara da kıymet biçmek gerekiyor. 27 Şubattaki Sayın Öcalan'ın kendi örgütüne yaptığı silah bırakma ve kendini feshetme çağrısı ve arkasından yapılan bütün gelişmeler ve özellikle neredeyse yıl dönümü gelen 11 Temmuzdaki silah yakma töreninin kendisinin çok kıymetli olduğunun altını çizmemiz gerekiyor. Herkesin eline silah aldığı bir dönemde, herkesin birbirine kırdırılmaya çalışıldığı Orta Doğu denkleminde halkların ve inançların birbirine karşı konumlandırılmaya çalışıldığı bu konjonktürün içerisinde silahları yakmak ve gerçek anlamda barışa kapı aralamaya değer biçmek ve bu değer üzerinden de bir yaklaşım belirlemek gerektiğini ifade etmemiz gerekiyor. O anlamıyla beklentimiz, sadece bizim beklentimiz değil Kürt halkının beklentisi, Türkiye demokrasi güçlerinin beklentisi, Türkiye halklarının beklentisi barış için cesaret etmek, barış için adım atmak ve barış için yasa yapmaktır. Bu konuda hiç kimsenin sorumluluktan kaçmaması ve bugünden yarına da ertelememesi gerektiğinin altını ben de çizmek istiyorum ve bu konuda özellikle Meclis Başkanına ve iktidar partisine de AKP'ye de çağrı yapmak istediğimi ifade etmek istiyorum.

Evet, komisyon raporunu yaptık, işimiz bitti değil, aslında işimiz yeni başlıyor. O anlamıyla negatif barışı gerçek anlamda kurumsallaştırmak ve bu negatif barışı bir pozitif barışa çevirmek, demokratik cumhuriyeti inşa etmek, hepimiz için eşit, özgür, onurlu bir yaşam sürdürebileceği bir hayatı, bir sistemi var etmek bizlerin boynunun borcudur diye de ifade etmek istiyorum.

Şimdi, Değerli Başkan, bugün 8 Nisan, Dünya Romanlar Günü. Bugün direncin, dayanışmanın ve aslında yaşamın günü. Yüzyıllardır yok sayılan, kimlikleri inkâr edilen, dışlanan ve her şekilde aşağılanmaya çalışılan bir halk Romanlar ama onlar bütün bu yok sayılmaya, bütün bu ayrımcılığa, dışlanmaya karşı ne yaşam sevinçlerinden ne kültürlerinden ne de kolektif kimliklerinden vazgeçmediler. Bugün hâlihazırda Romanlar dünya kadar sorun yaşıyor; bir defa, çocukları eğitim hakkına erişemiyor, eşit eğitim hakkından yoksunlar; kadınlar en ağır güvencesiz koşullarda çalışıyorlar; sağlık, barınma ve istihdam haklarından tamamen mahrum edilmiş durumdalar. Bu konuda en dezavantajlı grubu oluşturduklarını ifade etmemiz gerekiyor. "Kentsel dönüşüm" adı altında Sulukule'den tutalım da diğer yaşam alanlarına kadar hepsi yok edildi. Kentlerin merkezlerinden kentlerin çeperlerine sürüldüler, kent merkezlerine ulaşamayacakları yerlere gönderildiler ve çeşitli nefret söylemleriyle de her gün yeniden ve yeniden yok sayılmaya, ayrımcı politikalara da maruz kalmaya devam ediyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bu anlamıyla biz bir kez daha şunu ifade etmek istiyoruz DEM PARTİ olarak: Eşit yurttaşlığın, adaletin ve onurlu yaşamın gerçek anlamda kurulabileceğine, var edilebileceğine inanıyoruz. Bununla mücadeleyle, birlikte mücadeleyle var edilebileceğine inanıyoruz. O anlamıyla bugünün sadece bir Romanlar Günü'nü kutlama günü olarak değil, aynı zamanda Roman halkının barınma, eğitim, güvenceli çalışma hakkının sağlanması ve her türlü ayrımcı söylemin dışlanacağı ve buna karşı tutum alınacağı bir gün olarak değerlendirilmesi, ele alınması gerektiğini ifade etmek istiyoruz.

Roman halkının dili, kültürü, hafızası özgür ve var oldukça bu ülke daha da demokratik olacak ve hep beraber çok daha demokratik bir yaşamı var edebileceğiz. Ben onların, Romanların diliyle seslenmek istiyorum: "..."(*) "Yolumuz birdir, birlikte yan yana." diyorlar. Evet, yolumuz birdir, birlikte yan yana mücadele edeceğiz; eşit, özgür bir yaşamı da kuracağız, buna inanıyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, biliyorsunuz, Amedspor gerçekten yine ayrımcılığa uğrayan ve yok sayılmaya çalışılan, ligden koparılmaya çalışılan bir takım. Gerçekten, Amedspor sadece bir spor kulübünün çok ötesinde bugün Türkiye'de muhalif spor kulüplerinin var olma mücadelesinin de simge kulüplerinden biri. Yarın Esenler Erokspor'la bir maç oynayacak saat 20.00'de ve bu maçın canlı yayınlanması yönünde büyük bir talep var; inanıyorum ki bu talebi -bu sefer istiyorum ve umuyorum ki- duyarlar, görürler. Gerçekten herkesin kilitlendiği yarınki maç TRT'den canlı yayınlanır ve hep beraber bu maçı izleme fırsatına sahip oluruz. Ben şimdiden Amedspor'a başarılar diliyorum ve iyi bir sezon geçirdiler, umarım ki bunu çok daha ileriye götüreceklerdir.

Sayın Başkan, sayın vekiller; şimdi, TÜİK mart ayı enflasyon verilerini açıkladı. Buna göre, Türkiye'de mart ayında enflasyon sadece ve sadece 1,94'müş gibi bize bir hikâye anlatılmaya çalışılıyor. TÜİK'e göre yıllık enflasyon 30,87, oysaki gerçek ne? ENAG'a göre mart ayı enflasyonu 4,10, yıllık ise 54,62 olarak gerçekleşti. TÜİK sürekli -manipülatif bir şekilde- enflasyon oranını manipüle ediyor, iktidarın ihtiyaçlarına göre, iktidarın isteklerine göre bir enflasyon verisi açıklıyor. Zaten biz enflasyon sepetinde ne olduğunu bilmiyoruz. Enflasyon sepetini mahkeme kararına rağmen açıklamayan bir TÜİK gerçeğiyle karşı karşıyayız ama açık ve net söyleyelim artık istedikleri kadar bastırmaya, baskılamaya çalışsınlar, mızrak çuvala sığmıyor. Çünkü bu ülkedeki her yurttaş evine ekmek götürüyor, markete gidiyor, benzinliğe gidiyor, otobüs bileti alıyor ve yaşamın her anında enflasyonu iliklerine kadar hissediyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bir de şöyle bir gerçek var: Sürekli Hükûmet enflasyon hedefi açıklıyor. Örneğin, yılın başında açıklamışlardı, şimdi revize etmek zorunda kaldılar yüzde 16'ya ama önümüzdeki dokuz ay boyunca sadece enflasyon 1 puan bile artsa yüzde 16'yı tutturma imkânları yok. Fakat bu hedef enflasyonun bir önemi var Sayın Başkan çünkü maaşlara yapılan zam hedef enflasyon üzerinden yapılıyor. Şimdi, hedef enflasyon koyuyorlar, onu minimumda tutuyorlar, çok asparagas bir oranda tutuyorlar, sonra memur ve emekli maaşlarına, asgari ücrete de hedef enflasyona göre zam yapıyorlar. Zam süreci geçiyor, maaşlara zam yapılıyor, kadük zamlar, sonra dönüyorlar enflasyon oranı hedefini revize ediyorlar. Tamam, revize mi ettiniz, tutmadı mı öngörüleriniz -hiç tuttuğunu görmedik- o zaman dönüp tekrar maaş zam oranlarını da revize etmeniz ve toparlamanız gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bunu yapıyorlar mı? Hayır, bunu yapmaktan kaçınıyorlar. Bakın, sadece asgari ücret zammından sonra ocak, şubat ve mart ayında, 3 bin lira, asgari ücretlinin cebinden para erimiş. Bu, emekliye geldiğimizde 2 bin lira civarında. Peki, bu farkı kim karşılayacak? Sadece bu da değil, aynı zamanda şimdi, yüzde 10-15 gibi oranlarda maaşlara zam yapıyorlar ama tek bir kalemde EPDK elektriğe yüzde 25 zam yaptı, doğal gaza yüzde 37 birinci kademe için, ikinci kademe için yüzde 132 zam yaptı. Peki, asgari ücretli, emekli, dar gelirli bütün bu zammı nasıl ödesin? Nasıl faturasını ödeyebilir ki? Nasıl ay sonunu getirebilir? Düşünüyor mu iktidar? Vallahi düşünmüyor, fildişi kulelerden, yukarıdan seyrediyorlar.

Şimdi, bir söylemleri vardı: "Karadeniz'de gaz bulduk." "Gabar petrolü bizi ihya etti." Vallaha hiç yoksulu ihya ettiği falan yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Tamamlayacağım Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun, lütfen tamamlayalım.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Ama 3-5 yandaşı ihya ettiğini çok iyi biliyoruz çünkü gündelik hayatın içerisinde halk ne Gabar petrolünü hissedebiliyor, bunun getirdiği refahı ne de Karadeniz'deki doğal gazı. O anlamıyla biz bir sosyal paket açıkladık Sayın Başkan, sosyal adalet paketi. Özellikle bu son savaştan sonra girdi maliyetlerinin artması nedeniyle üreticinin, dar gelirlinin, asgari ücretlinin desteklenmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Özellikle LPG, benzinden KDV ve ÖTV'nin alınmamasına; ekmek, süt, yumurta ve bebek malzemeleri gibi temel maddelerden KDV alınmamasına; her haneye asgari ücret oranında elektrik, doğal gaz ve su desteği ücreti verilmesine; çiftçilerin kullandığı bütün girdi maliyetlerinin, gübreden tutalım akaryakıta kadar devlet tarafından sübvanse edilmesine ve 500 bin liraya kadar olan çiftçi borçlarının silinmesine dair bir kanun teklifi verdik. İktidarı da bütün Meclisi de halkın yararına olan bir yasayı yapmaya davet ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Selamlayıp kapatacağım.

BAŞKAN - Peki, buyurun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Yoksulu, çiftçiyi ve üreticiyi desteklemek için söz kuralım, yasa yapalım. Daha fazla kısıtlayıcı, daha fazla hak ve özgürlüklerimizi tırpanlamak için yasa yapmaktan iktidarı vazgeçmeye davet ediyorum.

Teşekkür ediyorum.