| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 78 |
| Tarih: | 07.04.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce İstanbul'da İsrail Başkonsolosluğu önünde meydana gelen saldırıda yaralanan kahraman polislerimize acil şifalar diliyor ve bu menfur saldırıyı en güçlü şekilde kınıyorum.
Yine, 5 Nisan Avukatlar Günü dolayısıyla tüm avukat meslektaşlarımın da Avukatlar Günü'nü ayrıca kutluyorum.
Değerli milletvekilleri, Polis Haftası'nı idrak ettiğimiz bugünlerde bu kürsüden söz almak esasen bir tebrik ve takdir konuşması yapmayı gerektirirdi ancak içinde bulunduğumuz tablo kutlamadan ziyade ağır bir adaletsizliğin ve yapısal bir sorunun konuşulmasını zorunlu kılmaktadır çünkü bu ülkenin polisleri görevde fedakârlığın, cesaretin ve disiplinin simgesi iken emeklilik sürecine geldiklerinde ciddi hak kayıplarıyla karşı karşıya bırakılmaktadır. Emniyet teşkilatımız bugün neredeyse hayatın her alanında görev yapıyor. Seçimde sandıkta, depremde enkaz başında, sokakta asayişte, gece gündüz demeden milletimiz için çalışıyor ancak ne yazık ki bu fedakârlık karşılığında aynı hassasiyeti hakkını vermekle gösteremiyoruz. Uzayan mesai saatleri, belirsiz görevlendirmeler, amiri baskısı ve sistematik mobbing iddiaları artık görmezden gelinemez bir noktaya gelmiştir. Devlet kendi güvenliğini emanet ettiği polisin hem hakkını hem onurunu korumak zorundadır. Bu yükü taşıyanların sesi duyulmadıkça adalet duygusundan söz etmek mümkün değildir. Aynı rütbede, aynı görev tanımıyla, aynı risk koşulları altında çalışan personel arasında yalnızca tabi oldukları mevzuat farklılığı sebebiyle 25 ila yüzde 40'a varan maaş farklarının ortaya çıkması, Anayasa’nın 10'uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Bununla birlikte, yine Anayasa'da düzenlenen sosyal devlet ilkesi ve sosyal güvenlik hakkı da açıkça ihlal edilmektedir. Mevcut uygulamada aynı görevi yapan polisler arasında farklı emeklilik rejimleri oluşturarak bu yükümlülük ihlal edilmektedir. 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu arasında ortaya çıkan farklılık eşit işe eşit hak ilkesini ihlal etmekte, kamu personel rejimi içerisinde ölçülülük, hakkaniyet ve hukuk devleti ilkelerini zedelemektedir. Özellikle polislik gibi yüksek risk, sürekli görev ve yıpranma içeren bir meslek grubunda ek ödemelerin ve tazminatların emeklilik hesaplamalarına yeterince yansımaması sosyal devlet ilkesinin gereği olan koruyucu yaklaşımla bağdaşmamaktadır. Öte yandan, polislerimiz sadece emeklilik aşamasında değil, görev süreleri boyunca da ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Uzayan çalışma saatleri, düzensiz mesai sistemi, yeterli dinlenme imkânlarının sağlanamaması ve psikolojik yıpranma mesleğin doğasında bulunan riskleri daha da ağırlaştırmaktadır. Buna ek olarak, ekonomik koşullar karşısında maaşların yetersiz kalması, büyük şehirlerde artan kira ve yaşam maliyetleri polislerimizin yaşam standartlarını doğrudan etkilemektedir. Öte yandan, Polis Akademisi ve benzeri eğitim kurumlarında geçen sürelerinin sigorta başlangıç tarihine dâhil edilmemesi aynı dönemde mesleğe başlayan personel arasında dahi farklı emeklilik rejimlerinin oluşmasına yol açmaktadır.
Değerli milletvekilleri, mevcut sistem sadece bireysel mağduriyet üretmekle kalmamakta, aynı zamanda, kamu personel rejiminde ciddi dengesizliklere de yol açmaktadır. Ayrıca, görev başındaki polislerimizin karşı karşıya kaldığı özlük hakları sorunları da bu tablonun ayrılmaz bir parçasıdır. Fazla mesai ücretlerinin yetersizliği, izin haklarının fiilen kullanılamaması, görev sırasında maruz kalınan risklere rağmen sosyal destek mekanizmalarının sınırlı kalması bu mesleği her geçen gün daha da ağır bir yük hâline getirmektedir. Açıkça ifade etmek gerekir ki devlet, kamu düzenini sağlayan ve toplumun can güvenliğini temin eden personeline karşı yüksek bir sorumluluk taşımaktadır. Bu sorumluluğun gereği sadece görev süresinde değil, emeklilik sonrasında da adil, dengeli ve sürdürülebilir bir sosyal güvenlik rejimini tesis etmektir. Polis Haftası vesilesiyle yapılan kutlamaların gerçek anlam kazanabilmesi ancak bu yapısal adaletsizliklerin giderilmesiyle mümkündür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Aksi hâlde, ifade edilen her takdir cümlesi sahada karşılığı olmayan bir söylem olarak kalacaktır. Burada açıkça ifade ediyorum: Polisi sadece alkışlayan değil, hakkını teslim eden bir anlayışa ihtiyaç vardır. Aksi hâlde, bu kürsüden söylenen her söz sahada karşılık bulmayan bir temenniden ibaret kalacaktır. Bu nedenle, bu mesele ertelenemez, görmezden gelinemez. Polislerimizin alın teri riski ve fedakârlığı tartışma konusu yapılamaz. Ancak onların haklarının teslim edilip edilmemesi doğrudan bu Meclisin sorumluluğundadır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)