GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:78
Tarih:07.04.2026

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de Genel Kurulu Saygıyla selamlıyorum.

Evet, aslında İran savaşını günlerdir konuşuyoruz ve bu arada sivil yaşam kayıplarını da konuşuyoruz. Bu anlamıyla özellikle Güney Kürdistan'da yani Kürdistan Federal Yönetimi'nin topraklarına da çeşitli saldırılar oluyor. Daha önce de bu saldırılarda 6 peşmerge hayatını kaybetmişti. Bugün de Erbil'de bir eve insansız hava aracıyla düzenlenen bir saldırı olduğu haberini aldık, peşmerge ve ailesinin de şehit düştüğü bilgisini üzüntüyle öğrendik. Öncelikle bu peşmergenin, yaşamını yitiren peşmergenin ailesine ve bütün Kürdistan Yönetimi'ne ve halkımıza başsağlığı dileklerimizi buradan iletmek istiyorum. Kürdistan Bölgesel Yönetimi onlarca defa kamuoyuna açık bir şekilde bu savaşın tarafı olmadığını ve bu savaşa taraf olmayacağını ilan etmişti fakat bütün buna rağmen saldırıların hedefi oluyor, peşmerge merkezleri vuruluyor, sivil yerleşim yerleri vuruluyor, yine Bölgesel Yönetimi'nin Başkanı Neçirvan Barzani'nin konutunun vurulduğu bilgisini daha önce almıştık; bütün bunlar Kürt halkını ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi'ni savaşa çekmeye ve onları bu savaşın parçası yapmaya dönük girişimlerdir. Bunu doğru bulmadığımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Artık Kürtlerin yaşadığı coğrafyaları bir savaş coğrafyası olarak ele alan anlayışı da buradan bir kez daha kınadığımızı, mahkûm ettiğimizi ifade etmek istiyorum.

Sayın Başkan, değerli vekiller; bugün Ağrı'da ve Hakkâri'de bir çok eve ev baskınları düzenlendi ve 32 kişi de gözaltına alındı. Gözaltıların gerekçesine bakıyoruz; gerçekten bir şey mi var, bir suç unsuru mu var; gerçekten kanun dışı bir şey mi var diye baktığımızda, hayır "Nevroz" kutlamalarının gerekçe yapıldığını ve "Nevroz"da atılan sloganların, taşınan pankartların bu gözaltılara bir gerekçe yapıldığını görüyoruz. Peki, gözaltına alınanlar sadece yetişkinler mi? Hayır, bu gözaltılarda çok sayıda çocuğun da gözaltına alındığını ifade etmemiz gerekiyor. Özellikle Hakkâri'deki baskınlarda en az 6 genç, örgüt propagandası iddiasıyla gözaltına alınıp İl Emniyet Müdürlüğüne götürülmüş. Ortada bir örgüt yok ama örgütün propagandasından hâlihazırda insanlar gözaltına alınıyor ve hatta tutuklanıyor. Yine, Çukurca ve Yüksekova'daki diğer ev baskınlarında gözaltına alınanların önemli bir bölümü de serbest bırakıldı. Zaten ortada bir suç yok, gözaltı işleminin bile yapılmaması gereken bir süreçten bahsediyoruz. Şimdi, "Nevroz" barıştır, özgürlüktür, demokrasidir, kardeşliktir, bir arada yaşamdır, bayramdır, Kürt halkının ve Orta Doğu halklarının bayramıdır. Bu bayramı birlikte kutlamak, birlikte karşılamak, bu bayramın coşkusuna birlikte ortak olmak varken bayrama gidenleri suçlu ilan etmek, bayrama giden insanların sabah saatlerinde evlerinin kapısına dayanıp onları gözaltına almak, bir de bu yetmezmiş gibi tutuklamanın kendisini asla doğru bulmuyoruz; bu, ne içinde bulunduğumuz sürece uygundur ne "Nevroz" ruhuna uygundur ne de Orta Doğu'da binlerce yıldır bir arada yaşayan halkların tarihsel tarihine uygun bir tutumdur. Bunu açık ve net bir şekilde ifade etmemiz gerekiyor. O anlamıyla, bir kez daha, devlete, Hükûmete ve ilgili bütün bakanlıklara şu çağrıyı yapmak istiyoruz: Artık, toplumun demokratik haklarını kullanmasını sınırlandırmaktan vazgeçin; toplumun düşünce, ifade, toplanma hakkını engellemekten vazgeçin; toplumu baskıyla, zapturapt politikalarıyla sınırlandırmaktan vazgeçin. Bırakın, insanlar özgürce yaşasın; bırakın, insanlar demokratik haklarını kullansın; bu, bir lütuf değil bu, her insanın doğuştan gelen bir hakkıdır, bunu bir lütuf olarak görmüyoruz. Bu ülkede yaşayan yurttaşlar olarak temel haklarımızı kullanmak istiyoruz ve temel haklarımızın da keyfî gerekçelerle sınırlandırılmamasını istiyoruz. O anlamıyla, bir kez daha, Hükûmete "Nevroz" alanlarına, meydanlarına ve "Nevroz"da yükselen barış talebine kulak vermeye ve bu talebi bastırmak, görünmez kılmak yerine bu talebin gereğini yapmaya davet ediyoruz. Bugün yapılması gereken "Nevroz" kutlamalarından sonra insanların kapısına dayanıp onları gözaltına almak değildir; içinde bulunduğumuz sürecin yasalarını yapmaktır, çatısı altında bulunduğumuz Meclisin ortak raporunun gereğini yapmaktır; barış yasalarını bu Mecliste tartışmak, konuşmak ve çıkarmaktır. Gerçek anlamda bugün barışı ilerletmek, çözüm iradesini ilerletmek gibi bir sorumluluğumuz var, hep beraber sorumluluğumuz var ama aynı zamanda Hükûmetin özel olarak sorumluluğu olduğunun da altını çizmek isterim. O anlamıyla, buradaki hukuksuzluklara derhâl son verme çağrısını bir kez daha ifade etmek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Devam edin lütfen, buyurun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Sayın Başkan, değerli vekiller; Parlamentoda her grubu olduğu gibi bizim grubumuzu da hak mücadelesi yürüten toplumun çeşitli kesimlerinden birçok kişi, kurum, temsilci, platform ziyaret ediyor ve grubumuza da bugün gelenler oldu; bu anlamıyla seslerini duyurmak istiyorlar. Biz zaten seslerini duyuyoruz çünkü biz aynı zamanda o mücadelelerin içerisinde o mücadelenin özneleriyiz. Asıl seslerini duyurmak istedikleri kim? Aslında iktidara seslerini duyurmak istiyorlar. Neden? Çünkü haksızlığa uğruyorlar, çünkü hukuksuzluğa uğruyorlar, çünkü dışlanıyorlar, çünkü yaşam alanları tahrip ediliyor; doğaları katlediliyor, ekosistem yok ediliyor; işlerine, ekmeklerine el konuluyor, çalışırken ölüyorlar ve bu nedenle de diyorlar ki: "Ey Meclis, ey bizi temsil edenler, ey milletvekilleri; biz sizi seçtik ya, duyun bizim sesimizi, duyun bizim isyanımızı." Peki, gerçekten duyuluyor mu bu ses? Bakıyoruz, hayır. İktidar, AKP hiçbir şekilde toplumdan yükselen bu itirazı, bu isyanı duymuyor. Bakın, bugün benim milletvekilliğini de yaptığım Muş ilinin Varto ilçesinden Varto Ekoloji Derneği bizi ziyaret etti. Varto nasıl bilinir biliyor musunuz Sayın Başkan? "Yeşil Varto" diye bilinir, "Gımgım" "güzel Varto" diye bilinir. Şimdi, o yeşil Varto'yu gerçekten jeotermal projesiyle yok etmek istiyorlar. Sadece Varto'yu da değil; Karlıova'yı, Hınıs'ı ve Tekman'ı, Peri Vadisi'ni, bir bütün bölgeyi madenlerle, jeotermallerle, HES'lerle, GES'lerle yok etmek istiyorlar. Peki, soruyorum: Aynı bölgenin insanı olarak bizim halkımız, insanlarımız doğasını siz katlettikten sonra nerede yaşayacak, nerede üretecek, nerede hayatını devam ettirecek? O dağ tekrar yenilenebilecek mi, kendine gelecek mi? Üç beş tane jeotermal firması para kazanacak, üç beş maden firması cebini dolduracak diye insanların hayatları, köyleri, tarihleri, yaşamları yok olacak ve ne yazık ki buna kulak veren bir iktidar yok; buna itiraz ediyoruz.

Şimdi, Türkiye'nin dört bir yanında Vartolular örgütlendiler, Karlıovalılar örgütleniyor, bölge insanı örgütleniyor, ekoloji mücadelesi yürütenler, Muğlalı köylüler örgütleniyor, Kaz Dağları'ndaki insanlar örgütleniyor ve hep beraber mücadele ediyorlar; edeceğiz de, doğamızı talan ettirmeyeceğiz. Ayın 24'ünde, 24 Nisanda Varto'da jeotermale karşı büyük bir miting gerçekleşecek, DEM PARTİ olarak orada olacağız; 25'inde Karlıova'da büyük bir miting gerçekleşecek, DEM PARTİ olarak orada olacağız ve ne olursa olsun bu talancı, rantçı, doğayı yok eden, ekosistemi yok eden, yeşile düşman, doğaya düşman bu anlayışın karşısında sonuna kadar mücadele edeceğiz ve bütün halkımızı, bütün Türkiye halklarını da bu mücadelenin bir parçası olmaya davet ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Yok edilen sadece birkaç ağaç değil, birkaç köy değil, geleceğimiz, dünya yok oluyor; bunu birilerinin görmesi gerekiyor. Artık bu yandaşı doyurma, yandaşı semirtme politikasından vazgeçmek gerektiğini ifade etmek istiyorum.

Yine, Dilovası'nda yakınlarını kaybeden platformun oradaki yakınları bizimleydi, KHK platformundan insanlar geldiler, grubumuza katıldılar. Herkesin bir derdi var ama bu Meclis halkın derdiyle dertlenmiyor ne yazık ki; iktidarın halkın derdiyle sorunu yok. İktidarın tek bir derdi var; kendi gündemini yürütmek. KHK'liler on yıldır aşsız, işsiz; bir KHK milletvekiliyim, onlarca KHK'li milletvekili arkadaşımın bulunduğu bir siyasi partideyim ama iktidar KHK gerçeğine gözünü, kulağını kapatmış ve sonuna kadar ısrar etmeye, açlıkla insanları terbiye etmeye devam ediyor. Bunu kabul etmediğimizi ifade edelim; bu mücadele de aynı zamanda DEM PARTİ'nin mücadelesidir, bu mücadelenin de bir parçasıyız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Sabrınıza sığınıyorum Sayın Başkan, 2 başlığım daha var.

BAŞKAN - Devam edin lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Yine, geçen gün 5 Nisan Avukatlar Günü'nü geride bıraktık. Bu ülkede savunmanın sesinin kısıldığını çok iyi biliyoruz; bu ülkede yargının araçsallaştırıldığı çok iyi biliyoruz; bu ülkede yargının siyaseti dizayn etme aracına dönüştürüldüğünü çok iyi biliyoruz; silahların eşitliği ilkesinden vazgeçildiğini çok iyi biliyoruz. Bu nedenle, bu ülkede hak savunucusu olan avukatlar hâlihazırda cezaevinde tutulmaya devam ediliyorlar. Bakın, Selçuk Kozağaçlı tam üç bin yetmiş beş gündür tutuklu; Can Atalay, aynı zamanda milletvekili arkadaşımız ve en önemli sosyal davaların avukatı, tam bin dört yüz kırk altı gündür tutuklu; Avukat Mehmet Pehlivan iki yüz doksan bir gündür tutuklu. Neden tutuklular? "Hak" dedikleri için, "hakikat" dedikleri için, gerçeği söyledikleri için, mağdurun yanında yer alıp onları savundukları için içerdeler; iktidarın işine gelmeyen bu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Ama sadece o değil, Avukatlar Günü'nü söylerken tabii ki sevgili, değerli büyüğümüz, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'yi anmadan geçemeyeceğim. Bir kez daha kendisini buradan saygıyla, minnetle andığımı ifade etmek istiyorum. Tahir Elçi'nin katillerinin gerçek anlamda açığa çıkarılması gerçeğinin çağrısını da bugün bir kez daha buradan yapmak istiyorum; artık, adalet yerini bulmalıdır.

Avukatların çokça sorunu var. CMK'deki görev kapsamında ödenen ücretlerinin yetersizliğinden açlık sınırının altında çalışmalarına kadar birçok sorun yaşıyorlar. Özellikle birçok büyük bürolarda genç avukatlar işçi statüsünde çalıştırılıyorlar. Bunların hızla düzeltilmesi gerekiyor. Savunmanın özgür ve bağımsız olmasını savunuyoruz. Tutuklu avukatların derhâl serbest bırakılmasını, katledilen avukatların faillerinin adalet önüne çıkarılıp hesap sorulmasını, yargının baskı ve siyasi müdahalelerden bağımsız bir zeminde yeniden inşa edilmesini ve CMK görevleri kapsamında genç avukatların ekonomik sömürüsüne son verilmesi çağrısını da buradan yenilemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Selamlayacağım.

BAŞKAN - Tamamlayalım lütfen.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Yine, önemli bir haftada olduğumuz için son bir günle bitireyim. 6 Nisan, Öldürülen Gazeteciler Günü'ydü ancak biz bugünü yalnızca kaybettiğimiz gazetecileri andığımız bir gün olarak değil, aynı zamanda basının üzerindeki sansürü, baskıları, zorbalığı da konuşacağımız bir gün olarak da ele almak zorundayız. O anlamıyla birçok sosyal medya hesabı engellenen özgür basın çalışanları olduğunu buradan ifade etmek istiyorum ve gazetecileri anarken de sevgili Musa Anter'i, Hrant Dink'i, Metin Göktepe'yi ve Ape Musa gerçeğinin peşinden hayatını kaybeden bütün özgür basın emekçi çalışanlarını da saygıyla sevgiyle, hürmetle andığımı ifade etmek istiyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.