| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 02.04.2026 |
MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teklifin 17'nci maddesiyle deprem konut ve iş yerleri için getirilen peşin ödeme iskontoları iktidarın depremzede vatandaşlarımıza sunduğu kolaylık gibi yansıtılıyor ancak mali gerçekler durumun aksini gösteriyor. İki yıl ödemesiz on sekiz yıl vadeli ödeme planının peşin ödemeye çekilmesi durumunda konutlar için sunulan yüzde 74, iş yerleri için ise yüzde 48 oranındaki iskonto yıllık bazda konutta yüzde 13,2; iş yerinde ise yüzde 6,1 gibi sembolik oranlara tekabül ediyor. Gelecek yirmi yıl içerisinde ülkemizin ortalama enflasyonunun bu oranların çok üzerinde seyredeceği aşikâr. Depremzedelerimize "Peşin öde." demek, aslında vatandaşa rasyonel olmayan mali yükleme yapmaktır.
Deprem bölgesindeki barınma ve ticari hayatın canlandırılması için odaklanılması gereken nokta toplanan kaynakların nereye harcandığıdır. 2023 Temmuz ayından itibaren "depremin yaralarını sarmak için" diyerek artırılan ve yeni konulan vergilerden 2026 yılı itibarıyla elde edilecek gelir yaklaşık 1 trilyon 240 milyar liraya ulaşmıştır. Buna karşın aynı dönemde deprem harcamaları için ayrılan ödenek sadece 653 milyar liradır yani iktidar, deprem için topladığı vergilerin yaklaşık yarısını deprem dışı alanlarda kullanmak üzere hazineye aktarmıştır. Yaklaşık 587 milyar liralık kaynak depremzededen esirgenmiştir. Bu durum kamu yönetimindeki kronikleşmiş samimiyetsizliği de ifşa etmektedir. Tıpkı 1999 depremi sonrası toplanan vergilerin koruyucu önlemler için kullanılmaması gibi, bugün de Hazine ve Maliye Bakanı ile diğer yetkililerin "Deprem için." diyerek savundukları ek vergiler deprem bölgesindeki vatandaşlarımızın yaralarını sarmak yerine bütçe açıklarını kapatmak için kullanılmıştır.
Sonuç olarak, depremzedeyi rasyonel olmayan iskonto oranlarıyla peşin ödemeye zorlamak yerine, zaten bu amaçla toplanmış olan devasa vergi gelirlerinin doğrudan bölge halkına aktarılması gerekmektedir. Toplanan 1,24 trilyon liranın tamamı deprem bölgesi için harcanmalı, konutlar ve iş yerleri vatandaşın üzerinde ek bir mali baskı oluşturmadan teslim edilmelidir. Deprem için toplanan kaynakları genel bütçeye hibe ederek afetzedeyi borçlandırmaya mahkûm eden bu yaklaşım, yaşanacak muhtemel afetlerin yeniden asrın felaketine dönüşmesine zemin hazırlayacaktır.
Değerli milletvekilleri, deprem bölgesindeki rezerv alan problemi büyüyerek devam etmektedir. Bölgelerimiz rezerv alan ilan edildi. Evi yıkılan vatandaşlarımıza aynı yerden değil başka bir yerden daireler verildi. Oysaki söz verilmişti; aynı evler verilecek, komşular dağıtılmayacaktı ancak ne oldu? Güvenli olmadığı gerekçesiyle rezerv alan ilan edildi. Sonrasında ilan edilen rezerv alanlarına konutlar yapıldı. Bakan Yardımcısının bu konudaki sözlerini hatırlatmak isterim: "Dairelerin yeri, yönü ve katının değişmeyeceğini, herkesin kendi komşularıyla olacağını." söylemişti. İnsanlarımızın depremde sadece evleri değil geçmişleri, hatıraları, anıları da yok oldu. Bu durum sadece maddi değil manevi anlamda da vatandaşlarımıza zarar vermektedir. Vatandaşın eski oturduğu yerde yeni binalar yapılmış, âdeta ikinci depremi yaşıyor. Depremde evi yıkıldı, deprem sonrası evi elinden alındı. Bu konulara acilen çözüm getirilmeli, sözler değil evler verilmeli.
Sayın milletvekilleri, yeni düzenlemelerle birlikte depremlerden etkilenen bölgelere kullandırılan krediler muafiyet kapsamında yer almayacak. Deprem bölgesinde ticaret ayağa kalktı mı? Esnaf borcunu ödeyebiliyor mu? Vatandaş gelirini toparlayabildi mi? Hâl böyleyken krediye erişimi zorlaştırmak, mevcut kolaylıkları kaldırmak reva mı? Bankalar daha temkinli olabilir, ekonomi yönetimi sıkılaşma politikası uyguluyor olabilir. Depremzede vatandaşlarımıza "Piyasa şartları böyle." demek, aslında kendi başınızın çaresine bakın demektir. Deprem bölgesine yönelik kredi ve finansman politikaları genel ekonomik sıkılaşmanın dışında tutulmalıdır. Bu bölge için ayrı, özel ve sürdürülebilir finans modeli...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)