| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 02.04.2026 |
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; geçtiğimiz gün bir milletvekili İmralı canisi, bebek katili Öcalan'a villa yaptırıldığını söyledi. Adalet Bakanının "Haberim yok." dediği bu villanın kimin inisiyatifiyle ve talimatıyla yapıldığı en üst makamlar tarafından kamuoyuna açıklanmalıdır. Türkiye'nin dört bir tarafı camından baca çıkan kerpiçten şehit evleriyle doludur. On binlerce vatan evladı, Türk çocukları dualarla vatan vazifesine yollanmış ve bir gün İmralı'daki katilin emrindeki PKK'lı katillerin pusularıyla şehit düşmüşler ve bir sabahın erken vaktinde, akşamın alacasında elinde Türk Bayrağı'yla bir subay şehadet haberlerini o kerpiç evlere ulaştırmıştır. O haberden sonra o evlerin bacalarından duman değil acı tütmüştür, tütmeye devam etmektedir.
Şimdi, buradan devleti yönetenlere ve "terörsüz Türkiye" adı altındaki ihanet sürecine sesleniyorum: İmralı'daki katile yapacağınız villanın inşaatında harç değil şehit kanları olacaktır; İmralı'daki katile yapacağınız villanın inşaatında harç değil yetim kalan şehit çocuklarının babasızlıkları olacaktır; İmralı'daki katile yapacağınız villanın inşaatında harç değil dul kalan şehit eşlerinin feryatları olacaktır ve İmralı'daki katile yapacağınız villanın inşaatında harç değil sizlere verilmeyen, asla verilmeyecek olan helallikler olacaktır. Hiçbir şehit anası sizlere haklarını helal etmeyecektir. İşte, sizler böylesine kanlı bir haramın ortasında oturuyorsunuz. Devleti ve milleti bu kanlı harama sinsice ortak etmeye çalışıyorsunuz, buna izin vermeyeceğiz. İmralı'daki katilin statüsü bellidir, adı da "bebek katili" ve "cani"dir, yeri ise villa değil sehpalardır.
Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşülen kanun teklifinin ilgili maddesinde Cumhurbaşkanına İşsizlik Fonu'na devletin yaptığı katkıyı tam yarı yarıya düşürme veya artırma yetkisi veriliyor. Artırmayı anladık, onu zaten yapmayacaksınız da düşürme nedir yahu, Allah rızası için biriniz çıksın ve bunu izah etsin? İşsizlik Sigortası Fonu bir çalışanın maaşından kesilen para değil mi? "İşveren de katkı koyar, devlet de..." diye kanunla gelmedi mi? Yani bu Fon emekçinin alın terinden oluşan bir güvence sandığı değil mi? Bir gün işini kaybederse diye oluşturulmuş bir zor gün kumbarası değil midir? Şu rakamlara bakar mısınız: 2023, 2024, 2025 yıllarında "işsizlik ödeneği" "kısa çalışma ödeneği" ve "nakdî ücret desteği" adı altında, işsiz kalan sigortalılara toplamda 151 milyar TL ödenmiş. Şimdi dikkat edin, bu para Fon'un toplam giderlerinin yalnızca yüzde 27'si. İşte bu tablo, Fon'un asıl amacı olan işsizlik sigortası işlevinin ikinci planda kaldığını açıkça göstermiyor mu?
Peki, aynı dönemde işveren teşvik ve desteklerine ne kadar ödenmiş? Tam 208 milyar. Bu miktar da Fon'un toplam giderlerinin yüzde 38'ine denk geliyor. Kalan yüzde 30 küsur nereye gidiyor? O da aktif iş gücü, işbaşı eğitimi ve toplum yararı programlara.
Özetle bu Fon, hazinenin arka bahçesi değildir, işverenin teşvik kasası değildir. Bu Fon, emekçinin zor günler için devletine emanetidir. Eğer gerçekten işsizlikle mücadele etmek istiyorsanız devlet katkısını artıracaksınız.
Heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)