| Konu: | CHP Grubunun, Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın tarafından, başta 15 Temmuz 2016 darbesi olmak üzere, Türkiye’nin tarihindeki tüm darbelerin hazırlanış, oluş ve sonuçları bakımından sorumluların araştırılması amacıyla 2/4/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 2 Nisan 2026 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 77 |
| Tarih: | 02.04.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA CELAL FIRAT (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye tarihi yalnızca tank ve tüfekle yapılan askerî müdahalelerden ibaret değildir. Bu tarih aynı zamanda halk iradesinin, demokratik siyasetin, muhalif kesimlerin sistematik olarak bastırıldığı bir rejim tarihidir.
Tarihte yaşanan 3 askerî darbenin yanı sıra 15 Temmuz 2016 darbe girişimi de farklı biçimlerde de ele alınsa benzer sonuçlar doğurmuştur; demokrasi askıya alınmış, en ağır bedeli ise sol sosyalist Kürt siyasal hareketleri, emekçiler, muhalifler, Alevi toplumu ödemiştir.
15 Temmuz darbe girişimi elbette ki sivil siyasete ağır bir darbe vurmuştur. Ancak bu girişimi gerçekleştiren FETÖ'nün yıllarca siyasal iktidarla birlikte hareket ettiğini, devletin kritik kurumlarına da bu ortaklık sayesinde yerleştirildiği gerçeğini görmeden sağlıklı bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. "Ne istediler de vermedik?" sözleri bu ortaklığın açık itirafıdır. 15 Temmuz sonrasında ilan edilen OHAL ve çıkarılan KHK'ler darbe karşıtı bir demokratikleşme sürecini getirmemiş, tam tersine yeni baskı rejimini de beraberinde getirmiştir.
Değerli milletvekilleri, 4 Kasım 2016'da yaşanan HDP darbesi de bu sürecin en çarpıcı örneklerinden biridir. Eş Genel Başkanlarımız Sayın Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş başta olmak üzere, halkın iradesiyle seçilmiş 12 milletvekilimiz gece yarısı operasyonlarıyla gözaltına alınmış, çoğu tutuklanmıştır, tutuklanmaya devam etmektedir. Seçilmişlerin Meclisten ve siyasetten uzaklaştırılması halk iradesine yönelik açık bir gasp olmuştur. Aynı mekanizma bugün de devam etmektedir; Can Atalay, Osman Kavala, kayyım atanan belediye eş başkanları, belediye başkanları, birçok gazeteci de hâlen cezaevindeler.
Darbelere karşı gerçek mücadele geçmişle samimi yüzleşmekten ve bugünkü demokratik siyaseti güçlendirmekten geçer. Yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, ifade özgürlüğü, seçme, seçilme hakkının güvence altına alınması darbe mekanizmalarının en etkili panzehridir. Bizler Halkların Demokratik Partisi geleneğinden gelen bir siyasi anlayışla halkın iradesini esas alan, çoğulcu, demokratik bir Türkiye'yi savunuyoruz. Kurulması istenen komisyonun hakikati tüm boyutlarıyla ortaya çıkaran, geçmişteki ve bugünkü mağduriyetlerle yüzleşen, gelecekte yeni darbe mekanizmalarını engelleyecek bir irade ortaya koymasını ümit ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)