GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

YÜKSEL ARSLAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin 11'inci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Söz konusu teklifle, kamu kurum ve kuruluşlarının mülkiyetinde bulunan veya kendilerine tahsis edilmiş taşınmazların satışı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilecek. Nitekim daha önce benzer uygulamalara hepimiz tanık olduk; aynı mantıkla 18 adet kamu sosyal tesisi özelleştirme programına alınarak satış süreci hızlandırıldı. Artı, bu düzenleme AK PARTİ iktidarı tarafından alışkanlık hâline getirilmiştir ve ülkenin en kıymetli taşınmazları satılıyor, satılmaya devam ediyor. Önümüzde duran kanun teklifi ise geçmişte yapılan benzer düzenlemelerin ötesine geçerek etki alanını genişletiyor ve kamu taşınmazlarının satışından 35 ila 45 milyar TL arasında bir gelir elde edilmesi hedefleniyor. Peki soruyorum, bu rakam neyi karşılayacak? Türkiye bir yılda 2 trilyon lirayı aşan faiz ödemesi yapmaktadır yani siz milletin taşınmazlarını satarak elde edeceğiniz bu gelirle faizin çok küçük bir kısmını bile karşılayamıyorsunuz. O hâlde, bu satışlar kimin derdine çare oluyor, milletin mi, yoksa rant çevrelerinin mi? Açıkça ifade etmek gerekirse iktidara yakın müteahhitlerin önceden planladığı arsa veya arazi satışlarına çare olduğu gün gibi ortada çünkü geçmişte yaptıklarınız bu şüphelerimizi hep artırıyor. Peki, bu yetki neden sadece Özelleştirme İdaresi Başkanlığına verilmektedir, hiç düşündünüz mü? Çünkü bu kurum yalnızca özelleştirme uygulamaları yapan bir idare değil, aynı zamanda imar planları yapma ve mevcut imar planlarını değiştirme yetkisine de sahiptir. Yani satılacak bir taşınmazın mevcut değeri ne olursa olsun Özelleştirme İdaresi emsal oranı artırılabiliyor, inşaat alanını büyütebilir ve kat yüksekliğini belirleyebilir. Bu şekilde imar fonksiyonlarını değiştirerek yüksek oranda rant sağlayabilir. Böylece, bugün sıradan gibi görünen bir kamu arazisi yarın şehir planlamasına aykırı olabilecek gökdelenlerle doldurulabilir. Normal şartlarda imar planı yapma işlemleri belediyeler, Çevre Bakanlığı ve TOKİ tarafından yürütülüyor ancak yetki Özelleştirme İdaresine verildiğinde hem imar planı süreçleri hem satışa ilişkin ihale işlemleri kurumun kendi mevzuatından kaynaklanan yetkiler sayesinde daha hızlı ve denetimden uzak, iktidarın istedikleri doğrultusunda yürütülebilmektedir. Yani mesele yalnızca taşınmazların kamuya kazandırılması değildir, önce imar değerini katlamak, ardından hızla satış ihalesini yaparak tek elden çıkarmaktır. Açık konuşalım, bu kamu yararı falan değil kısa sürede daha yüksek bedelle satış yaparak belirli çevrelere rant sağlamaktır.

Çok çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: Etlik Şehir Hastanesinin temeli atılmadan, o günkü Sağlık Bakanlığı bürokratları -çoğunu tanırım- konuştuğu zaman "Bizim işimiz dünyayla, ahiretle." diyenler -"Pamuklar" diye bir bölge vardı- gecekondu bölgesinden gecekondu topladılar, satın aldılar. Daha sonra Şehir Hastanesinin temeli atıldı, kentsel dönüşüme sokuldu, 1.500 nüfuslu yer şu anda 30 bin. Hepsi yedişer, sekizer daire sahibi oldu. Bunlar bile böyle.

İkincisi, Şehir Hastanesinin yapıldığı yerin arkasındaki Antares bloklarını biliyorsunuz, hemen solunda Büyükşehir Belediyesine geçmişte iş yapan müteahhide geniş bir alan verildi, 3 bin konut bitti, 450 dükkân, anormal bir bloklar. O da yetmedi, Zübeyde Hanım Hastanesinin hemen yanında, Şehir Hastanesinin de GATA'ya bakan bölgede bir müteahhide, bir holdinge arazi satıldı, şimdi yüksek bloklar yapılıyor. Yetti mi? Yetmedi. Hemen Varlık Mahallesi'nde Karayollarına ait bir arazi yine bir yandaş müteahhide satıldı, yüksek bloklar yapılıyor, altına alışveriş merkezleri. Biz "Alışveriş merkezleri şehir dışına çıksın, fakir fukara, küçük esnaf iş yapamıyor." derken yeni yeni işler. Merkez Ankara'yı biliyorsunuz, Büyükşehrin yanında, en çok konuşan milletvekili arkadaşlar, onların akrabaları var. Ankara trafiği mahvoldu, Ankara trafiğini kim mahvetti? Bu rant hırsı, rant hırsı, bu iktidarın rant hırsı. Ankara'nın her tarafı yüksek bloklarla donatıldı maalesef.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Arslan, lütfen tamamlayın.

YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Ülkemizdeki bu talan anlayışı yirmi dört yıldır da bitmedi, doymadılar gittiler. Hatırlayalım, geçmiş yıllarda PETKİM, demir çelik ve şeker fabrikaları, TÜRK TELEKOM, TEKEL, TÜPRAŞ, limanlar, otoyollar teker teker satıldı. Zarar kamunun, kâr ve rant AK PARTİ iktidarının, kazanan bir avuç yandaş, kaybeden ise Türk milleti oldu. Devletin varlık yönetimi anlayışını "Sat, harca, yeniden sat." mantığı üzerine kurdunuz.

Değerli milletvekilleri, bu düzenlemenin bir başka ciddi sorunu da şeffaflık eksikliğidir. Komisyon görüşmeleri sırasında, satışa konulan 230 taşınmazın listesi talep edildi ancak Komisyona yalnızca 94 taşınmazı içeren eksik bir liste sunuldu. Peki, geri kalan taşınmazlar nerede, hangi şehirlerde? Bu soruların cevabı Parlamentodan ve kamuoyundan gizlenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Arslan, teşekkür ediyorum.

YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Biz diyoruz ki: Önce şeffaf olun, satılacak taşınmazların listesini açıklayın. Hangi kriterlere ve neye göre ihtiyaç fazlası ilan edildiğini de ortaya koyun. İhtiyaç fazlası hangi gerekçelerle...

BAŞKAN - Sayın Arslan, bir dakika da uzattım efendim.

YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Uzattınız mı?

BAŞKAN - Bitti süreniz.

YÜKSEL ARSLAN (Devamla) - Teşekkür ederim.

Hayırlı akşamlar diliyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)