GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle Kosova'yı deplasmanda yenerek Dünya Kupası finallerine yirmi dört yıl aradan sonra tekrar katılma hakkı elde eden Ay Yıldızlı Millî Takımımızı tebrik ediyor, milletimize yaşatmış oldukları bu sevinçten dolayı hepsine çok teşekkür ediyorum. Haziran ayında yapılacak olan Dünya Kupası finallerinde de en büyük başarılarla çıkmalarını ve milletimize yeni hakkı gururlar yaşatmasını da buradan diliyorum.

Önemli bir gündem içerisindeyiz. Amerika ve İsrail haydutluğunun başlattığı, başlangıçta sınırlı olacağı söylenen ama maalesef her geçen gün gittikçe yayılan gerek insani boyutu gerek ekonomik boyutlarıyla sadece coğrafyamızı değil, dünyayı da etkilemeye devam eden ve devam edecek olan bir savaşla karşı karşıyayız. Bu savaşta nerede durmamız gerekir hususundaki kanaatlerimizi daha önce de defalarca paylaşmıştık ama bugün üzerinde durmak istediğim şöyle bir husus var: İktidarıyla, muhalefetiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ve devletin tüm kurumlarıyla ele almamız gereken tedbirler var. Belli ki bu savaşın kısa, orta ve uzun vadede çok ciddi maliyetleri ve sonuçları olacak. Başta artan enerji fiyatları, turizm sektörümüz, ihracat, tarım ve gıda, lojistik ve üretim gibi birçok alanda başta ülkemiz olmak üzere dünyanın birçok ülkesi çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya kalmış olacaklar. Böyle bir dönemde yapılması gereken, ilk önce, iktidarın muhalefeti çok iyi bir şekilde olası risklerle ilgili elindeki devlet imkânlarını da kullanarak raporlaması ve bilgilendirmesi ve beraber atılması gereken adımlar, alınması gereken tedbirlerle ilgili bilgilendirmesi gerekiyor ama üzülerek görüyoruz ki iktidar hâlâ "Tencere dibin kara, seninki benden kara." anlayışıyla kutuplaşma siyasetini yürütmeye devam ediyor. Bugüne kadar en azından kamuoyuyla tek paylaşılan eşel mobil sistemiydi enerji fiyatlarıyla ilgili, ki o da gelen selin suyunu kürekle atmaya benzeyen bir şeydi, hemen önlemler sona erdi. Dolayısıyla bu enerji fiyatlarının artmasından dolayı oluşabilecek başta enflasyon olmak üzere, vatandaşın enerjiye ulaşmasıyla ilgili hususlar başta olmak üzere alınması gereken tedbirlerle ilgili mutlaka etkili çalışmalar yapıp bunu da kamuoyuyla paylaşıp kamuoyunu rahatlatmak lazım.

Bir diğeri, önümüzdeki günler, elbette Türkiye ağırlıklı olarak yaz turizminin yaygın olduğu bir ülke. Bu manada otellerde bazı rezervasyon iptallerinin gündeme geldiği ve turizm sektörünün bu sene de ciddi endişelerle karşı karşıya olduğu ayan beyan ortadadır. O hâlde, özellikle turizm şirketlerimizin, turizm firmalarımızın bu olası etkilerden korunmasıyla ilgili alınması gereken tedbirlerle ilgili de mutlaka bir çalışma yapıp bunları net bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor.

İhracat... İhracatçılarımız zaten baskılanan kurdan dolayı maalesef gittikçe artan maliyetler ve düşen kâr marjlarından dolayı ciddi sıkıntılar yaşıyorlardı. Bugün gelinen noktada savaşın etkileri ve tedarik zincirlerini çok ciddi manada etkilemesi sebebiyle ihracatçılarımızın da ciddi zararlarla karşı karşıya olma riski var. Dolayısıyla masaya yatırmamız gereken hususlardan bir tanesi de ihracat yapan firmalarımızın karşılaşabilecekleri olası sorunlar ve çözüm yollarına kafa yormamız lazım.

Tarım ve gıda ise aslında belki de en başta sayılması gereken çok stratejik bir alan çünkü tarım ve gıdada oluşabilecek hasarlar sadece o sektörde faaliyet gösteren firmaları değil 86 milyonu doğrudan etkileyen bir sektör ve devletimiz açısından da -hele hele böyle kriz dönemlerinde- stratejik bir sektör. Dolayısıyla zaten artan girdi maliyetleri sebebiyle can çekişen tarım sektörümüzün mutlaka ve mutlaka desteklenmesi ve bu savaştan dolayı olası risklerin önüne geçici adımları da atmamız lazım.

Üretim sektörü... Yine, üretim maliyetlerinin artıyor olmasından dolayı özellikle üretim sektöründe faaliyet gösteren firmalarımızın çok ciddi bir şekilde üretimden çekilmeye başladıkları, yurt dışına bazı üretim tesislerini taşıma gayreti içerisinde olmak durumunda kaldıklarını üzülerek görüyoruz. Hele bu tedarik ve lojistik zincirinde savaş sebebiyle meydana gelecek olan artışlar, onların bu üretim kapasitelerini her geçen gün daha da azaltmış olacaktır. O hâlde, başta Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak üzerinde sorumluluk bulunan herkesin bu ve benzeri konulara odaklanması lazım. Birbirimize laf yetiştirme, birbirimizi karalama yerine yapmamız gereken tek bir şey vardır...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Kaya, lütfen tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Öncelikle yapmamız gereken tek bir şey vardır: Bu ve benzeri krizlere odaklanmak ve tedbirler almak. "Biz bize yeteriz, sizin herhangi bir fikrinize ihtiyacımız yok." diyorsa iktidar, bilsin ki burada alacağı eksik kararlar, atmayacağı adımlar sadece kendilerini değil, 86 milyonu da etkileyecek adımlardır dolayısıyla biz bir kez daha iktidarı sorumluluk almaya... Bu konularda sadece finans piyasalarını, sadece Merkez Bankasının sıcak para ihtiyacını... Borcu borçla çevirme, faiz ödemelerini artırma gibi sadece finans ihtiyacıyla bu süreci yönetemeyeceğini bilmesi lazım. Sosyal yardımların, yine bu belli bazı sektörleri desteklemeyle ilgili yardımların bir an önce devreye alınması lazım. İşte 31 Mart seçimlerinden sonra, 19 Mart İBB operasyonlarından sonra yaklaşık 50 milyar dolar hazinenin harcadığı bir para vardı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Sayın Kaya, lütfen tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - O zaman Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek "Toplanan rezervleri işte bu gibi krizler için topluyoruz." demişti. Sayın Mehmet Şimşek'e buradan tekrar bir kez daha ifade etmek istiyorum: Milletin boğazından keserek toplamış olduğunuz o rezervler siyasi hovardalıklarınızı tatmin etmek için kullanılan rezervler değil; tam tersine, işte böyle savaş ortamlarında, böyle uluslararası krizler döneminde vatandaşımızın ve milletimizin bu savaşlardan olabildiğince az etkilenmesi çok kullanmanız gereken rezervlerdir. Oysa siz seçimi bir daha kazanmak için, bir daha siyaseti dizayn etmek için o rezervleri kullanıyorsunuz. Zaten 2023 seçimlerine giderken de Merkez Bankasındaki 128 milyar doları da maalesef sadece seçimleri kazanmak için harcadınız. Belki seçimleri kazanmış olabilirsiniz ama o günden bugüne hâlâ milletin maalesef sorunları çözülemediği gibi her geçen gün daha da ağırlaştı.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Kaya, son kez uzatıyorum.

Buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Siz, o 128 milyar doları harcarken hatta kimi yandaşlarınız "Seçimi kaybettikten sonra hazinede altın olmasına ne gerek var, onların da hepsini harcayalım, bizden sonra ne olursa olsun." anlayışıyla bu rezervlere yaklaşırken biz ise sorumlu bir anlayışla bunların sadece sizin iktidarlarınız için hazırlanmış rezervler olmadığını, bir milletin beka meselesi olduğunu defalarca ifade ettik. Seçim olacak diye harcadınız seçim ekonomisiyle belki seçimi kazanmış olabilirsiniz ama üç yıldan fazla bir süredir millet hâlâ yüksek enflasyon, hâlâ yüksek faiz girdabından, hâlâ baskılanan kurdan kurtulamadı. Onun için gelin aklınızı başınıza alın, 2028 seçimlerini kazansanız dahi yönetemeyeceğiniz bir ülke olabilir, aslolan yönetilebilir bir Türkiye'yi bizden sonraki nesillere bırakmaktır diyorum ve bu konuda sorumluluk alma, iktidarıyla muhalefetiyle sorumluluk paylaşma zamanıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.