GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:76
Tarih:01.04.2026

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; bugün 4 Nisan 1997'de ebedî âleme irtihal etmiş babam Başbuğ Alparslan Türkeş'in vefatının 29'uncu yılı münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Ruhu şad, mekânı cennet olsun diyerek sözlerime başlamak istiyorum.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Amin.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Babam Başbuğ Alparslan Türkeş sadece, benim gibi, 7 evladını yetiştirmekle kalmamış, Türk milletine ve Türk dünyasına birçok hayırlı nesiller yetişmesine vesile olmuştur. Allah ona "'Türkeşçi' der hâlâ bize çok kişi/ O bir nesle isim veren adamdı." gibi mısralarla Türk milletinin gönlünde yer etmeyi ve her yıl daha gür bir sesle milletimizin her kesimi tarafından "Başbuğlar ölmez." haykırışıyla anılmayı nasip etmiştir.

Başbuğ Türkeş'i sadece anmak yetmez tabii, önemli olan onu anlamaktır. Bunun için, gelin, 17 Kasım 1950'deki genç Alparslan Türkeş'e kulak verelim: "Türk tarihi okuyarak 18'inci yüzyıldan 20'nci yüzyıla doğru yaklaştıkça gönlümü büyük bir yas ve sızı kaplar, ruhumu teskin edilemez bir kızgınlık ve hareket ihtiyacı sarar. Her gün saldıran düşman önünde gerileyen ordular..."

(Uğultular)

BAŞKAN - Sayın Türkeş Taş, izin verir misiniz, süreyi tutalım.

Değerli milletvekilleri, Genel Kurulda gerçekten bir uğultu var, hatibin söyledikleri tam anlaşılamıyor. Lütfen uğultuyu keselim ve uğultuya sebebiyet vermeyecek bir sessizlik içinde sohbet yapacaksak yapalım; sesimiz yüksekse kulislerimiz müsait, orada sohbete devam edelim diyorum. Herkesi hatibe saygıya ve saygıyla dinlemeye davet ediyorum.

Sayın Türkeş Taş, buyurun.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

"Türk tarihi okuyarak 18'inci yüzyıldan 20'nci yüzyıla doğru yaklaştıkça gönlümü büyük bir yas ve sızı kaplar, ruhumu teskin edilemez bir kızgınlık ve hareket ihtiyacı sarar. Her gün saldıran düşman önünde gerileyen ordular, her gün devrilen kale burçları üzerinde yere devrilen bayraklar, bırakılan ülkeler ve iki yüz yıldan beri durmadan devam eden göçler; açlıktan, soğuktan, bakımsızlıktan perişan olan göçmenler... Her bozgundan sonra bir müddet yaz ve onun uyandırdığı tesirle bazı hareketler fakat çok geçmeden yine derin bir uyku ve vurdumduymazlık... Devir dönüyor ve nihayet 20'nci yüzyıla giriliyor. Batı'da müthiş bir hareket ve yarış var, bizde yine durgunluk. Kurtuluş yıllarından sonra tekrar bir millî heyecan ve kalkınma hareketleri, bir müddet sonra tekrar eski durgunluk, unutkanlık ve uyku... Davran ey Türk oğlu, davran! Artık elde ne harcanacak Rumeli ve Macar ülkeleri ne Suriye ne Irak ne Filistin ne Mısır ne Cezayir ne de Kırım ve Kafkasya kaldı. Elde kalan son vatan parçasıdır, son vatan parçası. Bir bozkurt gibi davran, gayrete gel, çalışmaya koyul; eski günlerden yeniden doğsun, zafer ve şan bayrakları ufuklara doğru yeniden açılsın. Her şeyin üstünde büyük Türkiye, bizim bahtiyar Türkiye'miz yükselsin." İşte, daha genç yaşlarında ortaya koyduğu bu mücadele cehdini ömrünün sonuna kadar tavizsiz olarak sürdürmüş olan Başbuğ Türkeş'in yetiştirdiği nesiller bugün Türkiye'miz üzerinde oynanan oyunlara karşı "İlelebet Cumhuriyet!" diyerek Mustafa Kemal Atatürk'ün ve Türkiye Cumhuriyeti'nin safında yer alanlardır.

Yine, bundan otuz, kırk yıl önce, bugün kurucu önder ilan edilen bölücü başı ve onun dağdaki kelimeitevhidi sapmışlarına karşı söylediklerinden bazılarını ibretialem için buradan tekrar etmek ve milletimize arz etmek isterim. "Türkiye halkları" sloganları "Doğu'da millî zulme son verilmelidir." çığlıkları atanlar, bazı iktidarların himayesinde ve müsamahasına mazhar oldular. Türk milletini aldatarak güvenini çalan ve bu sayede yüksek görevlilere gelen bazı kimseler Atatürk'ün "Ne mutlu 'Türküm' diyene." sözü yerine Anayasa'mızın, kanunlarımızın her vatandaşa bahşettiği Türk olmak ilkelerini bir tarafa atarak "Türkiyelilik" ve "Türkiyeli olmak" sapmasını ortaya attılar ve bu yönde şiirler bile yazdılar. Türklerin Türklerden aygırları kaygıları yoktur, dokuz yüz yirmi beş senedir Anadolu topraklarında beraber yaşıyoruz; bunca seneden sonra bizi birbirimize düşürmeye yönelik fitne hareketleriyle karşı karşıyayız. Türk milletinin bu oyuna gelmeyeceğine eminim, bizi birbirimizden ayırmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Gelecek nesillerin güvenliği, mutluluğu ancak Türkiye'nin birliği ve üniter devlet yapısının korunmasıyla sağlanabilir.

Aziz ruhu şad olsun, Türk ili ve Türk devleti sonsuza dek var olsun.

Ruhuna el-Fatiha. (İYİ Parti, MHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)