GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:75
Tarih:31.03.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAKAN ŞEREF OLGUN (Afyonkarahisar) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu önerge, yerel yönetimlerin hukuki statüsü, seçilmişlerin yargılanma usulleri ve hukuk devleti ilkesinin uygulanışı bakımından son derece önemli bir tartışmayı içermektedir.

Belediye başkanlarının yargılanmasına ilişkin mevcut sistem, başta 4483 sayılı Kanun olmak üzere, 5393 sayılı Belediye Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde şekillenmektedir. Bu sistemde soruşturma izni mekanizması idarenin takdirine bırakılmış bir ön filtre niteliğindedir. Oysa Anayasa’nın 2'nci maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi keyfîlikten uzak, öngörülebilir ve eşit uygulanan bir yargı düzenini zorunlu kılar. Bu bağlamda, ceza hukukunun temel ilkelerinden olan kanunilik, belirlilik ve şahsilik ilkeleri suç isnatlarının genişletilmesini değil dar ve kesin yorumlanmasını gerektirir. 4483 sayılı Kanun'un amacı da keyfî soruşturmaları önlemek, kamu görevlilerini güvenceli bir usule tabi kılmaktır. Ancak bugün bu güvencenin ya etkisizleştirildiği ya da dolanıldığı yönünde ciddi uygulama sorunları ortaya çıkmıştır. Nitekim, uygulamada soruşturma izni mekanizmasının aşılması amacıyla suç isnatlarının niteliğinin değiştirildiği, özellikle Türk Ceza Kanunu'nda yer alan örgüt suçları gibi geniş yorumlanabilir hükümlerin devreye sokulduğu görülmektedir. Bu durum, ceza hukukunun kıyas yasağına ve suçta ve cezada kanunilik ilkesine aykırılık teşkil etmekte; aynı zamanda, masumiyet karinesini ve lekelenmeme hakkını zedelemektedir. Hatırlarsınız, 7 Şubat 2012'de Oslo görüşmeleri bahane edilerek başlatılan operasyonda savcı, dönemin MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı ifadeye çağırmış; yargı üzerinden seçilmiş Hükûmete ve Millî İstihbaratımıza darbe vurmak istenmişti. Ancak Meclisin iradesiyle MİT Kanunu'nda yapılan hızlı değişiklikle ve Başbakanlık izni şartıyla bu hukuksuzluk devre dışı bırakılmıştı. Hukuk kisvesi altında yürütülen müdahale girişimleri, maalesef, her dönemde karşımıza çıkmaktadır. Oysa unutulmamalıdır ki hukuk bir gün herkese lazım. Hukuk, kişilere göre eğilip bükülecek bir ağaç değil herkesi bağlayan ortak güvencedir.

Diğer yandan, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi kapsamında uygulanan görevden uzaklaştırma tedbirlerinin de istisnai olması gerekirken fiilen cezaya dönüşecek şekilde genişletildiği görülmektedir. Bu durum, seçilmişlerin yargı kararı olmaksızın uzun süre görevden uzaklaştırma sonucunu doğurmakta ve takdir bir kişiye, İçişleri Bakanına bırakılarak demokratik temsil ilkesi zedelenmektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Olgun, lütfen tamamlayın.

HAKAN ŞEREF OLGUN (Devamla) - Bugün, İçişleri Bakanı yaptığı açıklamada, belediyeler hakkında yapılan soruşturmaların yüzde 46'sının iktidar belediyeleri hakkında olduğunu söylemekte ancak bu belediyelerden kaç tanesinde tutuklama yapıldığını, kaç tanesinde soruşturma izni olmadan soruşturma açıldığını açıklamamaktadır.

Netice itibarıyla, 4483 sayılı Kanun'un ruhuna uygun hareket edilmesi, soruşturma izni mekanizmasının keyfîliğe kapalı hâle getirilmesi, 5393 sayılı Kanun'un istisnai hükümlerinin olağan uygulamaya dönüştürülmemesi ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalınması zorunludur. Aksi hâlde mesele yalnızca bireysel hak ihlali olmaktan çıkar, demokratik temsilin ve millî iradenin zedelenmesi sonucunu doğurur ki bu da aynen böyle olmaktadır. Bu durumu düzeltmek de büyük Türkiye Büyük Millet Meclisine düşmektedir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)