| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; görüşmekte olduğumuz torba kanun teklifinin 9'uncu maddesi işsizlik sigortası sisteminin ruhuna ve kuruluş amacına doğrudan müdahale eden son derece kritik bir düzenleme içermektedir. Bu maddeyle İşsizlik Sigortası Fonu'nda devlet katkı payının artırılması ya da azaltılması konusunda yürütmeye geniş ve sınırları belirsiz bir yetki verilmektedir. İlk bakışta teknik bir düzenleme gibi sunulsa da gerçekte bu, milyonlarca emekçinin geleceğini ilgilendiren hayati bir meseledir. Öncelikle şunu açıkça ifade edelim: İşsizlik Sigortası Fonu bir bütçe kalemi değildir, bu Fon işçinin alın terinden kesilen primlerle oluşmuş bir güvencedir. İşsiz kalındığında emekçinin ayakta kalmasını sağlamak için kurulmuş bir dayanışma mekanizmasıdır. Ancak bugün belirtilen bu düzenleme, bu mekanizmayı zayıflatma riskini barındırmaktadır çünkü devletin katkı payını azaltma yetkisi fiilen Fon'un yükünü daha fazla emekçinin sırtına yıkmak anlamına gelmektedir. Peki, neden böyle bir yetkiye ihtiyaç duyulmaktadır? Ekonomik tablo ortadayken bu yetkinin hangi yönde kullanılacağını tahmin etmek zor değildir. Bugüne kadar izlenen politikalar, kamusal kaynakların emekçilerden çok sermaye lehine kullanıldığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle, bu düzenlemenin pratikte devlet katkısını artırmak için değil, azaltmak için kullanılacağı yönünde ciddi bir endişe vardır.
Değerli milletvekilleri, İşsizlik Sigortası Fonu'nun son yıllardaki kullanımına baktığımızda tablo son derece çarpıcıdır. Fon'un kuruluş amacı işsiz kan yurttaşlara destek sağlamakken, bugün kaynakların önemli bir kısmının işveren teşviklerine yönlendirildiğini görüyoruz. Yani işsiz kalanın değil, işverenin desteklendiği bir yapıya doğru evrilmiş durumdayız. Bu dönüşüm tesadüf değildir. Bu, işçinin, emekçinin parasıyla sermayenin desteklendiği bilinçli bir politikanın sonucudur. Veriler açıkça göstermektedir ki yıllar içerisinde Fon'dan işçilere ayrılan pay azalırken işverenlere aktarılan kaynaklar ciddi biçimde artmıştır. Üstelik bu durum sadece oranlarla sınırlı değildir. Mutlak rakamlar da aynı gerçeği ortaya koymaktadır. Fon büyüdükçe işsizlere ayrılan payın göreli olarak küçüldüğü, buna karşılık sermayeye sağlanan teşviklerin genişlediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Daha daha da çarpıcı olan ise işsizlik ödeneğinden yararlanabilenlerin oranı son derece düşüktür. İşsiz kalan ve her 100 kişiden yalnızca çok küçük bir bölümü bu Fon'dan yararlanabilmektedir. Yani hem Fon'un kaynakları işçilerden toplanmakta hem de bu kaynaklara erişim son derece sınırlı tutulmaktadır. Bu durum, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmadığı gibi adalet duygusunu da zedelemektedir.
Şimdi, bu tablo ortadayken, devlet katkı payını azaltma yetkisini yürütmeye vermek ne anlama gelmektedir? Bu, zaten sınırlı olan kamusal katkının daha da geri çekilmesi demektir. Bu, işsiz kalan yurttaşın daha az korunması demektir. Bu, sosyal güvenlik sisteminin daha da zayıflaması demektir. İşsizlik Sigortası Fonu kriz zamanlarında emekçinin sığınağı olmalıdır ancak mevcut uygulamalar fonun âdeta bir teşvik havuzuna dönüştürüldüğünü göstermektedir. "İşsizlikle mücadele" adı altında yapılan harcamaların önemli bir kısmı doğrudan işsizlere değil, dolaylı yollarla işverenlere gitmektedir. Bu durum, fonun kuruluş amacından uzaklaştığını açıkça ortaya koymaktadır. Üstelik yakın dönemde yapılan düzenlemelerle fondan yararlanabilecek kaynak oranının artırıldığını da biliyoruz. Bu da fonun daha geniş bir alanda ama yine işsizler dışında kullanılmasının önünü açmaktadır. Dolayısıyla, bugün tartıştığımız 9'uncu madde bu sürecin yeni bir halkasıdır. Buradan açıkça ifade etmek gerekir, İşsizlik Sigortası Fonu hiçbir şekilde kaynak havuzu olarak görülemez. Bu fon işçinin güvencesidir. Bu fonun tek amacı, işsiz kalan yurttaşın yaşamını sürdürebilmesini sağlamaktır. Bu amacın dışına çıkan her düzenleme sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Yapılması gereken, fonun kaynaklarını azaltmak değil, işsizlerin bu fondan yararlanma koşullarını kolaylaştırmaktır; işveren teşviklerini artırmak değil, işsiz kalan yurttaşın insanca yaşayabileceği bir gelir güvencesi sağlamaktır. Yapılması gereken, yetkileri merkezileştirmek değil, bu fonun şeffaf ve denetlenebilir bir şekilde yönetilmesini sağlamaktır. 9'uncu madde mevcut hâliyle kabul edilemez bir düzenlemedir. Bu madde emekçinin güvencesini zayıflatmakta, kamusal sorumluluğu geri çekmekte ve sosyal güvenlik sistemini daha kırılgan hâle getirmektedir. İşsizlik gibi ağır bir toplumsal sorun karşısında devletin görevi geri çekilmek değil, daha güçlü bir koruma mekanizması kurmaktır. Bu nedenle, söz konusu maddenin geri çekilmesini, İşsizlik Sigortası Fonu'nun kuruluş amacına uygun şekilde yeniden düzenlemesini...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YILMAZ HUN (Devamla) - ...ve emeklilerin haklarının güvence altına alacak şekilde yeniden planlanması gerekmektedir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)