| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 74 |
| Tarih: | 26.03.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; kadına yönelik şiddet sadece münferit bir olay değildir, kökü derinlere uzanan bir zihniyet sorunudur. Bu zihniyet, kadını ikinci plana iten, onu kalıplaşmış rollere hapseden ve eşitliği bir tehdit gibi gören anlayıştan beslenmektedir. Televizyon ekranlarını açıyoruz, filmler, diziler, haber programlarına baktığımızda hiç fark etmiyor; şiddet sahneleri artık sıradanlaşmış durumda. Şiddeti normalleştiren, kadını ya mağdur ya da nesne olarak sunan bu içerikler topluma zehir saçmaktadır. Reyting uğruna şiddetin empoze edilmesi, dijital platformlarda kontrolsüz içeriklerin yayılması genç zihniyetleri çürütmekte, yanlışı normalleştirmektedir. Peki, bunun sonucu ne oluyor? Toplumda şiddete karşı duyarsızlık azalıyor, şiddet olağan bir davranış biçimi hâline geliyor. Özellikle çocuklar ve gençler için bu durum son derece tehlikeli bir boyuta ulaşmış durumda çünkü gördüğümüz şey şudur: Ekranda tekrar eden her davranış bir süre sonra sokakta, hayatta karşılık buluyor. Bakın, bunu sadece teori olarak söylemiyorum, üzülerek ve endişe ederek söylüyorum ki şiddet, okullarda evlatlarımızın sınıflarının içerisine kadar girmiş durumda, ekrandaki şiddet sokakta gerçeğe dönüşmüş durumda. Bu olayları sadece asayiş sorunu olarak görmek büyük bir yanılgıdan ibarettir; bu, aynı zamanda kültürel, psikolojik ve medya kaynaklı bir sorundur. Şiddetin sürekli görünür olduğu bir ortamda büyüyen bir genç, çatışmayı çözmenin yolunu diyalogda değil güç kullanmakta aramaya başlıyor. Bu nedenle diyoruz ki: Şiddet sadece sokakta başlamıyor, önce zihinlerde başlıyor.
Sayın milletvekilleri, TÜİK verilerine göre, kadınlarımız yaşamının, hayatının belirli bir bölümünde yüzde 28,2'si psikolojik şiddete, yüzde 18,3'ü ekonomik şiddete ve yüzde 12,8'i ise fiziksel şiddete uğramış durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bu konuda artık Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak ciddi adımlar atmak zorundayız. Öncelikle medyada şiddet eğilimine yönelik programların daha sıkı bir şekilde denetlenmesi lazım. Reyting uğruna toplumsal değerlerin göz ardı edilmemesi gerekiyor.
İkinci olarak, çocuklar ve gençler için medya okuryazarlığı eğitimi yaygınlaştırılmalıdır. Bunu yaptığımızda da gençler izlediklerini sorgulayabilir hâle gelir.
Üçüncü olarak, yerel ölçekli sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmeli, aile danışmanlık merkezleri artırılmalı; erken müdahale sistemi kurulmak zorundadır ve en önemlisi, şiddeti önlemenin yolu sadece cezayı artırmak değildir.
Tüm Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, MHP sıralarından alkışlar)