| Konu: | CHP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 25.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Buradan tüm halklarımızın ve cezaevlerinde bulunan tutsakların geçmiş "Nevroz" Bayramı'nı ve Ramazan Bayramı'nı kutluyorum. "Nevroz" kutlamalarından hemen sonra çeşitli yerlerde evlerine baskın yapılarak birçok yurttaşın gözaltına alınmasını kınıyoruz. Gözaltına alınanların bir an önce serbest bırakılmasını da buradan talep ediyoruz, bekliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Orta Doğu'da son günlerde yeniden alevlenen çatışmaların hızla yayıldığını, artık yalnızca belli bir merkezle sınırlı kalmayıp Körfez ülkelerine kadar sıçradığını kaygıyla izliyoruz. Savaşın etkileri sınır tanımamaktadır. Savaş, bölge halklarını olduğu gibi Türkiye'yi de doğrudan tehdit etmektedir. Nitekim Türkiye'ye yöneldiği ifade edilen füzelerin NATO tarafından düşürülmüş olması bu tehlikenin ne denli ciddi boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir.
Orta Doğu'da yaşanan gerilimler, Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve buna karşı gelişen balistik füze tehditleri halklara güvenlik değil daha fazla korku ve belirsizlik getirmektedir. Tam da bu noktada 27 Şubat 2025 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan tarafından ortaya konulan bölgesel barış perspektifine yeniden bakmak bir tercih değil bir zorunluluktur. Sayın Öcalan'ın yıllardır dile getirdiği temel yaklaşım, halkların kimlikleriyle, dilleriyle, inançlarıyla eşit ve özgür bir biçimde bir arada yaşamasını esas alan demokratik bir çözüm anlayışıdır. Bu paradigma çatışmayı değil müzakereyi, inkârı değil tanınmayı, ayrışmayı değil ortak yaşamı savunmaktır. Sayın Abdullah Öcalan'ın tarif ettiği üçüncü yol yaklaşımı ne küresel hegemon güçlerin savaş politikalarına eklemlenmeyi ne de bölgesel iktidar mücadelelerinin parçası olmayı kabul eder. Üçüncü yol, halkların demokratik iradesini esas alan, çatışmayı değil çözümü geliştiren bir siyasal haktır.
Orta Doğu halkları arasında tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlar vardır. Halkların birbirine düşman olmadığı bir coğrafyada iktidarların ve sermaye güçlerinin çıkar hesapları üzerinden yürütülen savaş politikaları dayatılmaktadır. Oysa, halklar savaş istemiyor; halklar eşitlik, özgürlük ve adalet temelinde birlikte yaşamak istiyor.
Türkiye'nin güvenliğinin askerî yığınaklarla değil demokratik siyaset kanallarının güçlendirilmesiyle sağlanabileceğini savunuyoruz. Demokratik siyaset yalnızca ülke içinde değil bölgesel ilişkilerde de temel referans hâline gelmelidir. Bugün yapılması gereken savaşa hazırlık yapmak değildir, savaşın koşullarını ortadan kaldırmaktır. Silahlanmaya ayrılan kaynaklar halkların refahına, gençlerin geleceğine, kadınların özgürlüğüne, emekçilerin yaşam koşullarına ayrılmalıdır. Silahlanmaya ayrılan devasa bütçeler, gerçekte halkın sofrasından eksilen ekmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
YILMAZ HUN (Devamla) - Üçüncü yol perspektifiyle ne küresel güçlerin savaş politikalarına mahkûmuz ne de bölgesel çatışmaların tarafı olmak zorundayız. Halkların demokratik birliği ve özgür yaşamı mümkündür. Çözüm, daha fazla silah değil daha fazla demokrasidir, daha fazla gerilim değil daha fazla diyalogdur. Bölgede yaşanan savaşın giderek genişleme ihtimali hepimize daha fazla sorumluluk yüklemektedir. Türkiye'nin bu süreçte oynayacağı rol hayati önemdedir; ya savaş politikalarının bir parçası olunacak ya da barışın kurucu aktörlerinden biri olunacaktır. Türkiye'nin çıkarı da bölge halklarının çıkarı da savaşta değil, barıştadır. Türkiye, Orta Doğu'nun barışına, refahına öncülük edebilir. Çatışmaların derinleşmesine değil, diyalog kanallarının açılmasına odaklanmalıdır. Bölgesel barış için yeni bir diplomatik zemin oluşturulmalı, halkların iradesi esas alınmalıdır. Sayın Öcalan'ın ortaya koyduğu barış perspektifi Orta Doğu'nun içine sürüklendiği bu karanlık tablodan çıkış için önemli bir yol haritasıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)