GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:73
Tarih:25.03.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce Ağrı Doğubayazıt'ta şehit olan Piyade Uzman Çavuş Yusuf Açay'a ve Ulaştırma Uzman Çavuş Selman Akarsel'e ve Katar'da şehit olan Hava Savunma Binbaşı Sinan Taştekin ile ASELSAN personeli Süleyman Cemre Kahraman ve İsmail Enes Can'a Allah'tan rahmet, kederli ailelerine ve büyük Türk milletine başsağlığı diliyorum.

Kıymetli milletvekilleri, içinde bulunduğumuz jeopolitik coğrafyada balistik füze ve hava saldırısı riskleri somutlaşmış, bölgesel çatışmalar doğrudan Türkiye'nin hava sahası güvenliğini etkileyebilecek bir seviyeye ulaşmıştır. Bu nedenle, Türkiye'nin hava ve füze savunma mimarisi bütüncül ve katmanlı bir yapı içinde ele alınmak zorundadır. Bu çerçevede "Çelik Kubbe" olarak ifade edilen yaklaşım yalnızca bir sistem değil erken ihbar, radar, komuta kontrol ve farklı menzil katmanlarındaki savunma unsurlarının entegre edildiği millî bir hava savunma şemsiyesidir. HİSAR-A+, HİSAR-O+, SİPER ve geliştirilmekte olan uzun menzil sistemleri bu yapının temel taşlarını oluşturmaktadır ancak bu sistemlerin ülke geneline yaygınlaştırılması, sensör ağı entegrasyonunun tamamlanması ve gerçek zamanlı veri akışıyla kesintisiz çalışır hâle getirilmesi hayati önemdedir fakat son gelişmeler, bu sistemlerin henüz çalışır vaziyette olmadığı kanaatini doğurmuştur. Nitekim, son dönemde ülkemiz hava sahasına yaklaşan veya giren bazı tehditlerin NATO hava savunma unsurları tarafından bertaraf edilmesi, buna karşılık aynı tehditlerin her gün övündüğümüz millî ve yerli sistemlerimizle karşılanmamış olması kamuoyunda haklı bir endişe doğurmaktadır. Bu durum, hava savunmasında dışa bağımlılığın risklerini açıkça ortaya koymakta ve Çelik Kubbe konseptinin tam anlamıyla millî imkânlarla hayata geçirilmesinin zorunluluğunu da göstermektedir.

Diğer tarafta, milyarlarca dolar vererek aldığımız S-400 hava savunma sistemleri meselesi bulunmaktadır. Türkiye bu sistemi tedarik etmiş olmasına rağmen, aktif ve entegre bir şekilde kullanmadığımızı bu gelişmeler çerçevesinde görmüş olduk. Bu durum, uzun menzil hava savunma katmanında stratejik bir boşluk oluşturmaktadır.

Sonuç olarak, Türkiye'nin önünde iki temel görev vardır: Birincisi, yerli ve millî hava savunma sistemlerini esas alan Çelik Kubbe mimarisini acilen eksiksiz kurmak. İkincisi ise S-400'ler dâhil mevcut tüm kapasiteyi millî çıkarlar doğrultusunda etkin ve bağımsız şekilde kullanılabilecek bir iradeyi ortaya koymaktır.

Türkiye için hava ve füze savunması artık bir tercih değil, beka ve egemenlik meselesidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)