| Konu: | Ekonomideki sorunlara ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 25.03.2026 |
MELİH MERİÇ (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği gibi, komşumuz İran'da bir savaş var; dileğimiz o ki ABD-İsrail saldırganlığı bir an önce son bulsun, komşumuz İran halkı huzurlu ve sakin günlerine tekrar dönsün çünkü savaş demek önce ölüm, kan, gözyaşı demektir, daha sonra da ekonomik sıkıntı demektir. Hemen dibimizdeki savaş dünyanın en kritik ekonomik bölgelerinden birinde yaşanıyor. Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 50'si Hürmüz Boğazı'ndan dünyaya dağıtılıyor. Diğer sektörleri ilgilendiren ham madde sevkiyatları da hiç bilmediğiniz oranda -yaklaşık yüzde 40 oranında dünyanın ham maddesi- maalesef, bu Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor.
Savaş başlayınca bir kez daha gördük ki AKP hakikaten ilklerin partisi. Dünyanın neresinde savaş olsa ilk önce ekonomisi buhrana düşen ülke maalesef Türkiye. Yirmi üç yıldır bir çocuk mantar patlatsa maalesef Türkiye'nin ekonomisi de patlıyor çünkü Türkiye ekonomisi kırılgan bir ekonomi. Dünyaca ünlü birçok finans kuruluşu bu durumu verdikleri raporlarla teyit ediyor.
AKP, 2002'den bu yana hep günü kurtarma planıyla hareket etmiştir ve buna da hâlâ devam ediyor. Ekonomiyi güçlendirmeyi, ayakları yere basan bir sistemi inşa etmeyi yirmi üç yıldan beri maalesef başaramadınız. Bunun yanında, her krizi vatandaşın sırtına yükleye yükleye bir hâl oldunuz.
Mübarek ramazan ayını hep beraber bitirdik. Sizler de -sosyal medyada gördüğüm kadarıyla- garibanların, fakir fukaranın evine gittiniz. Gerçekten orada gördükleriniz karşısında ne düşündünüz, ne yaptınız? Meclis açıldığında "Halkımız bu kadar sıkıntı içerisinde, biz milletin temsilcileri olarak onlara ne yapabiliriz?" diye düşündünüz mü veya dün bu Meclisten içeriye girdiğinizde "Bunların sorumluluğu bizim." diyebildiniz mi? Diyemiyor musunuz? O zaman, bu milletin, bu kadar sıkıntı çeken bu milletin temsilcileri olarak burada niye oturuyorsunuz veya her vatandaşın dediği gibi, bu yüksek maaşları alıp karşılığında millete ne veriyorsunuz? Çalışan emekçisi, sanayicisi, esnafı herkes bir şekilde sizlerin maaşını ödemek için çalışıyor, emek veriyor ve vergi ödüyor ama bunun karşılığında sizlerden övünç beklemeyen, sadece insani yaşam şartlarını sağlamanızı bekleyen bu vatandaşlarımıza ne diyorsunuz, gerçekten merak ediyorum. Emeklinin bayram ikramiyesine dahi bin lira zam yapamadınız. Bu zammı kim engelledi? ABD mi, İran mı engelledi yoksa İsrail Maliye Bakanı mı engelledi, gerçekten anlamış değiliz.
Asgari ücretlinin sofrasındaki ekmeği savaş baronlarının çaldığını mı düşünüyorsunuz? Bugün savaşın tetiklediği krizler ABD'nin yirmi üç yıldır yapamadığı çalışmaların eseridir. Paramız maalesef pul olmuştur, ekonominin çarkları dönmüyor; hazır bulup hazır yiyen maliye politikalarının sonucunda maalesef bu hâle geldik. Neredeyse iki yılda bir defa Merkez Bankası Başkanını değiştiriyorsunuz. Vergileri saraylara, hanlara, hamamlara yatırıyorsunuz. Bunun karşılığında da Gaziantep Büyükşehir Belediyesi -yakmış olduğu- 500 bin liralık elektrik parası için maalesef ama maalesef kredi almak için uğraşıyor. Siz bir sanayici olarak bir holdingi yöneteceğiniz zaman ne yaparsınız? İlk önce eşinizden, dostunuzdan, akrabanızdan, annenizden, babanızdan bir borç bulmak istersiniz ama Gaziantep'te şöyle vahim bir durum var: Metropol ilçenin, 2 belediyenin paraları var, mülkü var ama Büyükşehir Belediyesi...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MELİH MERİÇ (Devamla) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Buyurun, buyurun.
MELİH MERİÇ (Devamla) - ...elektrik parasını dahi yatırmak için faizle para arıyor.
Ekonomi politikamızın her krizde dibe vurması maalesef hepimizin yaşadığı bir olay çünkü mülkün temeli adalettir. Buradaki mülk, sizin anladığınız ve çok sevdiğiniz mal, mülk değildir. "Adalet mülkün temelidir." demek, adalet devletin temeli demektir.
Durumlar çok kötü olabilir. Buradan bütün vatandaşlarıma seslenmek istiyorum: Her şey karanlık olabilir ama asla umudunuzu kaybetmeyin. Bu ülkeye, bu bölgeye adaletin güneşini, huzurun tadını Silivri zindanlarından getireceğiz. Size söz veriyoruz: Asla rezil bir geleceğin mahkûmu olmayacaksınız çünkü biz varız, Cumhuriyet Halk Partisi burada ve sizin yanınızda.
Sağ olun, var olun. (CHP sıralarından alkışlar)