| Konu: | İstanbul’un güncel sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 73 |
| Tarih: | 25.03.2026 |
BURAK AKBURAK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hemen yanı başımızda siyonist İsrail'in saldırıları ve Amerika Birleşik Devletleri'nin desteğiyle derinleşen, şehirlerin hedef alındığı, sivillerin hayatını kaybettiği ve bir milletin egemenliğini hedef alan ağır bir savaş yaşanıyor. Sürecin bir an önce sona ermesini, daha fazla can kaybı yaşanmamasını Cenab-ı Allah'tan temenni ediyorum.
Seçim bölgem İstanbul'un doğrudan vatandaşlarımızın hayatını etkileyen ciddi sorunları var. Bir yandan su, diğer yandan deprem gerçeği ve kentsel dönüşüm; 3'ü de birbirinden bağımsız değil. Bugün İstanbul'da her musluk açıldığında aslında geleceğimizden eksiltiyoruz. Su artık sınırsız bir kaynak değil; birçok şehir suyu yönetmekte zorlanıyor, su yarının en büyük risklerinden biri hâline geliyor. Böyle bir tabloda tasarruf tercih olmaktan çıktı, zorunluluğa dönüştü. Eğitimden bilinçli tüketime, altyapıdan kaçak kullanıma kadar bütüncül bir yaklaşım olmadan bu sorun çözülemez. Buradan tüm vatandaşlarımıza açık bir çağrıda bulunuyorum: Suyumuzu koruyalım ve israf etmeyelim. Ayrıca, yaz ayları yaklaşırken başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere tüm kurumların özellikle okullar ve kamu kurumları üzerinden su tasarrufuna yönelik farkındalığı artıracak güçlü bir kampanya başlatmasını bekliyoruz.
İstanbul için önemli olan başka bir konuya değinmek istiyorum. Sabiha Gökçen Havalimanı'nda yaşanan yoğunluklar artık ciddi bir şikâyet konusu hâline geldi. On yılda 2'nci pisti, on yılda tüneli açtık ama terminal yenilemesi maalesef tamamlanamadı. Uçak piste iniyor, dakikalarca taksi yapıyor, yolcu sabrıyla sınanıyor. Eski terminalin yenilenmesi tamamlanmalı, yeni terminal de bir an önce hizmete alınmalıdır. Sabiha Gökçen Havalimanı'nın sadece İstanbul tarafından değil Sakarya, Kocaeli, Bursa ve çevre iller tarafından da yoğun şekilde kullanılan önemli bir ulaşım noktası olduğunu unutmayalım; bu çile artık burada bitsin.
Kentsel dönüşüm yıllardır gündemde, vatandaşın önüne konulan modeller güven vermiyor ve bununla beraber, tabii, deprem gerçeği var. 1999'da yaşadık, binlerce vatandaşımızı kaybettik; 6 Şubat 2023'te bir kez daha aynı acıyı çok daha ağır yaşadık. Aradan geçen yıllara rağmen değişmeyen bir gerçek var: Risk duruyor, tehdit büyüyor ama sahada yeterli karşılığı göremiyoruz. Vatandaş evini yenilemek istiyor ancak karşılığında ya küçülen bir alan ya da altından kalkamayacağı mali bir yükle karşılaşıyor. Bu yüzden vatandaşımız yerinde kalmayı, riskli binalarda yaşamayı göze alıyor, ölümü göze alıyor; burada bir tercih yok, bir çaresizlik var. Siyasi görüş ayırt etmeden, yerel yönetimler ve merkezî yönetim ortaklaşa hareket ederek imarla ilgili gerekli değişiklikleri ve düzenlemeleri hayata geçirmelidir.
İstanbul'da bugün sadece bir deprem riski yok, mülkiyet konusunda da önemli sorunlar yaşıyoruz. Seçim bölgem Beykoz'un Soğuksu Mahallesi'nde yıllardır yaşayan vatandaşlarımız 80'lerden bu yana alın teriyle edindiği alanlarda hayat kurmuş, evlerini inşa etmiş, aboneliklerini açmış ve vergilerini ödeyerek bu düzeni sürdürüyorlar. Bugün ise yaklaşık 400 dönümlük bir alanda 700 haneyi ve 5 bine yakın vatandaşımızı doğrudan etkileyen ciddi bir belirsizlik var. Yıllardır kullanılan bu alanlarda davalar devam ederken taşınmazlar üçüncü kişiler adına tapulanıyor ve satışa çıkarılıyor. Vatandaşlarımızın tapulu mallarına çökmeye çalışan bazı fırsatçı grupların bu alanları emlak platformları üzerinden satışa çıkardığını görüyoruz. Emlak platformlarını buradan açıkça uyarıyorum: Bu sürece aracılık etmeyin, bu hukuksuzluğun asla ve asla parçası olmayın.
Otuz yılı aşkın süredir kullanılan, üzerinde hayatlar kurulmuş bir alanın hukuki süreçler tamamlanmadan el değiştirmesi mülkiyet hakkının açıkça gasbedilmesidir. Soğuksu Mahallesi'nde yaşananlar, yalnızca mülkiyet sorunu değil devletin yıllarca tanıdığı bir düzenin yok sayılıp sayılmayacağıdır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı konuyla ilgili derhâl inceleme başlatmalı ve vatandaşlarımızın mağdur olması engellenmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BURAK AKBURAK (Devamla) - Hem su yönetiminde hem kentsel dönüşümde hem de mülkiyet süreçlerinde adil ve vatandaşı merkeze alan bir yaklaşım şart. İstanbul'un kaybedecek zamanı yok.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.