| Konu: | CHP Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 71 |
| Tarih: | 12.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli Başkan, sevgili milletvekilleri; İBB davasında tüm duruşmaların TRT'de canlı yayın olarak verilmesi talebi şu an Türkiye'deki yargının nasıl işlediğine, siyasal düzenin nasıl dizayn edildiğine, halkın iradesine dönük müdahalelerin tam merkezinde duran bir taleptir.
Biz, Cumhuriyet Halk Partisinin bu talebini destekliyor ama birilerinin söylediği gibi bir medya gösterisi olsun diye değil, yargının halktan kaçırılmasına itiraz ettiğimiz için savunuyoruz. Madem iktidar cephesinden canlı yayın sözleri kuruldu, o zaman kamuoyuna gerçeği göstermek adına canlı yayın talebinden neden kaçılıyor? Bırakın halk, millet kendi adına karar veren mekanizmaların, mahkemelerin nasıl işlediğine ekranlardan kendileri tanıklık etsin. Çünkü daha en başından beri bu dosya hukuk düzeninden çıkmış, istisna düşman ceza hukukuyla işler hâle, usuli uygulamalarıyla bir yargılama rejimine dönüştürülmüştür. İddianamenin binlerce sayfalık hacmi, davanın kapsamı, sanıklar arasında kurulmak istenen bağ, hukuka aykırı deliller, gizli tanıklar, basın ve izleyicilere getirilen kısıtlamalar, olağanüstü güvenlik önlemleri içerisinde bir istisna rejimi mantığıyla örüldüğünü açıkça gösteriyor. Yargılamanın yapıldığı yerin cezaevi kampüsü olması bile tek başına çok şey anlatıyor. Normal koşullarda Çağlayan Adliyesi'nde, kamunun, halkın erişebileceği açık mahkeme salonlarında görülmesi gerekirken Silivri Cezaevlerinde kapasitesi yetersiz bir salona alınması doğrudan aleniyet ilkesini zedelemekte, yargıyı kamuoyundan, halkın denetiminden kaçırmaya dönük bir tercihin göstergesidir. Adliyeden koparılıp cezaevi sistemi içerisine sürüklenen yargılamada daha en başından Sayın İmamoğlu ve sanıkları suçlu gösteren, masumiyet karinesini yok sayan, felsefik ve yapısal olarak aslında simgesel fiilî bir müdahalenin, yargılamada tutuksuz yargılamanın asıl ilke olmasının daha en başından aksi yönünde bir tutumun göstergesi hâlini almıştır.
Biz, bu taktikleri, bu usulleri, bu siyasete yargının bir araç olması yöntemini maalesef en iyi bilenlerdeniz. Türkiye'deki Kürt sorununun tarihiyle paralel bir biçimde yürütülen kronolojik davalara baktığımızda; 49'lardan DEP davasına, KCK yargılamalarından Kobani kumpas davasına, HDK yargılamalarına kadar bir yerde askerî cezaevleri, askerî mahkemeler, bir yerde devlet güvenlik mahkemeleri ve şu an cezaevi kampüsüne sığdırılmaya çalışılan yargılamalar. Kamusal alan daraltıldıkça, yargı halktan uzaklaştıkça istisna rejimi derinleştirilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - Biz Kürt meselesi üzerinden kurulan hukuk yargısını, istisna rejimini, çözümsüzlük mantığını, bu düzeni eleştirirken, bu düzene yıllardır itiraz ederken er ya da geç bu düzenin yayılacağı, genişleyeceği, tüm kişilere, siyasi topluma evriltilebileceğinin uyarılarını yapmıştık. Tam olarak maalesef ki bugün bunları yaşamaktayız.
Değerli vekiller, bizler açısından siyasi iradeye dönük, milletvekillerine, belediye başkanlarına, siyasi tüm temsilcilere dönük her bir müdahale sadece bir kişiye, bir partiye değil toplumun kendisinin siyaset yapma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. O nedenle, TRT'de canlı yayın yapılması talebini destekliyor, kapalı kapılar ardında kurulan yargılama düzenine karşı kamusal şeffaflığı, denetlemeyi savunuyoruz. Adalet halktan gizlendikçe iktidarın gölgesi, karanlığı altında gizlenecektir diyorum. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)