| Konu: | DEM PARTİ Grubu önerisi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 71 |
| Tarih: | 12.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uzun zamandır dünya gündemini meşgul eden İran Savaşı iki hafta önce İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından başlatıldı. Bölge olarak ne yazık ki bir kez daha sonu belirsiz bir sürece girdik. Partimizin en temel ilkesini en baştan ifade etmek isterim: Biz sadece Orta Doğu'da değil, dünyanın hiçbir ülkesinde özgürlük ve demokrasinin dış müdahalelerle geleceğine inanmıyoruz. Bir halk gerçek anlamda özgürlüğünü ancak kendi mücadelesiyle kazanabilir. Dolayısıyla, İran'a yönelik bu son saldırı da bölgemizde yeni bir kaosun fitilini ateşlemekten başka bir işe yaramayacak. Geçtiğimiz yüzyılın yarısını otoriter şahlık rejimi, yarısını da teokratik diktatörlük rejimi altında yaşayan İran halkları şimdi yeni bir kıskaca alınmış durumdalar. Başta Kürtler olmak üzere, İran'daki tüm halklar bir taraftan baskıcı rejimin saldırılarına uğruyor, diğer taraftan hegemonik bir mücadelenin parçası yapılmak isteniliyor. Oysa İran'da Kürtler, Beluçlar, Türkler, Farslar; Şiiler, Sünniler yani tüm halklar ve inançlar özgür ve onurlu bir yaşam istiyor.
Değerli milletvekilleri, İran'daki savaş şimdiye kadar Türkiye topraklarına ciddi düzeyde yansımadı. Temennimiz bunun hiçbir zaman olmamasıdır fakat savaş fiziksel olarak Türkiye'ye sıçramamış olsa da toplumsal ve ekonomik etkilerini yaşamaya başladık. Türkiye ve İran yaklaşık 560 kilometrelik bir sınırı, 3 sınır kapısını, bunların da ötesinde binlerce yıllık tarihsel ve kültürel bir mirası paylaşan iki ülkedir. Sınırın iki tarafındaki Kürtler, Azeriler, Farslar ve diğer halklar birbiriyle akraba topluluklardır. Bugünkü sınırı çizen Kasr-ı Şirin Antlaşması'nın üzerinden yaklaşık dört yüzyıl geçmiş olsa da bu sınırlar halkları toplumsal, kültürel ve ekonomik olarak birbirinden ayıramamıştır. Türkiye ile İran arasında 3 sınır kapısı bulunmaktadır; Hakkâri, Van ve Ağrı'da bulunan bu kapılar yoğun bir insan geçişine sahip olduğu gibi yüksek bir ticaret kapasitesine de sahiptir. Bu 3 sınır kapısından sadece bu yılın ilk ayında 350 bin yolcu geçmiştir. Bu geçişler bütün kara sınır kapılarından geçişlerin yaklaşık yüzde 15'ine tekabül etmektedir. Bu istatistiklere bakıldığında, İran'a açılan 3 sınır kapısının ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir. Savaşın başlamasından sonra bu sınır kapılarında ciddi sıkıntılar yaşanmaya başlandı. Bazı sınır kapılarına giderek yerinde gözlemler yaptık, diğer kapılardaki durumu da yakından takip ediyoruz. Sınır kapılarındaki ticari faaliyetlerde aksaklıklar yaşanıyor, kilometrelerce uzanan tırların görüntüleri basına yansımaya devam ediyor. Sınır ticareti bu bölge için hayati derecede önemlidir, binlerce aile, on binlerce insan bu faaliyetlerle geçimini sağlamaktadır. Savaştan dolayı meydana gelebilecek aksamaların bölge insanına yansıması ekonomik olarak çok ağır olacaktır. Tırlarla ticaret faaliyeti yürüten şoförlerin büyük bir kısmı tırlarını krediyle almış ve kredi taksitlerinin ödemelerini bu ticaretten elde ettikleri gelirle yapmaktadırlar. Bu gelirlerden mahrum kalan şoförler büyük bir ekonomik çıkmazın içine girecektir. Bu ekonomik riskleri önceden tespit etmek ve gerekli önlemleri şimdiden almak Ticaret Bakanlığının olduğu kadar bu Parlamentonun da en temel görevlerinden biridir.
Değerli milletvekilleri, sınırlarla ilgili Türkiye'yi bekleyen ikinci bir risk daha var, o da yakın bir gelecekte başlayabilecek bir göç dalgasıdır. Böyle bir durumda başta Hakkâri, Van, Ağrı ve Iğdır olmak üzere bölge kentlerinde altyapı ve barınma yetersizlikleri, güvenlik sorunları, eğitim ve sağlık gibi temel hizmetlere erişim zorluklarının yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Böyle bir göç dalgası sırasında Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası göç anlaşmaları ve insani sorumluluk gereği göç eden insanların yaşam, sağlık, barınma ve güvenlik hakları için gerekli hazırlıkların yapılması gerekmektedir. İran'daki savaş genelde bütün sınır bölgesinde ama özelde de sınır kapılarında ciddi sorunlar yaratma potansiyeli taşıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
VEZİR COŞKUN PARLAK (Devamla) - Olası krizlerin önüne geçmek için şimdiden önlem almalıyız. Riskleri görmek ve gerekli tedbirleri almak Hükûmetin asli görevidir. Bu nedenle, savaşın sınır bölgelerindeki çok boyutlu etkilerini ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırma önergemizin kabul edilmesi gerekir. Bu yüzden siz değerli milletvekillerini önergemize olumlu oy vermeye davet ediyor, Genel Kurulu da saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)