| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 71 |
| Tarih: | 12.03.2026 |
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün milletimizin ortak değerlerinin, ortak geçmiş ve gelecek tasavvurunun en veciz nişanesi olan, millî mutabakat metnimiz olarak gördüğümüz İstiklal Marşı'mızın kabulünün 105'inci yıl dönümünü hep birlikte idrak ediyoruz. İstiklal Marşı'nın vatanımızın umumi manzarası açısından nasıl bir ahvalde yazıldığını devrin Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey bakınız nasıl anlatıyor: "O günlerde cepheler arka arkaya çökmekteydi; Eskişehir'in sükûtu, hatta Ankara'nın istilası dahi gün meselesiydi. Hükûmetin Sivas'a kadar çekilmek hesabı vardı, ordu her an Sakarya gerisine çekilmek üzereydi. Askerlerimizin maneviyatı son derece sarsılmıştı."
Vatan topraklarını hızla karabulutların kapladığı bir dönemde merhum Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan İstiklal Marşı'mız 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde tekrar ve tekrar okunmuş, ayakta dinlendikten sonra alkışlar ve gözyaşları eşliğinde Genel Kurulun ekseriyetiazimesiyle millî marşımız olarak kabul edilmişti. Bu topraklarda ezelden ebede hür yaşamış milletimizi esir etmeyi amaçlayan emperyalist kuşatmaya karşı verilen millî mücadele, kahraman ordumuza ithaf edilen İstiklal Marşı'mızın kabulüyle kelimelerden mürekkep bir sancağa kavuşmuştur.
İstiklal Harbi'mizin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanı sıfatıyla gözyaşlarının sel olup aktığı o tarihî günlerde bu hakikati şöyle dile getirmiştir: “Bu marş bizim inkılabımızın ruhunu anlatır. İstiklal Marşı’nda davamızı anlatması bakımından büyük manası olan mısralar vardır. En beğendiğim yeri şu mısralardır: 'Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;/ Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.' Benim, bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar, işte bunlardır. Bu demektir ki efendiler, Türk'ün hürriyetine dokunulamaz."
Sadece yazıldığı günler bakımından değil, muhteviyatı itibarıyla İstiklal Marşı, son devletimizin kurucu belgesi ve yapı taşıdır. Aynı zamanda, milletimizin bağımsızlık beyannamesi ve hürriyet iradesinin manifestosudur. Bunun için İstiklal Marşı'mız, Peygamber Efendimiz (ASV)'ın çetin ve çileli hicret günlerinde yol arkadaşı olan Hazreti Ebubekir (RA) Efendimize seslenişlerinden ilhamla "korkma" diye başlar. "Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak/ Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak."
Evet, millet olarak hiçbir zaman korkmadık, korkmuyoruz ve korkmayacağız. Şehit kanlarıyla sulanmış vatan topraklarında nasıl bin yıldır alnımız ak, başımız dik bir şekilde hür yaşadıysak inşallah kıyamete kadar yine hür yaşayacağız. Kendisi muazzam bir şair olmasının yanı sıra, hayatı daha muhteşem bir şiir olan Mehmet Akif İstiklal Marşı'yla ilgili şunları ifade etmiştir: "O şiir bir daha yazılmaz, onu kimse yazamaz, onu ben de yazamam. Onu yazmak için o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir; o, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur. Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın." Biz de bugün Cenab-ı Allah bu ülkeye ve bu aziz millete bir kere daha İstiklal Marşı yazmayı gerektirecek şartlar göstermesin diyoruz.
Bu vesileyle, devletimizin kurucu kodlarına ve milletin inanç değerlerine düşmanlık edenlerin İstiklal Marşı'mızı bir kez daha okumalarını, anlayana kadar tekrar ve tekrar okumalarını kendilerine özellikle tavsiye ediyorum. Bilhassa şu mısralar Türk milletinin asli kimliğinin ne olduğunu, Türkiye'yi hangi iradenin kurduğunu, bu devletin hangi esaslar üzerine bina edildiğini anlamalarına çok yardımcı olacaktır:
"Ruhumun senden ilahî şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli,
Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli,
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli."
Evet, Millî Mücadele'yi zafere ulaştıran, Türkiye Cumhuriyeti'nin temelini atan, Türk milletinin mayasını çalan asli değerler işte bunlardır; ezandır, Kur'an'dır, şehadettir, bayraktır, hürriyettir ve her gönülde yaşayan İlayıkelimetullah davasıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Merhum Nurettin Topçu'nun İstiklal Marşı'mızın müellifiyle ilgili yaptığı Türk'ün Müslümanlıktan ayrılmayacağını bize Akif öğretti." tespiti sadece malumun ilamı değil midir? Üstat Necip Fazıl'ın "içi alev alev Müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hâkim dışı içine köle" ifadesinde vücut bulan hakikat bu değil midir? Bugün Asya'dan Afrika'ya, Kafkaslardan Balkanlara kadar "Türkiye" denilince "Türk milleti" denilince akla ilk neyin geldiği belli değil midir? Allah aşkına bu değişmez gerçeklere gözlerini kapamak, bu hakikatlere sırt çevirmek mümkün mü? Sırf birilerinin işine gelmiyor diye aslımızı, neslimizi, ruh kökümüzü bunlar yüzünden inkâr mı edelim?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Beyefendiler istemiyor diye "Allah Allah!" nidalarıyla üç kıta yedi iklimde at koşturan kahraman ecdadımızı ret mi edelim? Kimse kusura bakmasın, biz bunu yapmayız, yapamayız! Biz aslımıza da, ceddimize de sırtımızı asla dönmeyiz, dönemeyiz! Selçuklu, Osmanlı ve cumhuriyeti bir bütün olarak hep birlikte görüp, hep birlikte yâd ederek İstiklal Marşı'mızın ruhuna hep birlikte sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde aynı ruh ve manayla bugün de İstiklal Marşı'nın değerlerini canımız pahasına korumaya hep birlikte devam edeceğiz.
CAVİT ARI (Antalya) - Cumhuriyetin değerlerini koruyun biraz, cumhuriyetin değerlerini! Cumhuriyetin değerlerini yok etmek için çalışıyorsunuz.
BAŞKAN - Dinleyelim lütfen.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Şunu ifade etmek isterim ki değerli arkadaşlar...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam edin.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - İstiklal Marşı'mızı yüz beş sene önce kurucu Meclisimizdeki o ruh ve manaya ithafen bende burada okumak istiyorum.
"Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak,
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül; ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım,
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım.
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım,
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -
"Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet” dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın,
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak, toprağı sıksan şüheda.
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Hüda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli,
Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecdile bin secde eder, varsa taşım,
Her cerihamdan, İlahî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruhumücerret gibi yerden naaşım,
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal.
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal."
(AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Son cümleyle bitireceğim.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - İstiklal Marşı'mız aynı zamanda istikbal belgemizdir. İnşallah, istikbalimizi de İstiklal Marşı'mız temelinde 86 milyon insanımızla beraber; Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle hep beraber inşa ve ihya etmeye devam edeceğiz.
Cumartesi günü 14 Mart Tıp Bayramı. Bu münasebetle bütün sağlık ordumuzun, bütün tıp mensuplarının bayramını şimdiden tebrik ediyorum.
Önümüzdeki pazartesi günü bin aydan daha hayırlı olan ve Kur'an-ı Azimüşşan'ın indiği gece olan Kadir Gecenizi tebrik ediyorum ve önümüzdeki Ramazan Bayramı'nı da inşallah, hep beraber, milletçe cuma günü idrak edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Tamamlayın.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bu münasebetle hem değerli milletvekillerimizin hem de 86 milyon aziz ve asil milletimizin, yurt dışındaki bütün soydaşlarımızın, İslam âleminin bayramını tebrik ediyorum. Bayramın bütün insanlığın kurtuluşuna, iki cihan mutluluğuna vesile olmasını Cenab-ı Hak'tan niyaz ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.