GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, aziz milletimiz; bayram öncesi son kanun teklifi görüşülen oturumun son dakikalarındayız. Ne yazık ki böyle bir günde görüştüğümüz kanun maddesi kaçak avcıya af. Tabii, kanunun içeriğinde genel olarak ne var? Ne yazık ki kaçak avcıların affedilmesi, parkların imara açılması, ruhsatla ilgili hususlarda bütün bakanlıkların, belediyelerin devre dışı bırakılması, parklarda döner sermaye işletmelerinin açılması ve denetim dışına, Sayıştay dışına çıkması var.

Burada özellikle içinde bulunduğumuz maddeyle ilgili şunu söylemek isterim: Gerçekten affa çok meraklıysanız, bayram arifesinde bütün ülke büyük bir af beklentisi içerisinde; ülkede TCK 158 mağdurları, KHK’liler, göreve iade kararı aldığı hâlde, hakkında takipsizlik, beraat verildiği hâlde göreve iade edilmeyen mağdurlar bugün bir bayram müjdesi bekliyor, binlerce öğrenci af bekliyor; 15 Temmuzda düz er olarak Silahlı Kuvvetlere teslim olmuş, komutanlarının emrini yerine getirdiği için müebbet hapse mahkûm olanlar, onların aileleri buradan çıkacak bir müjdeyi heyecanla bekliyor. Bununla beraber askeriyede stajyer teğmen olarak bulunanlar af bekliyor. Elbette bugün, kaçak avcılardan daha önce affı hak etmiş olanların affedilmesinden daha doğal bir şey yok.

Değerli milletvekilleri, yasanın içerisini defalardır konuştuk, sündüre sündüre geldiğimiz nokta ortada. Ben burada şunu özellikle söylemek isterim: Ülkemiz önce üst kurullar ülkesi oldu; enerji üst kurulu, şeker üst kurulu, bilmem ne üst kurulu. Bunlar bitti, şimdi başkanlıklar hâline geldik yani bürokratik oligarşiden bahsedenler ülkeyi tek adamın eline teslim etti. Bir taraftan BTK, TİKA, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, İletişim Başkanlığı, Siber Güvenlik Başkanlığı, Varlık Fonu; bu kurumların hepsi, bütün kamuyu, bürokrasiyi, bakanlıkları devre dışına çıkaran, tek bir şahsın söz sahibi olduğu kurumlardı. Bugün bu yasayla buna biri daha ekleniyor, Millî Parklar Müdürlüğü ekleniyor. Böylece, kamu otoritesini tamamen devre dışına çıkaran bir kanunla beraber bir kurumun daha ortaya çıktığını ne yazık ki üzülerek görüyoruz.

Bir taraftan bayram arifesi dedik, bir taraftan da savaş arifesi. Savaşın ta içindeyiz; tehlike kapımızda, tepemizden füzeler uçuşuyor ama Türkiye Büyük Millet Meclisi ne yazık ki “Kaçak avcıları nasıl affederim?”le ilgili yasa çıkarmakla meşgul. Böyle bir dönemde iç tahkimden söz ederken, iç barıştan söz ederken bu mağdur insanları görmezden gelmek her şeyden önce bu yüce Meclisin mehabetine aykırıdır değerli milletvekilleri.

Özellikle de bir başka hususu da arz etmek isterim ki ülkenin bu kadar krize maruz kaldığı bir dönemde, krizle karşı karşıya olduğu, savaş tamtamlarının çaldığı bir dönemde en üst düzeyden, en üst perdeden hâlen iç atışmalarla muhalefet ile iktidar arasında söz yarışına giriyor olmak, en ciddi toplantılarda birilerine saldırıyla toplantıyı bölmek hiçbir şekilde devlet adamlığına yakışmaz, bu ülkenin geleceğine verilecek bir destek hiçbir şekilde değildir.

Değerli milletvekilleri, yasa teklifi içerisinde ÇED meselesini atlayıp geçiyoruz. Evet, ÇED bu ülkenin üzerinde bir kamburdu, çok uzun aylar, seneler süren bir işkenceydi ama siz hastayı tedavi etmek için “Ensesine bir kurşun sıkalım, ölsün, kurtulsun.” diyorsunuz. Bugün ÇED’i yok saymak bu ülkeye verilebilecek en büyük zararlardan biridir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Özellikle de bir kuruma yazı yazdık, kurum eğer ÇED’le ilgili süreçte cevap vermezse otomatik olarak “Evet.” demiş sayılır; bu, her şeyden önce kamu otoritesinin kendini yok saymasıdır. Burada diyoruz ki: Biz, devlet filan değiliz; ben, devlet olacağım, bir kurumun başı olarak bir başka kuruma yazı yazacağım, o adam da yazıya cevap vermediği için evet sayacağım. Böyle bir şey hiçbir şekilde makul görülemez.

Bugün deprem bölgesi yeni tehditlerle karşı karşıya. Açılan yüzlerce taş ocaklarıyla, maden ocaklarıyla hele de deprem sürecinde işler hızlı olsun diye âdeta yangından mal kaçırırcasına bütün köyler tehdit altında. Buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kürsüsünden haykırıyorum: Bu ülkenin geleceğine yazık etmeyin, bayram müjdesi verin, bayram affı verin. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)