GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:70
Tarih:11.03.2026

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son dönemde bölgemizde ve dünyada yaşanan savaş, çatışma ve krizler anında Sayın Erdoğan, Sayın Kurtulmuş başta olmak üzere birçok iktidar yetkilisinin dünyada hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunun egemen olduğunu, haklı olanın değil, güçlü olanın sözünün geçtiği düzen eleştirisini duyuyoruz. Evet, bu eleştirilere katılıyoruz çünkü şu an Gazze'de, Ukrayna'da, Suriye'de, İran'da hukuk işletilmiyor, farkındayız ama asıl soru şu: Bugün bu eleştiriyi yapanlar Türkiye'de hukukun gerçekten işleyip işletilmediğini sorguluyor mu? Uluslararası hukuka çağrı yapanlar Türkiye'deki hukuk üstünlüğü, hukuka uyma konusundaki karnesinin farkında mı? Bir ülkede hukuk üstünlüğünün tartışılabileceği, tartılabileceği en basit temel yol şudur: Bağımsız bir yargı var mı, verilen kararlar yerine getirilip getirilmiyor mu diye bakmaktır. O zaman, dünyada güçlünün hukukunu eleştirenlerin karnesine hep beraber bakalım: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi verilerine göre Aralık 2025 itibarıyla Türkiye hakkında karar vermesi beklenen başvuru sayısı 18.464, aynı yıl içinde 6.743 yeni başvuru yapılmış ancak bu yapılan yüksek rakamlı başvuruların yanında, daha önce verilen bir o kadar yüksek kararların uygulanıp uygulanmaması da aynı tabloda kendini gösteriyor. Türkiye hakkında uygulanması beklenen 137 grup dosya var yani tek tek başvuru değil, her biri yapısal, kronik sorun olarak addedilenler. Karar verilen dosyalarda ise ihlal kararının yerine getirilmesinde Avrupa Konseyi ülkelerine göre en az rakamda olan ülkelerden biri, ortalama yedi yıl. Şu ana kadar, son on yıllık kararlar içinde yüzde 59'la en çok, kararları yerine getirmeyen ülkelerden bir tanesi, hukuk devleti aşınmış, hukuk üstünlüğü ise aşındırılmış ama iktidara baktığımızda, hep aynı manipülasyon, "Bizde AİHM'nin kararları yüzde 90 oranında uygulanıyor." deyip propaganda yapıyor. Ancak bu orana baktığımızda, Türkiye'de çok sayıda tekrar eden davaların rakamlarından kaynaklanıyor. Aslında, bu bir ayıp, bu utanılması gereken bir şeyken bir başarı vesikası olarak bizlere sunuluyor.

Yine, en çok ilk ihlal verilip ilk ihlal yerine getirilmeyen ülkelerden bir tanesi Türkiye; yapısal problematik, tüm tematik ihlallerden en az bir tane Türkiye'de ihlal kararı var. Yine, ilk kararın en çok uygulanmadığı ülkelerden biri Türkiye; yüzde 32'yle ilk ihlalin yerine getirilmediği ülkelerden bir tanesi. Şu an Bakanlar Komitesi önünde grup dosya şeklinde bekleyen 44 tane AİHM kararı var. İstatistiğe baktığımızda, Türkiye en yüksek 3'üncü ülke, yine, hakeza Bakanlar Komitesinin ihlal prosedürü başlattığı 46 ülkeden bir tanesi Türkiye.

AİHM kararlarının içeriğine baktığımızda ise hukuku ihlal gerekçeleriyle Türkiye'nin siyasal tarihinin paralel bir seyir gösterdiğini görüyoruz. 1990'larda beyaz Torosların kaybettiği faili meçhul dosyalarda Türkiye'de zaman aşımı, Bakanlar Komitesinde ise etkin denetim mekanizması içerisinde ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, uzun tutukluluk, adil yargılanma hakkı, bugün Silivri'de devam eden İmamoğlu kent uzlaşısı kumpasından tutalım, KCK'den Kobani'ye kadar Demirtaş, Yüksekdağ, Tuğluk, Kavala kararlarının bekletildiği, siyasi iklim ile yapısal sorunların bir kronolojisi aynı zamanda Türkiye'nin AİHM ihlal kararları.

Tam da bu kronolojide karşımıza çıkan bir önemli husus da umut hakkı meselesi. Umut hakkı, Türkiye'de ağırlaştırılmış müebbetin, ölünceye kadar hapis cezası rejiminin insanlık dışı muamele sayılması tahmin diyorum ki artık herkesin duya duya, okuya okuya öğrendiği bir mesele. On iki yıl önce verildi, Türkiye'nin belki de en eski uygulanmayan kararlarından bir tanesi. Ardından 4 ayrı ihlal kararı verilen dosya daha var ve Türkiye yapılandırılmış, etkin, yakın denetimde umut hakkı kararıyla ilgili ve şu an Türkiye'de 4 bine yakın mahpusu ilgilendiren bir mesele ancak hâlâ yasal düzenleme yaptınız mı? Hayır. Anayasa 90'a bakıyoruz "Uluslararası sözleşmeler insan hakları bağlamında iç hukuktan üstündür." diyor. Anayasa 153 yargı kararlarının sadece yasamayı değil, yürütmeyi, yargıyı da bağlayacağını söylüyor ancak mahkeme kararlarına uymayan, umut hakkını ortadan kaldıran...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Devamla) - ...10 binlerce insanı sivil ölüme mahkûm eden bir ülkede hukukun üstünlüğünden bahsedebilmek mümkün mü? Değil. Bugün bu eleştirileri yapanlar toplumda nasıl bir güven bekliyor, merak ediyoruz. Eğer bir güven tesisi, bir ikna tesisi aranıyorsa ilkesel, somut bir tutum alınmalı ve tam da bu noktada Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda yer verilen Anayasa ve AİHM kararlarına uyulması gerektiği yazılmalı. Aynı rapora buradaki birçok parti imza attı, iktidar partisi de hakeza. O zaman soruyoruz: Anayasa, AİHM kararlarına uymak için neyi bekliyorsunuz? Adaleti uygulamada önünüze engel olan kim, elinizi tutan kim? Bu ülkede sadece bizler değil, dünya tarihinde de hukukun herkese lazım olduğunu, Roma'dan, Magna Carta'ya acı olaylarla yaşandığını biliyoruz. O nedenle, sadece bugünü değil, geleceği kurtarmak adına, sözlü değil, somut, etkin, yazılı AİHM daimi kararlarının uygulanması gerektiğini ifade ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)