| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; öncelikle hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Milli Parklar Kanunu'nu görüşüyoruz. Bu kanun teklifinde geçen hafta Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen maddeler içerisinde birçok taşınmazın Özelleştirme İdaresi kapsamına alınarak satılmasıyla ilgili bir düzenlemenin de geçtiğini görünce ülkemizdeki tüm değerlerin iktidar tarafından her geçen gün satıldığının bir kez daha ortaya çıktığını ifade etmek istiyorum. Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, Milli Parklar Kanunu içerisinde en önemli düzenlemelerden bir tanesi turistik tesisler, enerji hatları, altyapı projeleri ve özel işletmeler için söz konusu alanlarda kırk dokuz yıla kadar intifa hakkı verileceği, başarılı olursa doksan dokuz yıla kadar bu sürenin uzatılabileceğinden bahsedilmekte. Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bir insan hayatının ortalama yetmiş beş yıl olduğunu varsayarsak, bir kişiye burası tahsis edildiğinde, elli yıl ilk dönemde... Ya, şimdi, cumhuriyetimiz 100'üncü yılını daha yeni tamamlamış, siz neredeyse bir devletin şu ana kadar geçen süresine tekabül edecek kadar birilerine bu ülkenin topraklarını vermekten imtina etmiyorsunuz. Ya, bu nasıl bir düzenleme? Millî parklar ülkenin en önemli değerleridir ve siz bu en önemli değerleri istediğiniz kişilere kırk dokuz yıllığına, doksan dokuz yıllığına vermekten de kaçınmıyorsunuz. Çok yazık bir uygulama yani en önemli değerlerimizi nasıl böyle uzun süreyle... Zaten bu alanların tahsisi yanlış bir şey ve bu kadar bir süreyle tahsis edilmesi ayrı bir yanlışlık.
Şimdi, değerli arkadaşlar, ülkemizde var olan ama gündeme gelmeyen bir başka konuyu da buradan bu kanun vesilesiyle gündeme getirmek istiyorum. Özellikle başta ilim Antalya olmak üzere üretim alanlarında, bölgelerinde yaşanan çok önemli bir konu var, özellikle sera bölgelerinde yani örtü altı sebzeciliğin çok yaygın olduğu illerde adı "icarcı" "ortakçı" "yarıcı" diye ifade edilen işçilerin yani emekçilerin barındıkları evler insani koşullar taşımadığından dolayı yaşanan çok önemli bir sorun var. Tarım alanlarına yapı yapma yasağı nedeniyle naylon, sac, bakalitten yapılmış, korunaksız, soğuktan, sıcaktan, rüzgârdan etkilenen barınaklar var ve bu barınma yerleri nedeniyle, insani koşul taşımayan bu ortamlar nedeniyle tarıma yeni ve kalifiye işçi maalesef ki gelmiyor ve artık çalışmıyor. Buralarda özellikle yeni ve daha insani koşullarda bir ev yapılsa belediyeler mecburen para cezası veriyor, yıkım kararı alıyor. Şimdi, sera gibi örtü altı sebzeciliğin yapıldığı yerlerde bir işçi ailenin bakabilecek olduğu alan yaklaşık 4 dönüm kadardır, meyve bahçelerinde aşağı yukarı 50 dönüm, kuru tarım alanlarında ise 100 dönüm civarındadır. Şimdi, özellikle tek parça yani tek parsel niteliğinde bulunan taşınmazlarda tarımla ilgili 1 yapı yapılsa 2'nciye doğal olarak izin verilmiyor. İzin verilmediği için de işte, diğer işçiler insani olmayan bu yapılarda barınmak zorunda kalıyor ve bu nedenle de ifade ettiğim gibi, kalifiye personel artık tarım alanında faaliyette bulunmak istemiyor. Bu durumda da üretimle ilgili gerçekten önemli sıkıntılar olduğunu ifade etmek isterim.
Orada çalışanlar da bizim insanımız, daha iyi koşullarda yaşaması, ailesiyle, çocuklarıyla daha sağlıklı bir ortamda bulunması onların da hakkı. Sonuçta, çok önemli bir üretim var, özellikle örtü altı sebzecilik alanında. Bu sayı, örneğin Antalya'da yaklaşık 100 bin kişiye tekabül etmekte yani 100 bin kişiyi ilgilendiren bir sorundan bahsediyorum. Diğer şehirleri de eğer bu aynı değerlendirmeye alırsak belki en az 2 milyon kişi bu durumdan mağdur olmuş durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CAVİT ARI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, bitirin.
CAVİT ARI (Devamla) - O nedenle, buradan ilgililere, yetkililere bu konuda bir çalışma yapmaları gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Tarım yapılmak ve tarımda çalışmak koşuluyla orada bir yaşam olması yönünden bir imar uygulamasına geçici de olsa izin verilmesi ve o tarım faaliyetinde, o alanda bulunduğu sürece o yapının orada kalabilmesi ön koşuluna bağlı olarak insani yapıların yapılmasına imkân tanınmalı. O vatandaşlarımız da insani değerlere uygun yerlerde kalabilmeli, yaşayabilmeli ve böylelikle de yeni gençlerin tarım alanında faaliyette bulunabilmelerine katkı verilmeli diyorum.
Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP, İYİ Parti, YENİ YOL sıralarından alkışlar)