| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
MEHMET MUSTAFA GÜRBAN (Gaziantep) - Sayın milletvekilleri, görüşülmekte olan kanun teklifinin 22'nci maddesi üzerine söz almış bulunuyorum.
Kanun teklifinin geneline dair değerlendirmelerimi 4'üncü madde üzerinde yapmıştım. Bu nedenle, söz hakkımı bugün ülkemizin ve dünyanın içinden geçtiği kritik süreçlere ilişkin değerlendirmelerimi paylaşmak üzere kullanacağım.
Değerli hazırun, Orta Doğu kasıp kavruluyor, bölgedeki jeopolitik gerilim her geçen gün daha da derinleşiyor, küresel piyasalar tam felaket senaryosunu fiyatlamış değil, eğer çatışmalar kısa sürede sona ererse küresel enflasyonun yaklaşık olarak 0,5 ila 1 puan artması, dünya ekonomisinin ise yaklaşık yarım puan yavaşlaması bekleniyor. Bu durumda büyüme düşer ancak sistem çökmez, merkez bankaları faiz indiriminde zorlanır fakat küresel çapta bir panik havası oluşmaz ancak asıl risk çatışmanın uzamasıdır. Özellikle Hürmüz Boğazı'nda kalıcı aksaklık ortaya çıkarsa o zaman mesele kökten değişir. Böyle bir senaryoda petrol fiyatları hızla yükselir. Petrol fiyatlarındaki artış akaryakıt demektir, akaryakıt fiyatlarındaki artış elektrikten ulaşıma, gıdadan sanayi üretimine kadar her alanda maliyet artışı demektir. Bu zincirleme etki sonucunda küresel enflasyon 2-3 puan artabilir, küresel büyüme ise 1 ila 2 puan düşebilir yani dünya ekonomisi ciddi bir stagflasyon riskiyle karşılaşabilir. Buradaki temel soru şudur: Türkiye ekonomisi böyle bir tabloya hazırlıklı mıdır? Aslında bu sorunun cevabını savaş haberleri sonrasında piyasalarda yaşanan gelişmeler net biçimde ortaya koymuştur. Saldırı altında bulunan ülkelerin borsaları dahi bizim borsamızdan daha az değer kaybederken, devletin en üst düzey yetkililerinin hedef alındığı bir ortamda dahi İran borsası yükselişle açılırken, bizim borsamız eksi 3 düşüşle açılmıştır. Bu tablo, ekonomimizin kırılganlığına dair çok net bir göstergedir.
Değerli milletvekilleri, ekonomik güven sadece rakamlarla değil öngörülebilirlikle, kurumsal istikrarla ve sağlam politikalarla sağlanır. Eğer küresel riskler karşısında en küçük dalgada piyasalarımız bu derece sert tepki veriyorsa burada yapısal sorun var demektir. Biz muhalefet olarak uyarıyoruz: Jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde mali disiplin, güçlü rezerv yapısı, güven veren para politikası ve üretim odaklı ekonomik program hayati önemdedir, aksi hâlde küresel bir şok kırılgan olan dengeleri daha da sarsacaktır.
Değerli milletvekilleri, öğretmenimiz Fatma Nur Çelik'in hayatını kaybettiği menfur saldırı eğitim ve kamu vicdanını derinden yaralamıştır. Görev yaptığı okulda bir öğretmenin hayatını kaybetmesi kabul edilemez güvenlik çöküşüdür. Bu olay münferit değildir, bu acı olay eğitim kurumlarımızın savunmasız bırakılmasının, ihmal zincirinin, güvenlik zafiyetinin ve yıllardır ertelenen önlemlerin ağır sonucudur. Eğitim çalışanlarının güvenliği konusunda yapılan uyarılar dikkate alınmadı, gerekli yapısal düzenlemeler hayata geçirilmedi. Bunun da sonuçları maalesef böyle acı kayıplar oluyor ancak meseleyi yalnızca fiziki güvenlik eksikliği olarak değerlendirmek yanlıştır. Yıllardır öğretmenlik mesleği sistematik biçimde itibarsızlaştırıldı, öğretmen cami avlusunda yem bekleyen güvercine benzetildi. Bu söylemler öğretmenleri toplum nezdinde zayıflatmış, otoritesini aşındırmıştır. Bugünkü yaşanılan acı hadise yıllardır biriken değersizleştirme anlayışının da sonucudur. Sürekli tatilini konuştuğunuz öğretmenlerin biraz da katillerini konuşun, sürekli "Yatarak maaşlarını alıyorlar." dediğiniz öğretmenlerin, okullardan naaşları alınıyor. "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." diyen bir ümmetten öğretmen katleder duruma geldik. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Bir milletvekili maaşı öğretmen maaşını geçmesin." emrini bugün Meclis kürsüsünden teklif olarak sunuyor, yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)