| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor, kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail'in tahrikleriyle komşumuz İran'a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkân ve ihtimali varken yanlış hesaplar, yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyor; aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz.
Dün Millî Savunma ve Dışişleri Bakanlarımız Gazi Meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdiler, buradan Bakanlarımıza ve bu konuyla ilgili değerli fikirlerini paylaşan milletvekillerimize teşekkür ediyorum.
Tabii, içinde bulunduğumuz süreç ve etrafımızdaki ateş çemberi aslında birlik, beraberlik ve bütünlüğün ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Şairin ifadesiyle: "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez."
Çok değerli milletvekilleri, şunu da ehemmiyetine binaen özellikle ifade etmek isterim ki biz bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da "Bu, Şii'dir; bu, Sünni'dir; bu, Türk'tür; bu, Kürt'tür." diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan vardır. İster yanı başımızda ister dünyanın öbür ucunda olsun haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız, mazlumların yanındayız. Daha önce komşumuz Irak'ta bunu yaptık, on beş sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık, on üç buçuk yıl boyunca komşumuz Suriye'de bunu yaptık, 5'inci yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz, Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çok yerde bunu yaptık, yapmaya da devam ediyoruz.
Daha önce de söylediğimiz gibi, bugün de üzerine basarak tekrar ifade ediyoruz ki bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok, bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Hangi ırktan olursak olalım bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve elhamdülillah Müslüman'ız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim, Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir, Hazreti Ayşe validemiz bizimdir, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir. Özellikle bu dönemde bir annenin çocukları anlamına da gelen "ümmet" kavramının temsil ettiği manaya daha da sıkı sıkı sarılmalıyız. Bunu şunun için söylüyoruz: Son günlerde sosyal medyada mezhepçiliğin körüklendiğine, asırlık tartışmaların yeniden ısıtılmak istendiğine hep birlikte şahit oluyoruz. Savaşın bir cephesi olarak gördüğümüz bu tehlikeli tartışmalara karşı hem aziz milletimizi hem de bölgedeki tüm kardeşlerimizi dikkatli olmaya davet ediyoruz. Menşei bundan on üç-on dört asır öncesine uzanan muhataralı meselelerin bugün tekrar gündeme getirilmesi asla ve kata tesadüf değildir. İster dinî ister siyasi ister tarihî olsun, bugün bize faydası olmayan; aksine, nefreti körüklemesi, fitneyi büyütmesi sebebiyle kardeşlik hukukumuza zarar veren tartışmalardan uzak durulmalıdır. Lütfen şunu unutmayalım: Şiiler, Sünniler olarak, Araplar, Türkler, Kürtler ve Farslar olarak bütün farklılıklarımıza rağmen yüzyıllarca bir arada yaşıyoruz; inşallah, bu çatışma ve savaşlar bittikten sonra da yine bir arada barış içinde yaşamaya, aynı coğrafyayı ve aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Bölge halkları olarak zaten mağduru olduğumuz bir çatışmanın daha büyük yaralar açmasına asla müsaade etmemeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Siyonist katliam şebekesinin elin taşıyla elin kuşunu vurma oyununa kesinlikle gelmemeliyiz.
Değerli milletvekillerimiz, İran'a saldırılar devam ederken aralarında kimi eski İsrailli yöneticiler ile ücreti mukabilinde tetikçilik yapan kiralık kalemlerin de olduğu belli çevreler ülkemizle ilgili çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Akıllarınca liste yapan bu aklı evvellere şunu açık açık söylemek isteriz: Düğmeye basılmışçasına eş zamanlı olarak uluslararası medyaya servis edilen bu hezeyanların amacını ve hedefini bizler çok iyi biliyoruz. Türkiye düşmanı lobiler tarafından sistemli şekilde yürütülen kampanyaların ardındaki asıl niyetin de farkındayız. Allah'ın izniyle biz bu oyuna kesinlikle düşmeyeceğiz, sağduyu ve soğukkanlılığı elden bırakmayacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Türkiye ülkelerden bir ülke değildir, bu millet sıradan bir millet asla değildir; Türkiye'nin ve Türk milletinin karakterini tanımak isteyenler Kıbrıs'a baksın, İstiklal Harbi'mize baksın, Çanakkale Zaferi'mize baksın. En son, 15 Temmuzda, sadece içimizdeki hainleri değil, onların ipini tutanları da milletin gücüyle, milletin azmiyle rezil rüsva edip bozguna uğrattık. Bu millet namahremine uzanacak her türlü eli, geçmişte olduğu gibi bugün de yarın da çelik gibi iradesi ve cesaretiyle kıracak güçtedir, azimdedir, kudret ve kuvvettedir elhamdülillah. Üstelik, bugünün Türkiye'si dünden çok farklıdır; Türkiye iç cephesini güçlendirmiştir, Türkiye "Terörsüz Türkiye" projesiyle gücüne güç katmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, lütfen.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Savunma sanayimizdeki atılımlarla ordumuzun caydırıcılığı daha da artmıştır. Türkiye edilgen konumdan çıkmış, bölgesinde denklem kurucu, oyun kurucu rol üstlenmiştir. Türkiye'ye el uzatanın eli yanar, Türkiye'ye dil uzatanın dili yanar. Tekrar söylüyoruz: Biz macera peşinde değiliz, gerilim peşinde asla değiliz; biz bölgemizin her karışında ve köşesinde sulhusükûnun hâkim olmasından yanayız, biz savaşlardan bitap düşmüş, bıkmış, yorulmuş Orta Doğu'nun bir an önce hasretini çektiği kalıcı barışa ve istikrara kavuşmasından yanayız. Geçmişte Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğumuz gibi bugün de İran'ın, Lübnan'ın, bölgedeki tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü savunuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)