| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 70 |
| Tarih: | 11.03.2026 |
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti, aslında konuşmama bu cümlelerle başlamayacaktım ama az önce bir dakikalık konuşma esnasında Sayın Genel Başkanımızın "İç cepheyi tahkim etmek gerekir." cümlesinden ne kastettiğini anlamamış, bölgemizde ve dünyadaki gelişmeleri doğru okuyamamış bir milletvekilinin Genel Başkanımızı direkt olarak eleştirmesi bir akıl tutulmasından başka bir şey değildir diyorum.
Milliyetçi Hareket Partisine ve Türk milliyetçilerine iç cephenin ne olduğunu öğretmeye kalkmak beyhude bir çabadır. Bizler, vatanın bekası ve milletin bölünmez bütünlüğü için mücadele etmenin ne demek olduğunu bizzat yaşayarak özümsemiş bir iradenin neferleriyiz. İç cepheyi sağlam tutmak ve Türkiye Cumhuriyeti'ni ilelebet payidar tutmak MHP'nin ve ülkücü milliyetçi hareketin lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin en temel ülkülerinden biridir. Bu sağlam inançla, millî birlik ve beraberlik şuurundan taviz vermeden güçlü bir irade ortaya konmaktadır. Zira bizler cumhuriyeti ilelebet yaşatma yeminini, Türk ve Türkiye Yüzyılı ülküsünü sonradan öğrenilmiş bir ders olarak değil, sarsılmaz bir varoluş gayesi olarak yüreğimizde yaşatıyoruz diyorum.
Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılının 11 Martında ülkemizde ilk kez COVID-19 vakasına rastlandığı, Sağlık Bakanlığımızca açıklanmıştı. O günden sonra, tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizde de pandeminin yarattığı olumsuzlukları hep birlikte yaşadık. O zorlu sürecin tesirleri dünyada hâlâ devam ediyor. Ülkemiz, sağlam temelleri, güçlü duruşu sayesinde bu buhranlı dönemden minimum seviyede etkilenerek sağlam ve güçlü bir şekilde çıkmayı başarmıştır.
Ancak küresel bir sağlık krizini geride bırakıp kendi gücümüze odaklandığımız bu dönemde maalesef sınırlarımızın hemen ötesindeki jeopolitik ateş çemberi giderek büyümektedir. Biz terörsüz Türkiye hedefimizle ülkemizde milletimizi ve dirliğimizi çelik bir iradeyle muhafaza ederken hemen yanı başımızda kapı komşumuz İran da füzelerden kan kusuyor. ABD ve İsrail ortaklığının haftalardır sürdürdüğü ve her geçen gün daha da pervasızlaşan bu saldırılar salt bir askerî operasyon değildir. Karşımızdaki tablo bütün bir Orta Doğu'yu cehenneme çevirme ve coğrafyamızı bir kez daha ateşe atma provokasyonudur maalesef. Görünen köy kılavuz istemez sayın milletvekilleri; hedef sadece vurulan askerî tesisler veya havada uçuşan füzeler değildir, asıl mesele burnumuzun dibinde kanla ve barutla çizilmek istenen yeni haritalardır. Yüzyıllardır bu bölgeyi sömüren emperyalist zihniyet, şimdi, İran üzerinden bölgemizi geri dönülmez bir kaosa sürüklüyor Gökten ölüm yağarken "insan hakları" diye mangalda kül bırakmayan sözde medeni Batı'nın kılı bile kıpırdamıyor; kadınların, kız çocuklarının, sabilerin, günahsız sivillerin üzerine düşen bombaları film seyreder gibi izlemeleri o tescilli ikiyüzlülüklerinin en iğrenç vesikası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Cümle âlem aklına kazımalıdır ki bizim kimsenin toprağında gözümüz yok ancak komşudaki yangının külü evimize düşerse o ateşi yakanlara gereken cevabı da veririz. Olası bir sığınmacı dalgası, sınır hattımızda kasten yaratılacak otorite boşlukları ve bunu fırsat bilip semirecek terör örgütleri Türkiye Cumhuriyeti'nin doğrudan beka meselesidir. Türkiye, okyanus ötesinden kurulan masalarda meze yapılacak, emperyalist satranç tahtalarında "piyon" diye sürülecek bir ülke değildir. Başkentimiz Ankara'nın sarsılmaz iradesi ne okyanus ötesi senaryolara teslim olur ne de eli kanlı bölgesel taşeronların şantajlarına boyun eğer.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Devletimiz, ordusuyla ve tüm kurumlarıyla teyakkuzdadır. Hava sahamıza girecek serseri bir mühimmatın, sınırımızdan içeri sızmaya yeltenen tek bir silahlı gücün hesabı misliyle sorulur. Kimse kendi menfaati için bu coğrafyanın etnik ve mezhep fay hatlarını kaşıyarak Türk milletinin sabrını sınamaya kalkmasın. Coğrafya ateş çemberindeyken içeride kayıkçı kavgasına tutuşmak, ufak tefek siyasi hesaplar peşinde koşmak büyük bir gaflettir. Gün, ayrışma günü değil devletin sarsılmaz iradesi etrafında demir yumruk gibi birleşme günüdür. Bizi dışarıdan kuşatacağı hizaya sokacağını sananlara verilecek en güzel cevap iç cephemizin bu çelikten duruşu olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Türk devleti, ebet müddettir. Fırtınalar ne kadar çetin olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti rotasından şaşmayacak "Lider ülke Türkiye." hedefine emin adımlarla ulaşacaktır.
Sözlerimi noktalarken Türk tarihçiliğinin ve siyasi düşünce hayatımızın kutup yıldızlarından Yusuf Akçura'yı ebediyete irtihalinin yıl dönümünde saygıyla anıyorum. Akçura, imparatorluk küllerinden bir millet cevheri çıkarmanın yolunu ne asılsız hayallerde ne de günübirlik politikalarda aramış, bunu doğrudan Türk milletinin kendi tarihsel gerçeğinde ve sosyolojik birliğinde görmüştür. Üç Tarz-ı Siyaset'le Türk dünyasının ortak geleceği için aşılması gereken yolları ve birleşilmesi gereken ideali bir devlet aklıyla ortaya koymuştur. O, dilde birliğin, tarihte şuurun ve coğrafyada Türk'ün izini sürme mücadelesinin her daim öncüsü olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Bitiriyorum.
BAŞKAN - Tamamlayın.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Bugün onun mirası sadece kütüphane raflarında değil, Türk birliği idealini bir Kızılelma sabrıyla ilmek ilmek işleyen ve millî mukavemeti her şeyin üzerinde tutan o sarsılmaz iradede yaşamaktadır. Ruhu şad olsun diyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.