GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:68
Tarih:05.03.2026

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Avrupa Birliğinin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve "Made in Europe" politikası çerçevesinde dün akşam çok önemli bir gelişme yaşandı. Yürütülen yoğun diplomasi ve karşılıklı istişareler sonucunda Türkiye'nin "Made in Europe" içinde değerlendirilmesi ülkemiz açısından çok stratejik ve önemli bir kazanım. Türkiye, Avrupa'nın dışında bir ülke değildir. Türkiye, Avrupa'nın üretim ekonomisinin içindedir. Türkiye, Avrupa'nın sanayi ortağıdır. Türkiye, Avrupa'nın tedarik zinciridir. Türkiye, Avrupa'nın lojistik kapısıdır, Türkiye Avrupa'nın enerji geçiş noktasıdır. Bu sürece katkı sunan başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat olmak üzere emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu konuya sadece ticaret veya muhalif olarak bakarsanız çok yanılırsınız. Bu konu farklı bir şey çünkü dünyada yeni bir ekonomi ve ticaret düzeni kuruluyor artık. Son birkaç ayda dikkat edin, dünyada iki büyük olay yaşandı, birincisi Venezuela, Amerika operasyon yaptı, Maduro'yu devirdi ama şu soruyu kimse sormadı: Venezuela petrolünü en çok kim kullanıyor? Çin. Çin Venezuela'dan günde yaklaşık 800 bin varil petrol temin ediyor. İkinci olay: Amerika ve İsrail sonra İran vurdu, Hamaney'i ailesiyle beraber katletti. İran petrolünü en çok kime satıyordu? Çin'e hem de günde 1,5 milyon varil Çin'den petrol tedarik ediyor. Bu büyük güç mücadelesi satır araları sadece. Tarihte yükselen bir güç olduğu zaman güce yaklaştığında mutlaka ve mutlaka sorun çıkıyor. Hatırlayın, Almanya yükseldi, İngiltere'ye yaklaştı Birinci Dünya Savaşı çıktı. Japonya yükseldi, Amerika'ya yaklaşmaya başlandı, sonuç? Orada da İkinci Dünya Savaşı çıktı. Sovyetler Birliği yükseldi, sonuç? Orada da Soğuk Savaş meydana geldi, yıllarca devam etti. Bu sefer sahnede Çin var. Çin bugün dünya üretiminin yüzde 28'ini yapıyor. 2030'a gelmeden Çin dünyanın en büyük ekonomisi olacak, bunu herkes konuşuyor. İyi de tükettiği petrolün yüzde 73'ünü dışarıdan temin ediyor. Devasa bir motor çalışıyor ama bu motorun yakıt hortumları dışarıya bağlı. Bir hortum Venezuela'ya, bir hortum İran'a, bir hortum Rusya'ya, bir hortum Körfez'e. Peki, Amerika ne yapıyor? Hiç motorla ilgilenmiyor, direkt hortumları kesiyor, Venezuela'yı kesti, İran'ı kesti şimdi, Rusya yaptırımlarla zaten kısılmıştı. Son iki ayda Çin'de enerji tedarikinden günlük yaklaşık 2,3 milyon varil petrol tedarik dışında kaldı; çok önemli bir rakam bu. Bu Çin'in ithalatının yüzde 20'si demek ama kimse fark etmedi çünkü herkes İran'a bakıyordu o arada. Bitmedi başka bir şey daha var: Çin yıllardır Pekin'den başlayıp Avrupa'nın kalbine uzanan "Yeni İpekyolu" denilen yeni bir ticaret ağı kuruyor. Almanya'nın en büyük ticaret ortağı Çin oldu artık. Fransa yeni anlaşmalar yaptı Çin'le. İtalya İpekyolu Projesi'ne katıldı yani Avrupa ekonomik olarak Amerika'dan uzaklaşmaya başladı. Tam o sırada, işte, Amerika İran'a vurdu çünkü İran bu ticaret ağının Orta Doğu'daki en kritik geçiş noktasındaydı. Tek hamleyle iki sonuç elde etti. Çin'in enerji hattını zayıflattı bir taraftan, bir taraftan da Çin'in ticaret yoluna taşlar döşedi. Bu yüzden dış politikayı sadece günlük tartışmalarla değil büyük güç rekabetini de beraber okuyarak değerlendirmek zorundayız. Aksi hâlde başkalarının kurduğu masada, satranç tahtasında birer piyon olmaktan öteye geçemeyiz. Bizim görevimiz, Türkiye'yi büyük bir hesaplaşmanın oyuncusu yapmak, seyircisi değil. Maalesef, şu anda iyi bir oyuncu değiliz, Türkiye'yi bu zor zamanında, bu sıkıntılı süreçte yermek istemiyorum ama Sayın Dışişleri Bakanının açıklamalarına bakıyorum, Türkiye bir oyuncu olmaya hazır değil, seyirci olmaya devam ediyor. Umarım, bu işin farkına bir an önce varırlar.

Saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)