| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 05.03.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Salı günü bu konuda Bakanlar tarafından bizlere bir bilgi verilecek ve bu konu tekrar yeniden Türkiye'nin gündemine gelecek. Bu bir genel görüşme talebidir değerli arkadaşlar ve ben genel görüşme talebimizin kabul edilmesini temenni ediyorum.
Şimdi, okuma yazması olmayan bir vatandaşımız hacca gidiyor. Hacdan döndükten sonra -kırk gün, elli gün gidiliyordu, biliyorsunuz eskiden- soruyorlar: "Ya, hacı emmi, yediğin, içtiğin senin olsun ama bu yaşadıklarını biraz anlatır mısın?" Başlıyor anlatmaya: "Ezan Türkçe okunuyor, problem yok, Kur'an Türkçe okunuyor, namaz Türkçe kılınıyor, her şey güzel, hoş da bu konuşmaya gelince bu Araplar sapıtıveriyorlar." diyor. Şimdi, biz bunu, bu genel görüşme talebini niye verdik? Türkiye elbette ki bin yıldır bu coğrafyada ve büyük devletler kurdu; Anadolu Selçuklu gibi, Büyük Selçuklu gibi, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devleti gibi. Elbette ki -bu devletin, daha önce bu kürsüde çok söyledim- burada, bu topraklarda büyük devletler geldi ve geçti arkadaşlar ve bu stratejik topraklarda Roma çok uzun süre kalamadı, Bizans kalamadı, burada Cengiz kalamadı, burada Timur kalamadı ama biz Osmanlı olarak altı yüz yıl kalabildik. Bu topraklarda eskiden büyük ordularla ve büyük ekonomilerle kalırdınız, şimdi ise büyük demokrasiyle kalırsınız. Peki, demokrasi nedir? Demokrasi, şeffaflık rejiminin adıdır. Demokrasi, açıklık rejiminin adıdır. Demokrasi, denetlenebilir yapıların rejiminin adıdır ve hesap verilebilirliğin adıdır demokrasi.
Peki, Türkiye'de biz bu savunma sanayisiyle ilgili veyahut da hava savunma sistemlerimizle ilgili bu genel görüşme talebimizi yaparken yapılanları inkâr mı ediyoruz?Hayır etmiyoruz ama biz diyoruz ki: Bakın, yirmi dört yıldır iktidardasınız, bu iktidardayken de ne diyordunuz? ALTAY tankından bahsediyordunuz, ATAK helikopterinden bahsediyordunuz, uçaklardan, savaş uçaklarından bahsediyordunuz, Kirpilerden bahsediyordunuz, tanklardan bahsediyordunuz ve aynı zamanda motorlardan bahsediyordunuz. Gelin, bununla ilgili olarak hakikaten Türkiye hazır mı, değil mi; bunu görmemiz gerekiyor arkadaşlar. Neden söylüyoruz bunu? Çünkü sizin bazı sözlerinizin yerine gelmediğini görüyoruz. Nedir bunlar? İşte, Sayıştayın devre dışı bırakılması, TÜİK'in tahminleri. Yani TÜİK mahkemeye enflasyon sepetini verecek vermiyor, "Neden vermiyorsun?" diyoruz, "Vermiyorum." diyor, "Mahkemeye veririm, ona da şifreli veririm." diyor. Peki, Merkez Bankanızın tahminleri var, tutmuyor. Orta vadeli programınızın tahminleri var, tutmuyor. Siz "Şu tarihte şu olacak." diyorsunuz, olmuyor. Bu, savunma sanayisi için, bizim füzelerimiz için veyahut da Çelik Kubbe'miz için, Demir Kubbe'miz için de geçerli arkadaşlar. Gelin, bade harabül Basra demeyelim yani başımıza felaket geldikten sonra "Aa, bunlar yapılmamış, tankımız yokmuş, savaş uçağımız yokmuş, motorlarımız yokmuş, füzelerimiz yokmuş." demeyelim diyerek burada, biz muhalefet olarak görevimizi yapıyoruz. Yarın Türkiye'nin başına böyle şeyler geldiğinde ki gelebiliyor biliyorsunuz, geldi, geçmişte de oldu bunlar Kıbrıs'ta oldu, zaman zaman biz 12 mil konusunda yaşadık, "casus belli"de yaşadık, Yunanistan'la yaşadık, başka ülkelerle de yaşadık değerli arkadaşlar. O nedenle, biz bunu öğrenmek istiyoruz. Ha, siz şunu söyleyebilirsiniz: "Ya, siz devlete inanmıyor musunuz?" Adamın birisi bayılmış, bayıldıktan sonra kaldırmışlar "Öldü herhâlde bu." demişler, morga koymuşlar, morga koyduktan sonra adam uyanmış, morgun kapısını vurmaya başlamış, morgcu gelmiş, görevli gelmiş "Ne oluyor? Beni çıkarın buradan, benim morgda ne işim var?" demiş, "Sus, sen devletten daha iyi mi biliyorsun? Devlet senin öldüğüne karar verdi." demiş. Şimdi, siz de böyle söyleyebilirsiniz "Siz Hükûmetten daha mı iyi biliyorsunuz?" diyebilirsiniz ama biz Hükûmete diyoruz ki: Gelin -sadece burada genel görüşme talebi bakanlardan geliyor- bunlara da evet deyin, bunları konuşalım Türkiye'de. Ne kadar tankımız var, ne kadar uçağımız var, bizim hakikaten ne kadar hipersonik füzelerimiz var? Bizim bunlarla ilgili olarak çalışmalarımızın yapılması lazım. Şimdiye kadar çok başarılı işler yaptığınızı söylüyordunuz. Bakın, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail hakikaten siyonist devletlerdir bunlar. Bunlar siyonist, masonik güçlerin veya siyonist Yahudi güçlerinin, lobilerinin -bizim Yahudilerle ve Musevilerle problemimiz yok- başlatmış olduğu işler var. Nedir bunlar? Dünyada Çin'e karşı tek kutuplu bir dünya oluşturmak istiyorlar. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin susturulduğu ve sustuğu andan itibaren dünya uzun zamandır bir düetle karşılaşmadı arkadaşlar yani iki kutuplu, üç kutuplu bir dünyayla karşılaşmadı. Sonra, Amerika Birleşik Devletleri de şimdi bütün dünyaya diyor ki: "Benim solomu dinleyeceksiniz." diyor. "Benim solomu dinleyeceksiniz." Ama bir diğer yandan da hem İslam ülkeleri özellikle Türkiye, özellikle İran, özellikle Suudi Arabistan, özellikle Mısır gibi İslam ülkeleri veya öbür tarafta Batılı ülkeler de bu soloya karşı "Hayır, seni dinlemeyeceğiz çünkü seni dinlemek zorunda değiliz" demek zorundadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Değerli arkadaşlar, dünyadan çok firavunlar geldi ve geçti, dünyadan çok "führer"ler geldi geçti; dünyadan çok diktatörler geldi geçti, onlar da zamanında süperdiler ve onlar bittiler ve konuşulmuyorlar. Şimdi, Amerika Birleşik Devletleri de "Ben führerim." diyor. "Ben faşistim." diyor, "Ben emperyalistim." diyor, "Ben firavunum." diyor. İsrail'le beraber söylüyor, onlar da "Süperiz." diyorlar. Bunların da tarih sahnesine geçeceklerini göreceğiz hep beraber. Amerika Birleşik Devletleri bir kovboy devletidir. Amerika Birleşik Devletleri yeni emperyalist değildir, Kızılderililere yaptığından beri emperyalisttir ve Çin'e karşı yapıyor, İsrail'in güvenliği için yapıyor, kendisi için yapıyor.
Peki, biz ne yapacağız? O zaman, biz de güvenliğimizi sağlamak için aynı Atatürk'ün Trablusgarp'ta -yaşadıktan sonra- söylediği gibi "İstikbal göklerdedir." dediği gibi biz mutlaka göklerimizi güvenilir hâle getireceğiz. Bunun için füzelerimiz olacak, bunun için nükleer enerji santrallerimiz olacak. Hatta ileride İsrail'in var da bizim niye yok diyebileceğimiz bir güce sahip olup nükleer silahlarımız olacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Bunları yapacağız. Nükleer silahları olanları da tehdit ediyorlar ancak yaşamanın yolu budur. O nedenle genel görüşme talebimize "evet" oyu vermenizi talep ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)