| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 68 |
| Tarih: | 05.03.2026 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Divan, değerli milletvekilleri; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi son Genel Kurul. İran'dan çıkıp bir Orta Doğu turu yapmaktı niyetim, sonra Anadolu'ya geçecek ve Sabiha Gökçen'in rotasında Afet İnan, Remziye Hisar, Engin Arık, Türkan Saylan ve nicesi üzerinden cevap arayacaktım coğrafya ne kadar kader, aslında kadınlar için kader mi diye. Ancak dün kod adı "SSÇ" olan bir katil tarafından hunharca canına kıyılmış Fatma Nur Öğretmenin tabutu başında oğlunun görüntülerini izlerken, daha doğrusu izleyemezken merhum Bekir Coşkun'un bir yazısını hatırladım. Sevgili meslek büyüğüm "Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci, bir anne gider. Bir dost, bir arkadaş, bir sevgili; ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde." diyordu. Sonra, ülkemin giden kadınları geçti gözümün önünden; kimi ölen, kimi kendi tenhalığına çekilmek durumunda kalan.
Başta, partimin kurucu Genel Başkanı... "Elleri yer silmekten hizmetçiye benzeyen kavruk kadın" aşağılamasıyla başladığı "Fosforlu Meral" hakaretleriyle sürdürdüğü ve bir ayıp gibi asılan "sarışın kadın" yaftasıyla yürümeyi bıraktığı o uzun ve çetin yol boyunca maruz kaldığı fenalıkların çoğu kadınlığı üzerinden olmasına rağmen ve başka bir hemcinsi maruz kalsa asla esirgemeyeceği o teşkilatlı kadın sarıp sarmalamasına, her defasında ondan esirgenen ve hep erkeklerin attığı oklara karşı tek başına bırakılan Meral Akşener.
Ayşe Ateş, kızlarıyla üzerine yıkılan ocak enkazının altından "Sesimi duyan var mı?" diye haykırırken kaşı gözü, ağzı burnu konuşulan; Şengül Hablemitoğlu -hocam- cezaevine gürbüz ve suçsuz bir adam olarak uğurladığı evdeşine konuşamaz, yürüyemez, yiyip içemez ve bilinci kapalı hâlde kavuşabildiği ve eşinin beraat haberini ancak mezarda alabildiği için Sabriye Okkır...
Ve şimdi -kaderleri benzemesin, kaderleri eşleşmesin- Murat Çalık'ın annesi Gülümser anne, Dilek Kaya İmamoğlu, Meral Özcan, Ayşe Güney; onlarca kadın...
Çorlu'daki tren cinayetinde oğlu Oğuz Arda Sel'in de öldüğü haberini aldığı andan itibaren amansız bir hukuk ve vicdan savaşı başlatan ve kendisine adalet yerine hakaret sunulan Mısra Öz; evlatlarını katledenlere umut layık görülürken onlara mahkeme koridorları, onlara icralar, onlara horlanmalar reva görülen şehit analarımız Pakize anne, Zübeyde anne, Havva anne, Gülbahar anne; "Donmasınlar." diye çocuklarının eline fön makinası verip yan odada kendini asan Emine anne ve onun nezdinde bütün biçare anneleri ülkemin...
"Su testisi" denilerek tacizleri, tecavüzleri, cinayetleri, neredeyse müstahaklaştırılan bütün kadınları ülkemin; Münevver, Özgecan, Şule, Aleyna, Duygu, kevgire dönen sınırlarımızdan geçmiş ne idiği belirsiz bir zebani tarafından vahşice katledilen Ayşegül... 6 Şubattan sonra evlatları yaşamayan ama ölmemiş de olan, ağlayacak bir mezarları da sarılacak bir kucakları da olmayan, kayıp olmadığı iddia edilen ama bulunamayan çocuklarımızın anneleri; oğlunu kumpasa şehit veren Satı anne, Samiye anne; babalarını kumpasa şehit veren Duru ve Gökçen... Yıllar önce bir 8 Mart arifesinde tek kadın mahkûm olduğu Hasdal'dan hukuk sopasıyla dövülerek uğradığı şiddeti duyuracak bir panik butonu talep edişini hiç unutmadığım Güllü Salkaya... "Neden makyaj yapıyorsun?" diye sorgulanan ve bir ahlaksızlık kumpasıyla intihara sürüklenen Nazlıgül Daştanoğlu... Aybüke'm, Neşe'm, Ayşenur'um, Esma'm; kadın ve bebek ve çocuk katili PKK'nın kıydığı öğretmenlerim, hemşirelerim, polislerim, askerlerim; aydınlık ve cesur ve fedakâr kadınları cumhuriyetin... Ne çok kadın gitti bizden bu ülkede, ne çok kurban verdik; kah teröre, kah Fatma Nur Öğretmen gibi çete heveskârı bir türe, kah Fatma Nur ve Hifa gibi din karanlığının maskesi yapılan cahiliye zihniyetine, kah sefalete, kah cehalete.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Ama daha fazla gitmesin; zira değişecekse bu ülke ben inanıyorum kadınlar eliyle; Karadeniz'de dereleri, Balıkesir'de toprağı, Muğla'da ormanı korumak için zulme karşı herkesten önce ve cesur dikilen yazmalı, şalvarlı, çemberli kadınları eliyle bu ülkenin... "Mütarekede mebuslar teslim bayrağını çekerken erkekler vazifesini yapmayacak, dinlerini ve vatanlarını, zevce ve hemşirelerini muhafaza etmeyecek kadar aciz ve ilgisiz iseler bize izin versinler, topraklara gömerek paslandırdıkları silahlarını bize versinler ırzımızı, namusumuzu iffet ve ismetimizi biz kendi ellerimizle müdafaa edeceğiz." diyen, ayaklanan ve bir milleti ayaklandıran kadınlar eliyle, o tarihten aldığımız ilham eliyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)