GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:67
Tarih:04.03.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ramazan ayı içerisindeyiz, her ne kadar Adalet ve Kalkınma Partisi emeklilerin bayram ikramiyesiyle ilgili bir artış yapmayacağını ifade etse de bu konuda yoğun bir beklenti olduğunu bir kez daha ifade etmek istiyoruz.

Şimdi, bu emekli bayram ikramiyesini maalesef Adalet ve Kalkınma Partisi bir seçim yatırımı, tabiri caizse bir fırsatçılık ve siyasi rüşvet olarak gündeme getirdiğini bu emeklilik ikramiyesinin getirildiği ve artırıldığı dönemlerin tarihlerine baktığımızda net bir şekilde görebiliyoruz. İlk getirildiği tarih 11 Mayıs 2018 yani 2018 Haziranında yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminden...

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, ben de söz istemiştim ama görmediniz.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - ...sadece bir ay önce emekli ikramiyesi muhalefetin de yoğun talebi, emeklilerin de beklentisi doğrultusunda 11 Mayısta kanunlaştı ve emeklilere 1.000 TL bayram ikramiyesi verildi. O dönemde asgari ücret 1.603 TL iken bu 1.000 TL asgari ücretin yüzde 62'siydi. Üç sene herhangi bir zam yapmayan Adalet ve Kalkınma Partisi bir lütufmuş gibi 29 Nisan 2021'de yüzde 10 artışla bunu 1.100 TL'ye çıkardı. O dönemde yaşanan pandemi koşulları, sorunlar, enflasyondaki artışlar, faizlerdeki artışları dikkate aldığımızda bu yüzde 10'un sadece artış yapmak için bir artış olduğunu görmek gerekir. Esas yine 30 Mart 2023'te yani 2023'teki genel seçimden hemen önce birdenbire her ne hikmetse bunun 2 bin TL'ye çıkarıldığını görüyoruz. Yine, bir seçim zamanı ve yine bir siyasi rüşvet girişimi ve yine bir fırsatçılık. Sonra 2 Mart 2024'te tam da yerel seçimlerden bir ay önce bu 2 bin TL de yüzde 50 artışla 3 bin TL'ye çıkarıldı ve bugün gelinen noktada 2025'te 4 bin TL'ye çıkan bayram ikramiyesinin ki bir hafta önce Çalışma Bakanı bir açıklama yaptı sorulan bir soru üzerine katıldığı bir programda "Bununla ilgili yasal bir çalışma yapılıyor, yasa hazır, bunu artıracağız." denildi ama İran'a saldırıyı fırsat bilen iktidar partisi "Görüyorsunuz, işte savaş var." deyip bu yasayı da kendi gündeminden çıkarılmış oldu. Şimdi, buradan net bir şeyi ifade etmemiz lazım: Siyaset, milletin sorunlarını çözmek için yapılır, oy kaygısıyla rüşvet için yapılmaz. Eğer siz ilk getirdiğiniz zaman asgari ücretin yüzde 62'si oranındaki bir emekli ikramiyesini bir hak olarak getiriyorsanız bugün o hakkı belli bir sistematiğe bağlamak zorundasınız. Her bayram öncesi niçin emeklilerimizi bir beklenti içerisine, âdeta sadaka kovalar bir hâle getirecek duruma düşürüyoruz? Gelin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bunu asgari ücrette belli bir orana sabitleyelim. Her bayram öncesi bu konu tartışma olmaktan çıksın ve belli bir hakka kavuşsun. İktidarların veya Meclis çoğunluğunu elinde bulunduranların siyasi hesaplarına, seçim dönemindeki siyasi rüşvetlerine 16 milyon emeklimiz kurban edilmesin ya da öyle bir beklentiye sokulmasın. Çünkü dediğim gibi, ilk getirdiğinizde asgari ücretin yüzde 62'si oranında olan bir emekli maaşı bugün neredeyse sadaka niyeti olan 4 bin TL'ye kadar düşmüş durumdadır. Eğer siz gerçekten 4 bin TL'yi bugün bir çocuğa dahi bayram harçlığı olarak verirken biraz mahcup oluyorsanız 16 milyon vatandaşımıza bayramda biraz daha eli rahatlasın, biraz daha bayram harcamasını rahat yapsınlar diye getirilmiş olan bu bayram ikramiyelerini tekrar gündemimize almak durumundasınız. Buradan Adalet ve Kalkınma Partisine tekrar sesleniyorum: Önümüzdeki muhtemel genel seçimden önce mi tekrar bunu artıracaksınız, yoksa gerçekten bunu bir hak olarak görüp gündeminize almayı düşünüyor musunuz? Siz gündeminize almasanız da emeklilerimizin gündeminde olan bu konuyu biz gündemde tutmaya ve sizin bu siyasi fırsatçılığınızı her platformda milletimizin gözünün önüne sermeye devam edeceğiz.

Bir diğer siyasi fırsatçılık da EYT'ydi; tam da seçimden önce getirildi. Bir adalet duygusu, bir çalışma barışı, bir çalışma hayatındaki dengeden daha ziyade bir seçimi kaybetmekte olduğuna dair anketlerin de belki göstergesiyle bir EYT yasası çıkarıldı. Orada da adalet duygusu incindi; aynı prim gününe sahip, aynı çalışma süresine sahip, aynı emeğe sahip insanlar arasında emeklilik süresiyle ilgili on, on beş ve daha fazla sürelere yayılan bir adaletsizlik ortaya çıktı dolayısıyla siz bir meseleye salt iyi niyetle, ülkenin bir sorunu olarak görmeyip siyasal sebeplerle, seçim kaygısıyla el attığınız zaman işte sistemi bozuyorsunuz. EYT kavramı da maalesef böyle bir durumdur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Eğer EYT yasasını çıkardığınız zaman gerçekten sosyal barışı, gerçekten çalışma hayatındaki dengeleri, gerçekten emeğin hakça dağıtılmasını kendi gündeminize almış olsaydınız bugün EYT yasasından sonra "emeklilikte adalet" diye binlerce, milyonlarca mağduru oluşturmamış olurdunuz. Bir tarafta emeklilikte adalet bekleyenler, bir tarafta staj mağdurları ve birçok toplumsal mağduriyet kesiminin oluşturulmasına temel sebep Adalet ve Kalkınma Partisinin seçime endeksli siyasi fırsatçılık anlayışıdır. Dolayısıyla EYT'yi de gelin, yine tam bir genel seçim öncesi apar topar çalışma barışını, çalışma hayatındaki dengeyi dikkate almadan sadece seçime endeksli olarak yapmayalım, hep beraber burada ele alalım diyorum.

Bir diğer üçüncü husus, Millî Birlik, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun raporu hazırlandı. Elbette o raporda yasal olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin adım atması gereken konular var ama gerçekten bu millî birlik, kardeşlik ve demokrasi sürecinde iyi niyetli olan bir iktidarın yasa çıkarılmadan önce de atması gereken önemli adımlar var, bunlardan bir tanesi kayyum uygulamaları. Türkiye Büyük Millet Meclisinde bütün muhalefet partileri ve Milliyetçi Hareket Partisinin Sayın Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin artık bu uygulamaya son verilmelidir, iki Ahmet görevine dönmelidir şeklinde sloganlaştırdığı yaklaşımı da dikkate alındığında Adalet ve Kalkınma Partisi hariç kayyum uygulamalarının artık sona erdirilmesi konusunda bir ittifak var. Bugün de Esenyurt Belediye Başkanı Sayın Ahmet Özer Mecliste ziyaretimize geldi ve bu konudaki mağduriyeti tekrar dile getirdi. Ben Esenyurt'un seçilmiş Belediye Başkanıyım, sokakta gezdiğim zaman insanlar bana diyor ki: "Siz özgür bir şekilde madem hakkınızda herhangi bir tutuklama kararı yok, buralarda gezebiliyorsanız niye belediyede bizim sizi seçtiğimiz gibi tutup hizmetlere devam etmiyorsunuz?" diye halk haklı olarak sorguluyor. Dolayısıyla el Adalet ve Kalkınma Partisi siz kayyum uygulamalarına son vermek için neyi bekliyorsunuz? Bunu acaba terörle ilgili bir pazarlık konusu mu yapmaya çalışıyorsunuz? Bu, demokratik düzene aykırı bir şeyse hazır böyle bir ittifak varken gelin bunu kaldıralım.

Bir diğer önemli husus, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının eksiksiz olarak uygulanma hususu. Bu konuda da Adalet ve Kalkınma Partisinin de altında imzası olan Komisyon raporu var. Dolayısıyla, bu kararlarının uygulanmasıyla ilgili siyasi iradeyi ortaya koyma konusunda niçin hâlâ bir adım atmıyorsunuz? Yasaya gerek yok ki, zaten bizim mevcut Anayasa'mız ve yasamız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını emrediyor. Neyi bekliyorsunuz? Niçin bu konuda bir adım atmıyorsunuz? Demokrasiyi niçin pazarlık konusu yapıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Kaya.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

Dolayısıyla bu konuda da samimi olmak zorundasınız.

Bakın, üç alan saydım, bir, emeklilere bayram ikramiyesi; iki, EYT hususundaki haksızlıklar; üç, millî birlik, kardeşlik ve demokrasi konusunda iktidarın atması gereken adımlar. Her üçünde de ikircikli bir yapı var, her üçünde de siyasi bir fırsatçılık var, her üçünde de milletin sorunlarını çözmekten daha ziyade acaba siyasi sonuçları ne olur, acaba buradan nasıl bir siyasi rant elde edebiliriz arayışının olduğunu üzülerek görüyorum. Dolayısıyla, burada millet adına ve Türkiye Büyük Millet Meclisindeki, grubumuzdaki milletvekilleri adına bütün milletvekillerine bir çağrıda bulunuyorum: Temel haklar ve hürriyetler, ekonomik haklar asla ve asla bir seçim rüşvetinin pazarlık konusu yapılamaz. Gelin, bu konuları seçimi beklemeden hep beraber el ele alalım ve milletimizin sorunlarına hep beraber derman olalım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.