GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:66
Tarih:03.03.2026

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 17 yaşındaki öğrencisi tarafından sırtından bıçaklanarak katledilen öğretmenimiz Fatmanur Çelik Hocamıza Allah'tan rahmet diliyorum, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.

Bu olay vesilesiyle de eğitim sistemimizdeki birçok sorunun aslında ele alınması gerekiyor. İkili eğitimden tutun da kalabalık dersliklere kadar, ücretli öğretmen sorunundan taşımalı eğitime kadar, öğrencilerimizin günlük gıdaya ulaşım konusundaki sıkıntılarına varıncaya kadar eğitimimizin birçok sorunu var ama maalesef üzülerek görüyoruz ki bir tarafın "Kâbe'de hacılar 'Hu" der, Allah." ilahisiyle coştu diğer tarafın "Türkiye laiktir, laik kalacak!" ezberiyle kutuplaşmanın, kamplaşmanın keyfini çıkarıp kitlelerini konsolide ettiği bir siyasal süreci yaşıyoruz. Siyasetin birçok alanda maalesef semboller ve sloganlar üzerinden herkesin kendi kitlesini tahkim etmeye çalıştığı, içeriği değil sloganları konuştuğumuz bir dönemde maalesef siyaset kurumu sorun çözmekten ziyade birbirine laf yetiştirmeye ve birbirine slogan ve ezberler üzerinden cevap yetiştirmeye çalışmaktadır. Oysa milletimizin bizden beklediği siyaset kurumunun sorunların içeriğine eğilip bu soruların ne olduğuna dair hem esaslı itirazlar hem de çözümler getirmesi, iktidarın da önünde bu kadar kalabalık sorun alanları varken bu sorunlarla ilgilenmeyi tercih etmesini bir kez daha buradan tavsiye ediyoruz.

Bir diğer husus, enflasyon. İktidarın 2026 hedefi yüzde 16 iken bu hedefin yüzde 50'si olan yüzde 8'e iki aylık bir süre içerisinde ulaştılar. Buradan ramazan vesilesiyle bir kez daha dua ediyorum ki Allah herkese sorunlarına, her şeye tozpembe bakan bir Mehmet Şimşek iyimserliği nasip etsin. Çünkü Sayın Bakan her sorundan bir iyimserlik çıkarmayı, her sorunu istatistiklere takla attırarak cevaplandırmayı tercih ederek ülke ekonomimizi geldiği günden bu yana maalesef içerisinden daha da çıkılmaz hâle getirmiş durumdadır. İşte, bir taraftan bu rakamlara rağmen "Türkiye yüksek gelirli ülkeler liginde yer alıyor." diyen bir Hazine ve Maliye Bakanımız var ama aynı zamanda mensubu olduğu partinin Grup Başkanının "Bin TL emekliye bayram zammı artışı yapamayız, sıkıntılarımız belli." dediği bir Türkiye ekonomisiyle karşı karşıyayız. Allah'ınızı severseniz milletle dalga mı geçiyorsunuz? Türkiye yüksek gelirli ülkeler ligine çıktıysa harçları enflasyon oranında artırıyorsunuz, vergileri enflasyon oranında artırıyorsunuz, bütün ücretleri enflasyon oranında artırıyorsunuz ama iş emeklinin ikramiyesine gelince sıfır enflasyonla, sıfır zamla geçiyorsunuz. Ha, şuna belki güveniyor olabilirsiniz "Ya, biz bunları uyutuyoruz, seçim zamanı yüksek bir artış yaparız, bu milletin yine oyunu alırız." gibi bir yaklaşımla, bir fırsatçılıkla bu soruna yaklaşıyorsanız emeklilere buradan sizleri şikâyet ediyorum. Milletin vicdanına da bu fırsatçılığı havale ediyorum çünkü siz zaten emekli ikramiyesiyle ilgili hususu bir seçim döneminde gündeme getirdiniz. Bugün eğer bunu bir sadaka olarak veriyorsanız, eyvallah, artırmayın, ki insanlar sadakalarını bile enflasyon oranında erimeye başlayınca artırıyorlar ama hadi diyelim, siz bunu sadaka olarak görüyorsanız, evet, artırmayın ama bunu kanunen memura verilmiş bir hak olarak görüyorsanız, emekliye verilmiş bir hak olarak görüyorsanız bu hakkı enflasyon oranında hiç olmazsa güncellemek mecburiyetindesiniz. Siz millete sadaka vermiyorsunuz, kanunla millete tanınmış bir hakkı bütçenizde yer vererek hiç olmazsa enflasyon oranında artırmak mecburiyetindesiniz. Dolayısıyla, emekli ikramiyesini sadaka olarak gören bu iktidarı bu memlekete tekrar şikâyet ettiğimizi buradan bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Bir diğer önemli husus, yanı başımızda komşumuzdaki İran'da meydana gelen teröristçe saldırılar. Gazze'de aylardır süren soykırımın üstüne bir de İsrail'in Lübnan başta olmak üzere komşu coğrafyalarımıza yönelik saldırıları bölgenin güvenlik mimarisinin de bir çöküşün eşiğine geldiğini net bir şekilde ortaya koydu. Bu tabloda esas belirleyici etken İsrail'in kendi açık söylemiyle ve Amerikan Büyükelçisinin de söylemiyle Nil'den Fırat'a uzanan toprakları kuşatan arzımevut hedefidir ve bu hedef de Amerika'nın desteklediği bir stratejidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Bunu unutursak, İsrail'in siyonist yayılmacı arzımevut emellerini unutursak ve Amerika Birleşik Devletleri'nin de bu coğrafyada İsrail'in bu emellerinin tetikçisi ve koruyucusu ve hamisi rolüne soyunduğunu unutursak bu meseleleri sağlıklı bir şekilde değerlendirme imkânından yoksun oluruz. Bu ABD destekli saldırılar gündeme geldiği zaman diplomasi ve uzlaşı arayışları devam etti ve olumlu da giden bir süreçti ama maalesef bu diplomasi arayışlarına rağmen bir devlet başkanının uluslararası hukuk hiçe sayılarak, terörist bir şekilde bombalanarak hayatını kaybetmesi uluslararası hukukun iflası manasına gelir. Burada, elbette, biz ülkemizden kendisinin taraf olmadığı bir konuda savaş ilan etmesini beklemiyoruz ama uluslararası hukuka saygı gereği, faili net bir şekilde ortaya koyup Amerika ve İsrail'in bu uluslararası hukuka uymayan tavrını net bir şekilde eleştiren bir dış politika görmek istiyoruz. Ülkemizin diplomasi, barış ve savaşı sona erdirme çabalarını takdir etmekle birlikte, Trump'ın bir barış elçisi olarak bu millete pazarlanmasıyla ilgili stratejilerini de doğru bulmadığımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum. Evet, rahmetli Erbakan Hocamız mücadelesi boyunca hep derdi ki, bakın, 1 Mart tezkeresinin yıl dönümüne geldik "Siz, yedi sülaleniz alnını secdeden kaldırmasa dahi Irak'a müdahalenin hesabını veremezsiniz. Irak giderse arkasından Suriye gelir. Suriye giderse İran, İran giderse hedef Türkiye'dir." derdi. Bunu derken İsrail'den korktuğumuz ya da ülkemizi küçümsediğimiz için söylemiyordu, şuursuz devlet başkanlarına, bakın, İsrail ve Amerika'nın bu topraklardaki temel hedefi ve stratejisi Türkiye'yi yok etmeye dönüktür, kiminle dost, kiminle düşman olduğunuzu bilesiniz diye Erbakan Hoca bunları söylüyordu. Yoksa, İsrail'den, Amerika'dan korktuğu, ülkemizin gücüne güvenmediği için bu tehdidi dile getirmiyordu. Sadece, Trump'ın küresel bir barış güvercini olmadığını, İsrail'in emellerini uygulayan bir vampir olduğunu dosta düşmana anlatmak için söylüyordu, bu ülkenin İsrail ve Amerika'nın emellerinin farkında olmayan şuursuzları biraz şuurlansın diye rahmetli Erbakan Hoca bu metaforu kullanıyordu. O günlerde kendisine "komplo teorisyeni", o günlerde "Bu da amma olmayacak şeyler söylüyor." diyen insanlar bile bugün rahmetli Erbakan Hocanın vizyonunu ve ufkunu takdir ediyor ama ne yazık ki iş işten geçebilecek süreçlere doğru hep birlikte gidiyoruz. Gelin, son yirmi beş, otuz yılda bir bakalım, Libya nerede, Lübnan'ın durumu nedir, Irak nerede, Suriye nerede?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun lütfen.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Gazze'nin durumu ne? Filistin ne? Bu barbar Trump'ı "Küresel Barış Vizyonu" diye Gazze Barış Kurulunun Başkanı olarak kabul edeceksiniz, 1 milyar dolar verip "New Gazze" diye emlak projelerine destek vereceksiniz, ondan sonra da gelip bu millete Amerika ve siyonizm tehlikesinden bahsedemezsiniz, işte, bu şuursuzluktur. Onun için, millet olarak, evet, iç cepheyi güçlendirmemiz lazım ama iç cepheyi güçlendirirken de dostumuzun, düşmanımızın kim olduğunu bilmemiz lazım. Söz konusu Trump olunca, söz konusu İsrail olunca "Tarafları itidalli olmaya davet ediyoruz." şeklindeki bir yaklaşım Türk milletinin yaklaşımı olamaz. Dolayısıyla burada kimin fail, kimin mağdur olduğunu net bir şekilde ortaya koymadan İran politikasını değerlendiremeyiz. Burada mutlaka ve mutlaka İsrail'in ve Amerika'nın bu saldırgan tutumunu, bu uluslararası hukuka aykırı olan davranışını bir kere tespit olarak...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

Buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son bir dakikada toparlıyorum.

Yapmamız gereken ilk şey, İsrail ve Amerika'nın uluslararası hukuku hiçe sayan bu davranışını bir kere bir tespit olarak ortaya koymamız lazım. Failini ifade etmeden bu olayları kınamanın hiçbir faydası yoktur ve yine, bu olayın mağduru olan İran'ın haklarını da savunmak durumunda olduğumuzu da net bir şekilde ortaya koymamız lazım. Onun için, faili belli olmayan eleştirilerin, faili belli olmayan tespitlerin olsa olsa Trump'ı bir barış güvercini olarak bu coğrafyaya pazarlamaktan öteye geçemeyeceğini bir kez daha net bir şekilde ifade ediyorum. Evet, ülkemiz bir savaşın tarafı olmamalı, diplomaside en yüksek sesle dile getirmeli ama zalimlere zalim demek ve uluslararası hukuku yok sayan teröristlere de terörist olduklarını hatırlatmak bu şanlı millete yapılabilecek en büyük sorumluluklardan bir tanesidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.