GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:65
Tarih:26.02.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Amerika Birleşik Devletleri'nin İsrail Büyükelçisinin ülkemiz ve bölge ülkelerinin toprak bütünlüğünü hedef alan açıklamaları üzerine genel görüşme talebim üzerine söz almış bulunuyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu genel görüşme önergemiz bu Meclis için bir turnusol kâğıdı arkadaşlar. Ve Türkiye'nin coğrafi yeri çekiç ile örs arasındadır. Tarih yüzyıllardan beri Türk'ün ateşle yaptığı raksı seyrediyor. Haddeden geçirilen nezaket değil, Türkiye'nin hayat kabiliyetidir. Kızgın potalarda nârıbeyza hâline gelinceye kadar kaynatılan her türlü belaya karşı gösterdiği tahammüldür. Örs ile çekiç arasında dövülen tarihî tecrübedir. Böyle olur. "Yâri güzel olanın gözünü uyku tutmaz." denilmiştir. Türkiye'nin coğrafi yeri, tarihin dünya düzenine savurduğu en acı nüktelerden biridir. "Devletler hukuku" diye bildiğimiz şey, yırtıcı orman yasalarının kravatlı hâlidir. AGİK'ler, Helsinki Senet'leri, Paris Şart'ları, Birleşmiş Milletler anayasaları esasta "Ben ıslık çalarım, sen oynarsın." mealine uygundur; bu da başka bir akstır arkadaşlar. Kurtlar sofrasında var olmanın amentüsü, "Bu topraklar bizimdir." demenin bir noktada tecellisidir ve bu 86 milyonun bunu söylemesi gerekmektedir.

Değerli milletvekilleri, "Amerika Birleşik Devletleri" diye bir devlet var, bu devlet kurulduğu andan itibaren eşkıya. Önce Kızılderililere karşı eşkıyalık yapmış; ardından dünyada bir Amerikan emperyalizmi üzerine Küba'ya çıkartma yapmak istemiş, Vietnam'a gitmiş, Afganistan'a gitmiş, bazı ülkeleri işgal etmiş, bazı ülkelerin de bulunduğu yerlerde darbeler yaptırmış veya o ülkelerde iç savaş çıkartmış veyahut da o ülkeleri karıştırmanın yollarını araştırmış olan bir ülkeyle karşı karşıyayız. Geçmişte dünya iki kutupluydu; bir tarafta Rusya vardı, bir tarafta Amerika Birleşik Devletleri; ikisi de emperyalistti ama bugün tek kutuplu bir dünya inşa etmek istiyor. Bunu yaparken de şimdi Trump'ın gelmesiyle İsrail'le beraber önce kalktılar Gazze'de bir hareket yaptılar; Ürdün'ü, Lübnan'ı, Mısır'ı, Irak'ı ve Suriye'yi dizayn etmeye kalktılar ve tedip ve terbiye ettiler. Ardından da nereye doğru uzandılar? Güney Amerika'ya doğru uzandılar. Ardından, Kanada'ya uzanmak istediler. Ardından, Grönland'a uzanmak istediler; Avrupa Birliğini, Avrupa ülkelerini vergilerle terbiye etmek istediler. Türkiye'ye de aynı zamanda gözdağı verdikleri gibi manda muamelesi yaptılar. Ne yaptı? Sayın Recep Tayyip Erdoğan Amerika Birleşik Devletleri'ne gittiği zaman "Bundan böyle sıvı gazı benden alacaksın." dedi ve bir noktada emir gibiydi ve biz, şimdi onlardan, Amerika Birleşik Devletleri'nden daha pahalı alacağız, Rusya'ya karşı. Bunun adı "müstemlekelik"tir, bu bir noktada "mandacılığın başlangıcı" demektir değerli arkadaşlar.

Ardından, bir İsrail büyükelçisi kalkıp şöyle söylüyor: "İncil'in ve de Tevrat'ın bu İsrail'e vaadi vardır." Ne söylemiş bu vaatte? Arzımevutmuş. Neymiş? Nil'den Fırat'a kadar bu topraklar onların olmalıymış. Ve şimdi kalkıp Türkiye'den, Türkiye Cumhuriyeti devletinden yüksek bir ses bekliyoruz değil mi? Biz, kadim bir devletiz değil mi, bin yıllık devletiz Anadolu coğrafyasında, beş bin yıllık bir devletiz dünya tarihinde, ardından da yüz iki yıllık bir cumhuriyetiz. Efendim, kınamışlar. Kim kınamış? Bazı Arap ülkeleri ile Türkiye Cumhuriyeti devleti kınamış, "-mış." Niye kınıyoruz sadece?

Daha önce konuşan bir Ankara Büyükelçisi vardı biliyorsunuz, Tom Barrack mıdır nedir adamın adı ve demiş ki kendisi, Türkiye Osmanlı İmparatorluğu sistemine geçmeliymiş, milletler sistemine geçmeliymiş, ulus devletler bu coğrafyalara fazlaymış, İsrail de kendini ulus devlet zannediyormuş; bunları derken bu şahsa da hiçbir şey yapılmamış. Eğer geçmişte olsaydı... Mademki iktidar Sayın Recep Tayyip Erdoğan için, Sayın Cumhurbaşkanı için şöyle söylüyor: "Dünya lideridir." Dünya lideri hemen -hani zaman zaman "ey" çekiyordu ya, "Ey Hollanda!" "Ey Trump!" "Ey Rusya!" "Ey bilmem ne!" "Ey Yunanistan!" falan- der ki: "Bak, Amerika, ben senin büyükelçini çağırıyorum ve istenmeyen adam ilan ediyorum." Geçmişte Ecevit yapmıştı, geçmişte Erbakan yapmıştı, geçmişte Demirel yapmıştı, geçmişte başka liderler de yaptı, rahmetli Menderes de yaptı. "Şimdi de ben yapıyorum." diyebildi mi? Diyemedi ama diyemezler. Neden diyemezler? Eğer 550 milyar dolar borcunuz olursa, aynı zamanda sizinle ilgili bir mektup yazar da bu mektupta ağır ifadeler kullanırsa -bir noktada utanıyorum, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanına böyle bir ifade kullanmasından dolayı söylemek de istemiyorum- şunları bunları yaparız derlerse ve o mektubu da oraya asarlarsa, siz de buna bir sessiz kalırsanız bizim kafamızda istifhamlar oluşur, acabalar oluşur. Biz hakikaten bağımsız bir ülke değil miyiz, biz 86 milyonluk bir ülke değil miyiz diye sorarız arkadaşlar. Sormayalım mı? 350 milyonluk Türk dünyası demeyelim mi? 650 milyonluk Arap dünyası; 1,5 milyarlık İslam dünyası demeyelim mi?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Sizin için bir turnusol kâğıdı bu. Amerikan Büyükelçisine karşı yapacağınız işi söylüyorum: Ankara Büyükelçisini çağırıp "Kesinlikle bu sözler izaha muhtaçtır, izah edin." demelisiniz. şunu da söylüyorum sizlere, açık ve net söylüyorum: "Evet" oyu verin, genel görüşmede daha uzun konuşalım, hep beraber; ben daha farklı şeyler söylerim o zaman, bakın, sınırları zorlamayın, farklı şeyler söylerim bu sefer genel görüşme talebinizle ilgili. Hadi göreceğim sizi "evet" mi vereceksiniz "hayır" mı vereceksiniz, Amerika'dan mı yanasınız Türkiye'den mi?

LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Ya, sırf bunu yapmak için bunu yaptınız, sırf bunu yapmak için bunu yaptınız Sayın Selçuk Özdağ.

SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Amerikan-İsrail Büyükelçisinden yana mısınız yoksa Türkiye Cumhuriyeti devletinden? Göreceğiz sizi, haydi hodri meydan! (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)