| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 64 |
| Tarih: | 25.02.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; daha önce de ifade ettiğimiz gibi, "Milli Parklar" başlığını taşıyan bu teklifin adı "koruma" özü ise yandaşa devretme, doğal alanlara yapılaşma ve bu yerleri işlettirmedir. "Kamu yararı" gibi ucu açık ifadelerle, korunan alanlarda planı zayıflatıp yetkiyi tek elde toplamakta, denge denetimi kaldırıp tabiatı ranta açık hâle getirmektedir. Bir kez daha millî olanın tabelada kalmaması, ağacıyla, suyuyla, toprağıyla korunması gerektiğinin altını çiziyor ve şimdi aziz şehrimiz Trabzon'un kurtuluş iradesine geçmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, 24 Şubat Trabzon'umuzun düşman işgalinden kurtuluşunun yıl dönümüdür. Bu vesileyle bir kez daha başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmetle ve minnetle anıyor, bu topraklara namahrem elini değdirmeyen Karadeniz'in hırçın dalgaları kadar inatçı, dağları kadar vakur, iradesi kadar sarsılmaz Trabzon evlatlarını saygıyla selamlıyorum.
Trabzon, tarih boyunca Karadeniz'in kilidi, Anadolu'nun kuzeye açılan kapısı, kadim ticaret yollarının, özellikle de İpek Yolu'nun Karadeniz'e kavuştuğu stratejik bir merkezdir. Doğu ile Batı'nın, Kafkasya ile Anadolu'nun, Karadeniz ile iç bölgelerin buluşma noktasıdır. Bu şehir Kıpçak Türklerinden Çepni boylarına, Selçuklu akınlarından Osmanlı hâkimiyetine kadar Türk varlığının Karadeniz'deki sarsılmaz mührüdür. Fatih Sultan Mehmet Han'ın İstanbul'un fethinden sonra Trabzon'u Kızılelma hedeflerinden biri olarak görmesi boşuna değildir. Zira Sultan Fatih biliyordu ki Trabzon fethedilmeden İstanbul'un fethi tamamlanmış sayılmayacaktır çünkü Trabzon, Karadeniz'in hâkimiyetidir; Karadeniz'in hâkimiyeti ise Anadolu'nun güvenliğidir. 1916'da Rus işgaline uğrayan, işgal yıllarında büyük acılar yaşayan fakat asla teslim olmayan bir Trabzon'dan söz etmek istiyorum. Trabzon işgale karşı cemiyetler kurmuş, Müdâfaa-i Hukuk ruhunu Karadeniz'in dalgaları gibi ayağa kaldırmıştır. Maçka'da, Of'ta, Akçaabat'ta, Vakfıkebir'de, Beşikdüzü'nde ve Büyükliman'ın her karış toprağında direnişi ilmek ilmek işlemiştir. O gün Trabzon'un karşısında yalnızca işgal orduları yoktu, Pontusçu emeller de vardı. Karadeniz'i Türk yurdu olmaktan çıkarmak isteyen Pontusçuluk hevesi milletimizin ferasetiyle bertaraf edilmiştir; bugün de aynı zihniyetin farklı ambalajlarla, farklı söylemlerle karşımıza çıkmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Dün "Pontus" diyerek bölmek isteyenler ile bugün ihanet süreçleriyle ayrıştırmaya çalışanlar arasında zihniyet bakımından hiçbir fark yoktur. Türk milleti tarih boyunca bu tür projeleri nasıl boşa çıkardıysa bugün de millî birliğini tartışmaya açtırmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, tarihte bu denli stratejik olan bir şehir bugün ne yazık ki sıkıştırılmıştır. Uluslararası ticaret yollarının kavşağında olması gereken Trabzon, bugün yol ağında bile sıkışmış bir vaziyettedir. Yıllardır söz verilen demir yolu hâlâ yoktur; Trabzon-Erzincan demir yolu hâlâ bir hayal gibi anlatılmakta fakat raylar bu topraklarla bir türlü buluşturulamamaktadır. İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olması gereken Trabzon, lojistik bir merkez olmak yerine, sadece oyalanmaktadır. Sahilleri doldurarak denizle bağı zayıflatılan, yaylaları plansız yapılaşmayla talan edilen, doğal zenginlikleri hoyratça tüketilen bir Trabzon gerçeğiyle karşı karşıyayız. Göç veren, göçlerini büyük şehirlere gönderen potansiyeli durdurulmuş bir Trabzon'dan söz etmekteyiz. Oysa, Trabzon üretimle, turizmle, lojistikle, deniz ticaretiyle, kültürle ve eğitimle Karadeniz'in cazibe merkezi olabilecek güçtedir. Bu potansiyelin önünü açmak yerine daraltan her politika yalnızca Trabzon'a değil, Türkiye'nin stratejik geleceğine de zarar vermektedir.
İktidara sesleniyor ve diyorum ki: Trabzon'u sıkıştırılmış bir şehir olmaktan çıkarın, demir yolunu daha fazla geciktirmeyin, Karadeniz'i Anadolu'ya gerçek anlamda bağlayan sahillerini, yaylalarını koruyun ve tarihine yakışır bir Trabzon ortaya koyun. Trabzon, dün Rus işgaline nasıl direndiyse bugün de kaderine terk edilmeye razı gelmeyecektir diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
(İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)